Eski bir Ulusal Park Servisi (NPS) korucusu olan Jerry Bransford, büyüdüğü topraklarla her zaman derin bir bağ kurmuştu. Ancak şimdi, Trump yönetiminin kamu arazilerindeki yüzlerce tarihi tabelayı kaldırma ve değiştirme çabaları, eleştirmenler tarafından ABD tarihini yeniden yazma ve beyazlatma girişimi olarak nitelendiriliyor. Trump'ın ikinci döneminde hız kazanan bu uygulama, ulusal parklardaki anlatıyı daha "olumlu" ve "vatansever" bir hale getirme hedefiyle yürütülüyor.
Tarihin yeniden yazılması: Hangi tabelalar değişiyor?
Değişiklikler, özellikle kölelik, yerli halklara yönelik soykırım ve İkinci Dünya Savaşı'nda Japon Amerikalıların toplama kamplarına gönderilmesi gibi "rahatsız edici" konuları ele alan tabelaları hedef alıyor. NPS çalışanları, yeni talimatlar doğrultusunda "beyaz üstünlüğü", "ırkçılık" ve "sömürgecilik" gibi terimlerin kullanılmaması gerektiğini söylüyor. Bunun yerine, "ekonomik fırsat" ve "batıya yayılma" gibi daha nötr ifadeler tercih ediliyor.
Örneğin, Martin Luther King Jr. Anıtı'nda "adaletsizlik" vurgusu azaltılırken, Little Bighorn Savaş Alanı'nda Kızılderili bakış açısını yansıtan metinler kaldırılıyor. Gettysburg gibi İç Savaş alanlarında ise kölelik tartışmalarından kaçınılıyor. Eleştirmenler, bu değişikliklerin ABD'nin çok kültürlü geçmişini yok saydığını ve sadece beyaz, Hristiyan bir perspektifi öne çıkardığını belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Tarih savaşları
Bu tartışma, yalnızca ABD içinde değil, dünya genelinde tarihin nasıl anlatılacağına dair daha büyük bir mücadelenin parçası. Avrupa'da sömürgecilik anıtlarının kaldırılması, Türkiye'de Osmanlı dönemi tartışmaları ve Asya'da Japon işgali anlatıları benzer kırılma noktalarını oluşturuyor. Trump yönetiminin bu adımı, muhafazakâr tabanı memnun ederken, tarihçiler ve sivil toplum kuruluşları tarafından "tarihsel revizyonizm" olarak eleştiriliyor. Küresel ölçekte, bu tür politikalar ülkelerin ulusal kimliklerini nasıl tanımladığına dair önemli sinyaller veriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, kendi tarih yazımı ve milli park anlatıları konusunda benzer tartışmaları zaman zaman yaşamış bir ülke olarak, Trump'ın bu politikasına dikkatle bakmalıdır. ABD'de tarihin yeniden yazılması, uluslararası kamuoyunda Türkiye'nin Ermeni soykırımı iddiaları gibi konulardaki tarih anlatısına yönelik eleştirileri gölgede bırakabilir. Ayrıca, Türkiye'nin müttefiki olarak ABD'nin iç siyasetindeki bu tür dönüşümler, Ankara'nın Washington ile ilişkilerinde ideolojik farklılıkları derinleştirebilir. Ancak doğrudan bir Türkiye etkisi olmadığından, bu gelişme daha çok küresel tarih anlatısı mücadelesi bağlamında izlenmelidir.