Eski ABD Başkanı Donald Trump'ın önerdiği yeni Federal Acil Durum Yönetim Ajansı (FEMA) 2.0 modeli, geçmişte yapılan afet ilanlarının neredeyse üçte birinin reddedilmesine yol açacak. Bir sivil toplum kuruluşu tarafından yapılan uyarıya göre, bu değişiklik afet mağdurlarının yardım almasını zorlaştıracak, sigorta primlerini yükseltecek ve eyaletlerin federal desteğe erişimini ciddi şekilde kısıtlayacak. Plan, özellikle iklim değişikliğinin etkileriyle sıklaşan doğal afetler karşısında federal yardım mekanizmasını daha dar kapsamlı ve eyaletlere daha fazla yük bindiren bir yapıya dönüştürmeyi hedefliyor.
FEMA 2.0 Neler Getiriyor?
Trump yönetimi döneminde gündeme gelen FEMA reformu, afet yardımlarını federal bütçeden değil, eyaletlerin kendi kaynaklarından karşılamasını öngörüyor. Önerilen sistemde, bir afetin "federal afet" olarak tanımlanması için eyaletlerin belirli bir mali eşiği aşması gerekiyor. Analizlere göre, 2010-2020 arasında yapılan afet ilanlarının %29'u bu yeni kriterleri karşılamıyor. Bu durumda, kasırga, sel ve orman yangını gibi olaylar sonrası federal yardım alamayan bölgeler, kurtarma ve yeniden inşa çalışmalarını kendi bütçeleriyle yürütmek zorunda kalacak.
Sivil toplum kuruluşu, bu değişikliğin en çok düşük gelirli eyaletleri ve iklim değişikliğine karşı savunmasız bölgeleri etkileyeceğini belirtiyor. Federal yardım eksikliği, afet sonrası toparlanmayı geciktirecek, sigorta şirketlerinin risk primlerini yükseltmesine neden olacak ve sonuçta konut sigortası maliyetleri artacak. Ayrıca, afet mağdurları için geçici barınma, gıda desteği ve sağlık hizmetleri gibi temel yardımların sağlanması da sekteye uğrayacak.
Bölgesel ve Küresel Boyut
FEMA 2.0, yalnızca ABD iç politikasını değil, küresel afet yönetimi tartışmalarını da etkileyecek bir nitelik taşıyor. ABD, dünyanın en büyük ekonomisi ve afet yardımı sağlayıcılarından biri olarak, felaket sonrası kurtarma çalışmalarında önemli bir model teşkil ediyor. Eğer federal yardım daraltılırsa, eyaletlerin özel sektörle daha fazla iş birliği yapması gerekebilir. Ancak bu durum, eşitsizlikleri derinleştirebilir; zengin eyaletler özel sigorta ve fonlarla ayakta kalırken, yoksul eyaletler kendi başlarının çaresine bakmak zorunda kalacak. Küresel iklim değişikliğiyle birlikte afetlerin sıklığı ve şiddeti artarken, ABD'nin bu tür bir reformu, uluslararası afet yardımı iş birliğine de olumsuz yansıyabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, AFAD gibi merkezi bir afet yönetim kurumu ile afetlere müdahale ediyor. ABD'deki bu tartışma, federal-yardım dengesinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Türkiye gibi deprem, sel ve yangın riski yüksek bir ülkede, merkezi hükümetin afet yardımındaki rolü hayati. FEMA 2.0 gibi bir modelin uygulanması, Türkiye'deki afetzedelerin devlet desteğine erişimini kısıtlama riski taşır. Bu nedenle Türkiye, AFAD'ın kaynaklarını güçlendirmeye devam etmeli ve yerel yönetimlerin afetlere hazırlık kapasitesini artırmalı. Ayrıca, iklim değişikliği kaynaklı afetlerin artmasıyla birlikte, uluslararası afet yönetimi standartlarını takip etmek ve iş birliğini sürdürmek önem kazanıyor.