ABD Başkanı Donald Trump'ın talimatıyla, Minnesota Başsavcısı Keith Ellison, eyaletteki Haksız Mahkumiyet İnceleme Birimi'ni (Conviction Review Unit) kapattığını duyurdu. Ellison, 5 Şubat 2025 Çarşamba günü yaptığı açıklamada, birimin faaliyetlerini durdurduğunu ve mevcut dosyaların arşivleneceğini söyledi. Trump yönetimi, bu birimlerin federal kaynakları israf ettiğini ve eyaletlerin bağımsız yargı süreçlerine müdahale ettiğini savunuyor. Karar, insan hakları örgütleri ve hukukçular tarafından sert bir dille eleştirilirken, adalet sisteminin güvenilirliğine darbe olarak yorumlanıyor.
Gelişmenin Arka Planı
Minnesota Haksız Mahkumiyet İnceleme Birimi, 2020 yılında Başsavcı Keith Ellison tarafından kuruldu. Birimin amacı, yanlış deliller, savcılık usulsüzlükleri veya ifade hataları nedeniyle haksız yere mahkum edilen kişilerin dosyalarını yeniden incelemekti. Kurulduğu günden bu yana birim, 12 kişinin tahliyesini sağladı ve 30'dan fazla davada soruşturma yürüttü. Ancak Trump yönetimi, bu tür birimlerin federal finansmanla desteklenmesinin anayasaya aykırı olduğunu ve eyaletlerin kendi adalet sistemlerini bağımsız olarak yönetmesi gerektiğini öne sürüyor. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, "Bu birimler, masumiyet karinesini ihlal etmekte ve suçluların serbest kalmasına neden olmaktadır" ifadeleri kullanıldı. Oysa birimin kapatılması, pek çok davada adaletin tecelli etmesini engelleyebilir. Ellison, "Bu karar, adalet arayışında olan masum insanları cezalandırmaktadır. Birimimiz, yıllarca hapis yatan ve suçsuz olduğu kanıtlanan kişilerin özgürlüğüne kavuşmasını sağladı. Trump, politik çıkarları için adaleti feda ediyor" dedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu karar, yalnızca Minnesota'yı değil, ABD genelinde benzer inceleme birimlerinin geleceğini de tehdit ediyor. Şu anda New York, Kaliforniya, Teksas gibi eyaletlerde faaliyet gösteren en az 20 haksız mahkumiyet inceleme birimi bulunuyor. Trump yönetimi, bu birimlere sağlanan federal hibeleri kesmeyi planlıyor. İnsan hakları kuruluşları, bunun adalet sistemine büyük bir darbe olduğunu belirtiyor. Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği (ACLU), "Haksız mahkumiyetler, adalet sisteminin kara lekesidir. Bu birimler, yıllarını kaybeden masum insanların son umududur. Trump, bunu yok ederek suçluları değil, adaleti cezalandırıyor" açıklamasını yaptı. Küresel çapta ise, Uluslararası Af Örgütü ve Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, kararı kınadı. Özellikle Avrupa ülkeleri, ABD'nin insan hakları alanındaki itibarının zedelendiğini savunuyor. Almanya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, "Haksız mahkumiyetlerin düzeltilmesi, bir hukuk devletinin temel görevidir. Bu adım, ABD'nin adalet sistemine olan güveni sarsmaktadır" dedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'deki adalet reformları ve haksız mahkumiyetlerle mücadele çabaları açısından önemli bir ders niteliği taşıyor. Türkiye'de de benzer inceleme birimlerinin kurulması yönünde talepler bulunuyor. Ancak Trump'ın bu kararı, bu tür birimlerin siyasi baskılara maruz kalabileceğini ve uluslararası standartların korunması gerektiğini gösteriyor. Türkiye'nin, adalet sisteminin bağımsızlığını ve insan haklarını güvence altına alan mekanizmaları geliştirmesi, hem iç hukuk hem de AB sürecinde kredibilite açısından kritik. Ayrıca, ABD'deki bu tartışma, Türkiye'deki yargı reformu paketlerinin daha dikkatli hazırlanması gerektiğini ortaya koyuyor.