Trump yönetimi, Hawaii eyaletinin Medicaid dolandırıcılıkla mücadele birimine sağlanan 3 milyon dolarlık federal fonu kesme kararı aldı. Sağlık ve İnsani Hizmetler Bakanlığı'nın (HHS) Başmüfettişlik Ofisi tarafından Hawaii Başsavcısı Anne Lopez'e gönderilen bir yazıda, eyaletin Medicaid Dolandırıcılık Kontrol Birimi'nin (MFCU) son dört yıl içinde tek bir iddianame veya mahkumiyet kararı alamadığı gerekçesiyle fonlamanın sonlandırıldığı bildirildi. Karar, federal bütçe tasarrufu ve programın etkinliğinin sorgulanmasıyla açıklanırken, Hawaii yönetimi karara itiraz edeceğini duyurdu.
Gelişmenin Arka Planı
Hawaii'nin MFCU'su, Medicaid programındaki sahtekarlık, zimmete para geçirme ve hasta istismarını soruşturmakla görevli. 2020-2024 yılları arasında birime yaklaşık 12 milyon dolar federal fon aktarılmıştı. Ancak HHS Başmüfettişlik Ofisi'nin denetim raporuna göre, bu süre zarfında birim tarafından açılan hiçbir dava olmadı ve sadece üç soruşturma başlatıldı, bunlar da sonuçsuz kaldı. Raporda ayrıca birimin personel eksikliği, yetersiz eğitim ve kurumsal yönetim sorunları yaşadığı belirtildi. Hawaii eyaleti, kendi bütçesinden birime kaynak ayırarak faaliyetlerini sürdürebileceğini ancak federal desteğin kaybının programın etkinliğini azaltacağını savunuyor. Trump yönetimi ise federal fonların etkin kullanılmadığı gerekçesiyle kesintiyi haklı buluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu karar, ABD genelinde Medicaid dolandırıcılıkla mücadele programlarının federal denetimini sıkılaştıran bir dizi adımın parçası. Trump yönetimi, eyalet MFCU'larının performansını izlemek için yeni kriterler getiriyor ve düşük performans gösteren birimlerin fonlarını kesmeyi planlıyor. Washington'da bu yaklaşım, vergi mükelleflerinin parasının israf edilmesini önlemek olarak görülürken, bazı eyalet yöneticileri federal fonların azaltılmasının yolsuzlukla mücadeleyi zayıflatacağı uyarısında bulunuyor. Özellikle kırsal ve adalardan oluşan Hawaii gibi eyaletlerde, federal kaynak olmadan etkin bir denetim sisteminin sürdürülmesi zorlaşacak. Küresel çapta ise bu karar, devlet sağlık harcamalarının denetimine yönelik artan bir dikkatin yansıması olarak değerlendirilebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, doğrudan Türkiye ile ilgili olmasa da, sağlık sistemlerinde dolandırıcılıkla mücadelede etkin denetim mekanizmalarının önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Türkiye, SGK ve sağlık bakanlığı bünyesinde benimseyebileceği performansa dayalı fonlama modelleri açısından bu örneği inceleyebilir. Ayrıca, kamu kaynaklarının etkin kullanımı konusundaki uluslararası eğilim, Türkiye'nin kendi sağlık denetim sistemlerini güçlendirme çabalarına referans oluşturabilir. Küresel ölçekte ise, devlet harcamalarının şeffaflığı ve hesap verebilirliğine yönelik artan baskı, Türkiye dahil tüm ülkeleri etkileyen bir yönetişim trendi olarak izlenmelidir.