Eski ABD Başkanı Donald Trump'ın dış politika mirası, uluslararası ilişkiler literatüründe yoğun tartışmalara konu olmaya devam ediyor. 2016 yılında yayımlanan Ben Friedman imzalı “The Trump Administration Will be Hawkish” başlıklı analiz, Trump'ın seçim kampanyasındaki müdahale karşıtı söylemlerine rağmen, yapısal baskılar, şahin atamalar ve yerleşik dış politika bürokrasisinin onu geleneksel militarist çizgiye yaklaştıracağını savunuyordu. Bu öngörü, Trump'ın başkanlık dönemi boyunca hem doğrulandı hem de bazı noktalarda sorgulandı. İşte Trump dış politikasının uluslararası dengelere etkileri ve Türkiye açısından değerlendirmeler.
Gelişmenin Arka Planı: Şahinlik ve Bürokratik Direnç
Donald Trump, 2016 seçim kampanyasında ABD'nin küresel askeri angajmanlarını azaltma ve NATO gibi ittifaklara yönelik eleştirileriyle öne çıktı. “America First” (Önce Amerika) doktrini, savaşları sona erdirme ve askeri harcamaları kısma vaatleri taşıyordu. Ancak Friedman, bu söylemlerin aksine, Trump yönetiminin iç dinamiklerinin onu daha müdahaleci bir politikaya iteceğini ileri sürdü. Nitekim, Trump'ın ulusal güvenlik danışmanı John Bolton, Savunma Bakanı Jim Mattis ve Dışişleri Bakanı Mike Pompeo gibi isimler, Washington'daki geleneksel şahin çizgiyi temsil ediyordu. Bürokratik yapı ve Kongre üzerindeki askeri-endüstriyel kompleksin etkisi, Trump'ın İran'a yönelik artan yaptırımları, Suriye'deki askeri varlığını sürdürmesi ve Suudi Arabistan'a silah satışlarını artırması gibi adımlarla kendini gösterdi. Bununla birlikte, Trump'ın Kuzey Kore ile diplomasi girişimleri ve Afganistan'dan çekilme planları, Friedman'ın mutlak şahinlik tezini kısmen zayıflattı.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Denge ve Belirsizlik
Trump dönemi, ABD'nin geleneksel müttefikleriyle ilişkilerinde sarsıntılara yol açarken, rakipleri karşısında ise bir dizi yeni cephe açtı. NATO'ya yönelik sert eleştiriler ve Avrupa Birliği ile ticari gerilimler, transatlantik ittifakı zorladı. Asya-Pasifik'te Çin'e karşı ticaret savaşı başlatılırken, Ortadoğu'da İran'a yönelik maksimum baskı politikası izlendi. Friedman'ın analizindeki “şahinlik”, özellikle İran ve Çin konularında kendini belirgin şekilde hissettirdi: Trump, 2018'de nükleer anlaşmadan çekildi, ekonomik yaptırımları artırdı ve Çin'e yönelik teknoloji yasakları getirdi. Bu politikalar, küresel ticaretteki belirsizlikleri artırdı ve uluslararası hukuk bağlamında tartışmalara yol açtı. Trump'ın dış politikası, zaman zaman öngörülemez bir karakter sergilese de, Friedman'ın işaret ettiği yapısal şahinlik eğilimi, dönemin pek çok kritik kararında belirleyici oldu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump dönemi ABD dış politikası, Türkiye'nin güvenlik ve dış politika dengeleri açısından karmaşık bir tablo oluşturdu. Bir yandan ABD'nin Suriye'de YPG'ye verdiği destek, iki ülke arasında ciddi bir krize neden oldu. Öte yandan Trump'ın S-400 krizi nedeniyle Türkiye'yi F-35 programından çıkarması ve CAATSA yaptırımlarını uygulaması, savunma alanındaki işbirliğini zedeledi. Bununla birlikte, Trump'ın kişisel olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan ile kurduğu diyalog, bazı diplomatik krizlerin yumuşatılmasına yardımcı oldu. Trump yönetiminin Ortadoğu'daki politikaları, Türkiye'nin bölgesel nüfuz mücadelesinde yeni dengeleri zorunlu kıldı. Sonuç olarak, ABD'nin güvenilir bir müttefik olarak konumu sorgulanırken, Türkiye alternatif arayışlarını derinleştirdi.