ABD Başkanı Donald Trump, ekonomiyi canlandırma vaadiyle 2016'da kazandığı seçimin ardından, 6 Kasım 2018'de yapılacak ara seçimlerde ekonomik performansı nedeniyle zorlu bir sınavla karşı karşıya. Başkan, yeniden seçilme kampanyasını ekonomik başarıları üzerine inşa etmişti ancak şimdi bu karnesi, Kongre'nin kontrolünü belirleyecek seçimlerde aleyhine işliyor.
Ekonomik Göstergeler ve Seçmen Algısı
Trump yönetimi, işsizlik oranının son 50 yılın en düşük seviyelerine gerilediğini, borsanın rekor kırdığını ve vergi indirimlerinin ekonomiyi hızlandırdığını sık sık vurguluyor. Ancak anketler, seçmenlerin ekonomiye dair algısının karmaşık olduğunu gösteriyor. Birçok Amerikalı, ekonomik büyümenin kendilerine yansımadığını, ücretlerin artmadığını ve yaşam maliyetlerinin yükseldiğini düşünüyor.
Özellikle orta sınıf ve düşük gelirli seçmenler, vergi indirimlerinin daha çok zenginleri ve şirketleri kârlı çıkardığını belirtiyor. Sağlık sigortası maliyetleri, öğrenci borçları ve konut fiyatları gibi günlük hayatı doğrudan etkileyen konularda somut iyileşme göremeyen seçmenler, sandıkta tepkisini gösterebilir.
Ayrıca, Trump'ın ticaret savaşları ve gümrük tarifeleri, özellikle tarım ve imalat sektörlerinde olumsuz etkiler yarattı. Çin'e karşı başlatılan ticaret savaşı, çiftçilerin ihracat pazarlarını kaybetmesine yol açtı; federal hükümet, zararı telafi etmek için milyarlarca dolarlık sübvansiyon paketi açıklamak zorunda kaldı. Bu durum, serbest piyasa yanlısı Cumhuriyetçi seçmen tabanında da rahatsızlık yaratıyor.
Ara Seçimlerin Dinamikleri ve Cumhuriyetçilerin Stratejisi
Ara seçimler, genellikle iktidardaki partinin oy kaybettiği bir referandum niteliği taşır. Tarihsel olarak, başkanlık seçiminden iki yıl sonra yapılan seçimlerde Beyaz Saray'ı elinde tutan parti ortalama 30 koltuk kaybeder. Trump'ın onay oranı da %40 civarında seyrediyor; bu, Cumhuriyetçiler için endişe verici bir gösterge.
Cumhuriyetçi stratejistler, ekonomik başarıları ön plana çıkarmaya çalışsa da, seçmenin ilgisini çeken konular arasında göç, sağlık ve sosyal adalet gibi başlıklar öne çıkıyor. Demokratlar ise ekonomik eşitsizlik, ücret artışları ve sağlık hizmetlerine erişim gibi konuları kampanyalarının merkezine koymuş durumda.
Temsilciler Meclisi'ndeki tüm 435 koltuk ve Senato'nun üçte biri için yapılacak seçimlerde, anketler Demokratların Temsilciler Meclisi'nde çoğunluğu kazanabileceğini gösteriyor. Senato'da ise Cumhuriyetçilerin avantajını koruması bekleniyor. Ancak ekonomik hoşnutsuzluk, her iki mecliste de sürpriz sonuçlara yol açabilir.
Trump, kampanya mitinglerinde ekonomik rakamları ve borsa grafiklerini göstererek seçmeni ikna etmeye çalışıyor. Ancak Demokratlar, bu rakamların gerçek hayattaki karşılığının zayıf olduğunu savunuyor. Örneğin, resmi işsizlik düşük olsa da, birçok Amerikalı düşük ücretli ve güvencesiz işlerde çalışmak zorunda kalıyor; işgücüne katılım oranı hâlâ kriz öncesi seviyelerin altında.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD ekonomisi, dünyanın en büyük ekonomisi olarak küresel piyasaları doğrudan etkiliyor. Trump'ın ekonomi politikaları, ticaret savaşları ve faiz artırımları, gelişmekte olan ülkelerden Avrupa'ya kadar geniş bir yelpazede yankı uyandırıyor. Ara seçim sonuçları, Trump'ın politikalarının devamı veya yavaşlaması anlamına geleceği için, uluslararası yatırımcılar ve müttefikler tarafından yakından takip ediliyor.
Özellikle ABD-Çin ticaret savaşı, küresel tedarik zincirlerini ve ekonomik büyümeyi tehdit ediyor. Ara seçimlerde Demokratların zaferi, Trump'ın ticaret politikalarında yumuşama veya Kongre'den geçmesi zor yeni yaptırımların engellenmesi anlamına gelebilir. Bu da küresel ekonomi için bir rahatlama sağlayabilir. Ancak Demokratlar da Çin'e karşı sert bir çizgi izleyebilir; bu durumda belirsizlik sürer.
Avrupa Birliği, Trump'ın çelik ve alüminyum tarifelerine misilleme yapmış, transatlantik ilişkiler gerilmişti. Ara seçimler, ABD'nin dış politikasında bir denge arayışını beraberinde getirebilir. NATO ve diğer ittifaklarla ilişkiler, Kongre'deki güç dengesine göre şekillenecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD ara seçimleri, Türk dış politikası ve ekonomisi açısından dolaylı ama önemli sonuçlar doğurabilir. Trump yönetimiyle yaşanan S-400 krizi, FETÖ iadesi ve Suriye'deki YPG/PKK meselesi gibi başlıklarda Kongre'nin tutumu belirleyici olmuştu. Demokratların Temsilciler Meclisi'ni kazanması, Türkiye karşıtı yasa tasarılarının hızlanmasına veya tam tersine diyalog kanallarının açılmasına yol açabilir. Ayrıca, ABD ekonomisindeki dalgalanmalar ve ticaret savaşları, Türkiye'nin ihracatını ve kur istikrarını etkileyebilir. Türkiye, olası bir Kongre değişikliğine hazırlıklı olmalı; hem Cumhuriyetçiler hem de Demokratlarla ilişkileri dengelemeli. Özellikle savunma sanayii iş birlikleri ve enerji projelerinde (TANAP, TürkAkım) ABD'nin tutumu kritik.