Eski ABD Başkanı Donald Trump'ın bir mitingde göçmenlerin 'evcil hayvanları yediği' yönündeki tartışmalı sözlerinin ardından, Haiti kökenli geçici koruma statüsü (TPS) sahipleri şimdi de ülkeden sınır dışı edilme tehdidiyle karşı karşıya. Alex Woodward'ın haberine göre, Trump yönetiminin TPS statüsünü yenilemeyi reddetmesi, yaklaşık 50 bin Haiti'li göçmeni belirsiz bir geleceğe itiyor. Göçmenler, ailelerinin parçalanmasından ve kaçtıkları ülkeye geri gönderilmekten korkuyor. Bir TPS sahibi, 'Bu, hayatımın en üzücü günü' ifadelerini kullandı.
TPS statüsünün sona ermesi ve hukuki süreç
Trump yönetimi, 2010 depreminin ardından Haiti'ye verilen TPS statüsünü 2018'de sonlandırma kararı almıştı. Bu karar, federal mahkemede dava konusu oldu ve şu anda temyiz aşamasında. Ancak göçmenler, her an sınır dışı edilebilecekleri endişesiyle yaşıyor. TPS, belirli ülkelerden gelen göçmenlere, ülkelerindeki çatışma veya doğal afet nedeniyle geçici olarak ABD'de kalma hakkı tanıyan bir program. Haiti için bu statü, 2010'daki yıkıcı depremin ardından verilmişti. Ancak Trump, programın kötüye kullanıldığını savunuyor.
Haiti'deki durum ise hala kırılgan. Ülkede devam eden siyasi istikrarsızlık, çete şiddeti ve ekonomik kriz, geri dönenler için büyük risk oluşturuyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü, sınır dışı edilen Haiti'lilerin şiddet ve yoksullukla karşılaştığını belirtiyor. Göçmenlik avukatları, TPS sahiplerinin çoğunun ABD'de on yılı aşkın süredir yaşadığını, Amerikan vatandaşı çocukları olduğunu ve topluma entegre olduğunu vurguluyor.
Trump'ın söylemi ve toplumsal yansımaları
Trump'ın bir mitingde 'göçmenlerin evcil hayvanları yediği' yönündeki iddiası, asılsız olmasına rağmen göçmen karşıtı söylemi körükledi. Bu söylem, Haiti'li göçmenlerin damgalanmasına ve nefret suçlarında artışa yol açtı. Sivil toplum kuruluşları, Trump'ın sözlerinin göçmenlere yönelik düşmanlığı artırdığını belirtiyor. Göçmenler, sadece yasal statülerini kaybetme değil, aynı zamanda fiziksel saldırılara uğrama korkusu da yaşıyor.
ABD'deki Haiti diasporası, bu karara karşı geniş çaplı protestolar düzenliyor. Bazı eyaletler, TPS sahiplerine eyalet düzeyinde koruma sağlamaya çalışıyor. Ancak federal düzeydeki belirsizlik sürüyor. Biden yönetimi, TPS programını genişletme sözü vermiş olsa da, Haiti için henüz kalıcı bir çözüm bulunmuş değil.
Bölgesel ve küresel boyut: Göç krizi ve ABD dış politikası
Bu gelişme, ABD'nin göç politikalarındaki çelişkiyi bir kez daha gözler önüne seriyor. Bir yanda ABD, Haiti'deki istikrarsızlığı gidermek için diplomatik girişimlerde bulunurken, diğer yanda binlerce Haiti'liyi geri göndermeye hazırlanıyor. Bu durum, Karayipler bölgesinde yeni bir göç dalgasına yol açabilir. Haiti'ye komşu ülkeler, sınır dışı edilenlerin bölgede istikrarsızlığı artıracağı uyarısında bulunuyor.
Küresel ölçekte, bu karar ABD'nin mülteci koruma konusundaki taahhütlerini sorgulatıyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), hiçbir ülkenin insanları güvenli olmayan bir yere geri göndermemesi gerektiğini vurguluyor. Karar, diğer ülkelerdeki benzer geçici koruma programlarını da etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin de benzer bir durumla karşı karşıya olduğu bir dönemde yaşanıyor. Türkiye, Suriyeli sığınmacılara geçici koruma sağlıyor ve bu statünün kaldırılmasına yönelik tartışmalar zaman zaman gündeme geliyor. ABD'deki Haiti'lilerin durumu, geçici koruma statüsünün kalıcı hale gelmesi durumunda ortaya çıkabilecek belirsizlikleri gösteriyor. Ayrıca, Trump'ın göçmen karşıtı söylemi, popülist siyasetin göçmenler üzerindeki etkisine bir örnek teşkil ediyor. Türkiye, bu tür söylemlerin toplumsal kutuplaşmayı artırabileceğini ve uluslararası iş birliğini zorlaştırabileceğini göz önünde bulundurmalıdır.