Fransa Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Pascal Confavreux, Fransa'nın Evian kentinde düzenlenen G7 liderler zirvesi sırasında Bloomberg kanalına verdiği mülakatta, İran ile nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılması, Hürmüz Boğazı'nın güvenliği ve uluslararası dijital vergilendirme konularında önemli açıklamalarda bulundu. Confavreux, İran'la varılacak olası bir anlaşmanın, bölgesel istikrar ve küresel enerji güvenliği açısından kritik olduğunu belirtti.
Gelişmenin arka planı
2015 yılında imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA) olarak bilinen İran nükleer anlaşması, 2018'de ABD'nin tek taraflı olarak çekilmesiyle zora girmişti. O tarihten bu yana İran, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırarak anlaşmanın sınırlarını aşmıştı. Confavreux, mülakatında anlaşmanın yeniden canlandırılması için diplomatik çabaların sürdüğünü ancak henüz somut bir ilerleme sağlanamadığını ifade etti. Özellikle Hürmüz Boğazı'nın güvenliği, bölgedeki gerilimin en önemli unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. Confavreux, boğazdan geçiş ücretleri ve teşvikler konusunda endişeleri olduğunu ancak bu konuda detay vermedi.
Fransız diplomat, teknoloji şirketlerine yönelik dijital vergi uygulamasına da değindi. Fransa, büyük teknoloji şirketlerinin faaliyet gösterdikleri ülkelerde adil vergi ödemelerini sağlamak amacıyla dijital hizmet vergisi (DST) uyguluyor. Confavreux, bu verginin uluslararası alanda daha kapsamlı bir düzenlemenin parçası olması gerektiğini vurguladı. G7 ülkeleri arasında bu konuda bir mutabakat bulunmadığını ancak müzakerelerin devam ettiğini kaydetti.
Bölgesel ve küresel boyut
İran nükleer anlaşmasının akıbeti, sadece Orta Doğu'yu değil, küresel enerji piyasalarını ve uluslararası ticareti de etkiliyor. Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık %20'sinin geçtiği stratejik bir su yolu. Boğazın güvenliğinin sağlanamaması, petrol fiyatlarında ani yükselişlere ve küresel ekonomik dengesizliklere yol açabilir. Confavreux'un açıklamaları, Fransa'nın bu konuda ABD ve bölge ülkeleriyle koordinasyon içinde olduğunu gösteriyor.
Dijital vergi konusu ise büyük teknoloji şirketlerinin (Google, Apple, Facebook, Amazon gibi) faaliyet gösterdikleri ülkelerdeki vergi kaçakçılığı ve rekabet eşitsizliği sorununa çözüm bulmayı amaçlıyor. OECD bünyesinde yürütülen çalışmalar beklenen sonucu vermezken, Fransa gibi ülkeler tek taraflı önlemler alıyor. Confavreux, uzun vadede küresel bir çözümün şart olduğunu belirtti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran nükleer anlaşmasına başından beri destek vermiş, diplomasi yoluyla çözümden yana bir tutum sergilemiştir. Anlaşmanın yenilenmesi ve Hürmüz Boğazı'nın güvenliği, Türkiye'nin enerji ithalatının önemli bir kısmını oluşturan İran ve Körfez ülkelerinden gelen petrol ve doğal gaz sevkiyatı için doğrudan önem taşımaktadır. Ayrıca, dijital vergi konusunda Türkiye de benzer bir adım atarak 2020 yılında dijital hizmet vergisini yürürlüğe koymuştur. Fransa'nın bu konudaki tutumu, Türkiye'nin de uluslararası platformlarda haklılığını teyit eder niteliktedir. Küresel gelişmeler, Türkiye'nin enerji arz güvenliği ve vergi politikaları açısından yakından takip edilmelidir.