ABD ile İran arasında varılan bir anlaşmanın ardından binlerce Lübnanlı, İsrail'in işgalinin sona ermeyeceğini açıklamasına rağmen güneydeki yıkık evlerine dönmeye başladı. Lübnan'ın güneyindeki kasaba ve köyler, son çatışmaların ardından büyük ölçüde tahrip olmuş durumda. Yerel kaynaklara göre, anlaşmanın duyulmasının ardından yollarda uzun araç kuyrukları oluştu ve insanlar evlerinin enkazını görmek için sabırsızlanıyor. Ancak İsrail ordusu, Lübnan'daki işgalinin devam edeceğini ve anlaşmanın bu durumu etkilemeyeceğini belirtti. Bu durum, bölgede belirsizliğin sürdüğünü gösteriyor.
Anlaşmanın Ardından Geri Dönüş Dalgası
ABD-İran anlaşması, bölgedeki gerilimi azaltmayı hedefliyor olsa da Lübnan'ın güneyindeki durumu doğrudan dönüştürmedi. İsrail, anlaşmanın kendisini bağlamadığını ve Lübnan topraklarındaki varlığının güvenlik gerekçeleriyle süreceğini açıkladı. Buna rağmen, Lübnanlılar evlerine dönüş konusunda kararlı. Beyrut'tan güneye doğru ilerleyen yüzlerce araç, insanların geride bıraktıkları hayatlarına kavuşma arzusunu yansıtıyor. Ancak birçok ev tamamen yıkılmış durumda; temel altyapı hizmetleri olan su, elektrik ve sağlık tesisleri çalışmıyor. Dönenler arasında çoğunlukla yaşlılar ve çocuklu aileler bulunuyor. Gençlerin bir kısmı ise şehirlerde kalmayı tercih ediyor çünkü kırsal alanlarda iş imkanı neredeyse yok.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, Ortadoğu'daki jeopolitik dengeleri yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor. ABD-İran anlaşması, İran'ın nükleer programına sınırlama getirirken bölgedeki vekil güçler üzerindeki etkisini de azaltmayı amaçlıyor. Lübnan Hizbullahı, İran'ın en önemli müttefiklerinden biri olarak anlaşmadan etkileniyor. Ancak İsrail'in işgal politikasını sürdürmesi, bölgede kalıcı bir barışın sağlanmasını zorlaştırıyor. Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası kuruluşlar, Lübnan'ın güneyine insani yardım ulaştırmak için hazırlık yapıyor. Aynı zamanda, Fransa ve AB liderliğinde Lübnan'ın yeniden inşası için uluslararası bir fon oluşturulması gündemde. Ancak İsrail'in tutumu, bu çabaların etkinliğini sınırlayabilir. Bölgesel aktörler, İsrail-Lübnan sınırındaki durumun Ürdün ve Suriye'ye sıçramaması için tedbir alıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan'daki gelişmeleri yakından takip ediyor. İsrail'in işgalinin sürmesi, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarının paylaşımı ve bölgesel istikrar açısından risk oluşturuyor. Türkiye, Lübnan'daki Sünni toplumla yakın ilişkileri ve insani yardım geçmişi nedeniyle bu krizden doğrudan etkileniyor. Ayrıca, ABD-İran anlaşmasının İran'a yönelik yaptırımları hafifletmesi, Türkiye'nin enerji ticaretinde elini güçlendirebilir. Ancak İsrail'in Lübnan'daki varlığı, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki sondaj faaliyetlerini ve Kıbrıs sorununu da dolaylı olarak etkileyebilir. Ankara, çatışmanın yayılmaması ve Lübnan'ın toprak bütünlüğünün korunması için diplomatik girişimlerini sürdürüyor.