Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın kampanya ekibi, göçmenlerin eyalet seçimlerinde oy kullanmasına izin veren yerel seçim yetkililerini hapis cezasıyla tehdit ediyor. Utah Eyaleti’nde görev yapan Cumhuriyetçi Partili bir seçim yetkilisi, Adalet Bakanlığı’ndan (DOJ) kendisine gönderilen resmi yazıda, ‘göçmenlerin oy kullanmasına göz yumulması halinde’ ağır cezai yaptırımlarla karşılaşılacağının belirtildiğini açıkladı. Yetkili, bu uyarıyı sosyal medyada ‘Adalet Bakanlığı’ndan bu sabah bir aşk mektubu daha aldım, her yeri cezai kovuşturma tehditleri serpilmiş’ sözleriyle duyurdu.
Trump’ın seçim güvenliği söylemi ve yasal zemin
Trump ve ekibi, 2020 başkanlık seçimlerinde yaşandığını iddia ettikleri usulsüzlüklerin önüne geçmek için eyalet düzeyinde sert önlemler alınmasını talep ediyor. Özellikle Arizona, Georgia ve Pennsylvania gibi kritik eyaletlerde, belgesiz göçmenlerin kayıt yaptırarak oy kullandığı yönündeki asılsız iddiaları gündeme getiren Trump, seçim yasalarının sıkılaştırılmasını istiyor. ABD başkanlık sisteminde seçimler eyaletler tarafından yönetildiği için, federal hükümetin doğrudan müdahale yetkisi sınırlı. Ancak Trump’ın ekibi, Adalet Bakanlığı’nı kullanarak eyalet yetkililerine baskı kurmaya çalışıyor.
Uzmanlar, Trump’ın bu hamlesini hukuki açıdan tartışmalı buluyor. ABD Anayasası’nın 14. Ek Maddesi, doğum yoluyla vatandaşlık hakkını tanır ve belgesiz göçmenlerin oy kullanması kanunen yasak. Ancak Trump ekibinin ‘göçmenlerin oy kullanmasına izin vermek’ olarak tanımladığı fiil, mevcut yasalar çerçevesinde suç teşkil edip etmediği henüz net değil. Utah’taki Cumhuriyetçi yetkilinin sözleri, bu tehdidin partinin kendi içinde bile hoş karşılanmadığını gösteriyor.
Küresel boyut ve demokratik normlar üzerine tartışmalar
Bu gelişme, yalnızca ABD iç siyasetiyle sınırlı kalmıyor; dünya genelinde seçim güvenliği ve göçmen hakları tartışmalarını yeniden alevlendiriyor. ABD, uzun yıllardır demokratik seçim süreçlerini diğer ülkelere örnek gösterirken, Trump’ın olası bir dönüşünde seçim sistemine yönelik bu tür müdahaleler, küresel demokrasi algısını zedeleyebilir. Özellikle Avrupa’da aşırı sağ partilerin yükseldiği bir dönemde, ABD’deki bu gelişmeler, benzer söylemlerin dünya genelinde yaygınlaşmasına yol açabilir.
Uluslararası basın, Trump’ın seçim yetkililerine yönelik tehditlerini ‘otoriter eğilimlerin bir yansıması’ olarak yorumluyor. The Guardian gazetesi, “Trump, Adalet Bakanlığı’nı kişisel bir silah olarak kullanıyor” değerlendirmesini yaparken, Alman Die Zeit, bu durumun ABD’nin müttefikleri nezdinde güvenilirliğini sorgulattığını belirtiyor. Öte yandan Trump destekçileri, seçim güvenliğinin sağlanması için alınan bu önlemlerin meşru olduğunu savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme Türkiye’yi doğrudan ilgilendirmese de, ABD’de seçim güvenliği ve göçmen politikalarına ilişkin tartışmalar, küresel normları etkileyebilir. Türkiye, ABD ile ilişkilerinde seçim güvenliği konusunu sıklıkla gündeme getirmiş, özellikle FETÖ’nün ABD’deki faaliyetleri nedeniyle benzer endişeleri dile getirmişti. Trump’ın seçim yetkililerine yönelik tehditleri, ABD’nin kendi demokratik standartlarını sorgulamasına yol açabilecekken, bu durum Türkiye’nin uluslararası platformlarda seçim güvenliği konusundaki hassasiyetini meşrulaştırabilir. Ayrıca, küresel göç hareketleri ve sığınmacı politikaları bağlamında, ABD’deki bu sert söylem, Türkiye’nin Avrupa Birliği ile yürüttüğü düzensiz göçle mücadele işbirliğinde ABD’nin olası bir yeni tutumunu şekillendirme potansiyeli taşıyor.