ABD Başkanı Donald Trump, Fransa’nın ev sahipliğinde düzenlenen G7 Liderler Zirvesi’nde yaptığı açıklamada, İran ile varılan anlaşmanın başarıyla ilerlediğini belirterek müzakerelerin ikinci aşamasına geçileceğini duyurdu. Trump, aynı zamanda İsrail’e Lübnan’a yönelik saldırılarını durdurma çağrısında bulunarak bölgesel gerilimin düşürülmesi gerektiğini vurguladı. Zirve, Ortadoğu’daki savaşlar ve Ukrayna krizi başta olmak üzere küresel güvenlik meselelerinin ele alındığı kritik bir platform haline geldi.
Gelişmenin Arka Planı
G7 Zirvesi, Fransa’nın Biarritz kentinde toplanırken, liderlerin ana gündem maddelerinden biri İran ile nükleer müzakerelerin geleceği oldu. Trump, “İran ile anlaşmamızı tamamladık ve başarılı olması gerekiyor. Şimdi ikinci aşamaya geçiyoruz, ki bu bence daha da kolay olacak” ifadelerini kullandı. Bu açıklama, ABD’nin İran’a yönelik yaptırımları ve diplomatik baskıyı sürdürürken bir yandan da müzakere masasını açık tuttuğunu gösteriyor. Öte yandan Trump, İsrail’e hitaben “Lübnan’daki saldırıları biraz hafifletin” diyerek İsrail’in Hizbullah hedeflerine yönelik operasyonlarına dolaylı bir uyarı gönderdi. Bu çağrı, ABD’nin bölgede tırmanan gerilimi kontrol altına alma çabası olarak yorumlanıyor.
İran ile anlaşmanın ilk aşaması, uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin kısıtlanması ve uluslararası denetimlerin kabul edilmesini içeriyordu. Trump’ın işaret ettiği ikinci aşama ise ekonomik iş birliği, bölgesel güvenlik düzenlemeleri ve İran’ın füze programının sınırlandırılması gibi daha karmaşık konuları kapsıyor. Ancak bu aşamanın “daha kolay” olacağı iddiası, uzmanlar tarafından şüpheyle karşılanıyor; çünkü İran’ın füze kabiliyetleri ve bölgesel nüfuzu, ABD ve İsrail için kırmızı çizgi olarak görülüyor.
Bölgesel veya Küresel Boyut
G7 Zirvesi’nde Ortadoğu’nun yanı sıra Ukrayna savaşı da önemli bir başlıktı. Liderler, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırılarını kınarken, Kiev’e askeri ve mali desteğin sürdürülmesi konusunda mutabık kaldı. Trump’ın İran anlaşmasına vurgu yapması, ABD’nin Ortadoğu’da yeni bir kriz istemediğini, aksine mevcut diplomatik kanalları kullanarak istikrarı tesis etmeyi hedeflediğini ortaya koyuyor. Ancak İsrail’e yönelik “Lübnan’da sakin ol” çağrısı, ABD’nin müttefiki İsrail’in hareket alanını sınırlandırma potansiyeli taşıyor. İsrail, İran destekli Hizbullah’a karşı Lübnan’da artan operasyonlarına rağmen, ABD’nin bu uyarısını dikkate almak zorunda kalabilir.
Bölgesel boyutta, İran anlaşmasının ikinci aşaması Körfez ülkelerini de yakından ilgilendiriyor. Suudi Arabistan ve BAE, İran’ın nükleer programına ek olarak bölgesel vekil güçler aracılığıyla yürüttüğü faaliyetlerden endişe duyuyor. Trump’ın anlaşmanın ikinci aşamasını daha kolay görmesi, aslında İran’ın ekonomik darboğazdan kurtulmak için daha fazla taviz verebileceği anlamına geliyor. Bu durum, bölgede İran’a karşı bir denge arayışında olan Türkiye gibi ülkeler için yeni fırsatlar veya riskler yaratabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile enerji ticaretinden güvenlik iş birliğine kadar karmaşık bir ilişkiye sahip. Trump’ın İran anlaşmasının ikinci aşamasını hedeflemesi, Ankara’nın Tahran’a yönelik yaptırımlardan doğrudan etkilenmesine yol açabilir; zira ABD yaptırımları, Türkiye’nin İran’dan doğal gaz ve petrol alımını sınırlayabilir. Aynı zamanda, İsrail’in Lübnan’daki saldırılarının azaltılması çağrısı, Türkiye’nin bölgedeki nüfuz alanıyla örtüşüyor; çünkü Ankara, Lübnan’da siyasi ve insani yardım kanallarını aktif tutuyor. Ukrayna cephesinde ise, G7’nin Kiev’e desteği sürdürmesi, Karadeniz güvenliği açısından Türkiye’nin tahıl koridoru ve Montrö Sözleşmesi çerçevesindeki rolünü pekiştiriyor. Genel olarak, Trump’ın açıklamaları Türkiye’nin iki kriz arasında denge politikası izlemesini gerektirecek bir jeopolitik tablo çiziyor.