ABD Adalet Bakanlığı, 8 Temmuz 2025 tarihinde ülkedeki 50 eyaletin tamamına gönderdiği resmî yazılarda, seçim süreçlerinde görev alan yetkilileri, vatandaş olmayan kişilerin oy kullanma listelerinde kalmasına izin vermeleri halinde federal düzeyde cezai kovuşturma ile karşı karşıya kalabilecekleri konusunda uyardı. Washington merkezli bakanlık, bu uyarının özellikle yaklaşan ara seçimler öncesinde seçim güvenliğini artırmayı hedeflediğini belirtti. Mektuplarda, mevcut federal yasaların, seçmen kayıtlarının güncel ve doğru tutulmasını zorunlu kıldığı, bu yükümlülüğü ihlal eden görevlilerin ise beş yıla kadar hapis cezası ile yargılanabileceği vurgulandı.
Gelişmenin arka planı: Seçmen saflığı tartışmaları
Adalet Bakanlığı'nın bu hamlesi, ABD'de son yıllarda artan seçmen saflığı tartışmalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Özellikle muhafazakâr çevreler, belgesiz göçmenlerin sistematik olarak seçmen kütüklerine eklendiği ve bu yolla seçim sonuçlarının manipüle edildiği iddiasını sıkça gündeme getiriyor. Bakanlık, gönderilen yazılarda, bu iddiaların doğruluğuna dair herhangi bir kanıt sunmazken, eyaletlerin mevcut yasalara uyma yükümlülüğünü hatırlattı.
Geçmişte, bazı eyaletler vatandaş olmayan kişilerin kazara kayıt altına alındığını kabul etmiş ancak bu vakaların sistemik olmadığını savunmuştu. Örneğin, Virginia ve Teksas gibi eyaletler, seçmen listelerinde küçük sayıda vatandaş olmayan kişi tespit ettiklerini açıklamıştı. Bununla birlikte, federal hükümetin bu konuda doğrudan tehdit dili kullanarak eyaletlere yazı göndermesi, seçim güvenliği tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Bölgesel ve küresel boyut: Göç ve oy hakkı ekseninde siyasi kriz
ABD'de vatandaş olmayanların oy kullanması yalnızca yerel düzeyde sınırlı sayıda eyalette (örneğin San Francisco'da okul yönetim kurulu seçimleri) mümkün. Federal seçimlerde ise bu kesinlikle yasak. Ancak göçmen topluluklarının yoğun olduğu eyaletlerde, belgesiz göçmenlerin kayıtlı seçmen olarak görünmesi, uzun süredir Cumhuriyetçi Parti tarafından bir “seçim hilesi” olarak nitelendiriliyor. Demokrat Parti ise bu iddiaların asılsız olduğunu ve asıl amacın azınlık seçmenlerin katılımını engellemek olduğunu savunuyor.
Kongre'de bu alanda henüz kapsamlı bir yasa çıkmış değil. 2024 yılında sunulan “Oy Hakkını Koruma Yasası” benzeri düzenlemeler, seçmen listelerinin temizlenmesini kolaylaştırmayı amaçlamış ancak Senato'da takılmıştı. Adalet Bakanlığı'nın bu mektupları, yasama yerine yürütme organının devreye girdiği bir müdahale olarak okunuyor. Uluslararası alanda ise bu hamle, ABD'nin seçim bütünlüğü konusunda artan hassasiyetini ve göçmen karşıtı söylemlerin seçim süreçlerine yansımasını gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD’deki bu gelişme, Türkiye’yi doğrudan etkilemese de küresel bağlamda önemli bir sinyal taşıyor. Türkiye, Avrupa ve diğer bölgelerde seçmen güvenliği konusunda uluslararası normları takip eden bir ülke olarak, benzer tartışmaların kendi seçim sistemine yönelik olası etkilerini izlemelidir. Özellikle yurt dışı seçmenlerin oy kullanma süreçlerinde, vatandaşlık doğrulaması ve çifte kayıtların önlenmesi konusunda ABD’deki bu gelişmeler ders niteliği taşıyabilir. Ayrıca, ABD’deki göçmen karşıtı söylemlerin yükselmesi, Türkiye’den ABD’ye göç eden vatandaşların seçim süreçlerine katılımını da dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye, kendi seçim mevzuatını güncellerken bu tür uluslararası vakalardan edineceği deneyimleri dikkate almalıdır.