Kolombiya, son yılların en çetin ve kutuplaştırıcı seçim maratonunun ardından yeni cumhurbaşkanını belirledi. ABD eski Başkanı Donald Trump'ın açık desteğini alan sağcı aday Abelardo de la Espriella, 19 Mayıs 2024 Pazar günü yapılan ikinci tur seçimlerde yüzde 50,3 oy oranıyla rakibi sol koalisyon adayı Maria Clara Vargas'ı yüzde 49,7'lik farkla geride bıraktı. Resmi olmayan sonuçlara göre fark yalnızca 45 bin oy olarak kaydedilirken, ülke genelinde seçim sonuçlarına ilişkin gerginlik had safhaya ulaştı. Başkent Bogota başta olmak üzere birçok kentte de la Espriella taraftarları zafer kutlamaları yaparken, Vargas seçmenleri ise sokaklara dökülerek sonuçları protesto etmeye başladı. Kolombiya Seçim Konseyi, oy sayımının tamamlanmasının ardından resmi sonuçları ilan edeceklerini duyururken, uluslararası gözlemciler seçim sürecinin genel olarak şeffaf ve adil geçtiğini ancak ülkede derin bir siyasi bölünmüşlük olduğunu vurguladı.
Gelişmenin arka planı
Abelardo de la Espriella, 2018-2022 yılları arasında Ivan Duque hükümetinde İçişleri Bakanı olarak görev yapmış, güvenlik ve ekonomi politikalarında sert bir çizgi izlemesiyle tanınan bir isim. Seçim kampanyasını 'Düzen ve Refah' sloganı üzerine kuran de la Espriella, vergi indirimleri, petrol ve madencilik sektöründe yabancı yatırımın artırılması, eski FARC gerillalarına yönelik barış anlaşmasının bazı maddelerinin yeniden müzakere edilmesi gibi vaatlerde bulundu. Trump yönetimi döneminde Beyaz Saray'da düzenlenen bir Latin Amerika zirvesinde Duque'ye eşlik eden de la Espriella, Trump'ın 'Latin Amerika'da sosyalizme karşı bir kalkan' olarak nitelediği bir aday olarak öne çıktı. Seçim öncesinde Trump, Truth Social platformundan yaptığı açıklamada 'Kolombiya'nın kaderi ya sosyalist Vargas'ın elinde ya da özgürlükçü de la Espriella'nın elinde' ifadelerini kullanmıştı.
Rakibi Maria Clara Vargas ise eski Bogota Belediye Başkanı ve sol koalisyon 'Tarih İçin Pakt'ın adayı olarak yoksullukla mücadele, sağlık ve eğitimde kamu harcamalarının artırılması, toprak reformu gibi politikaları savunuyordu. Ancak kampanyası boyunca 'Venezuela modeli' suçlamalarıyla karşı karşıya kalan Vargas, Kolombiya'nın sol popülizme kayacağı endişelerini bertaraf etmeye çalıştı.
Bölgesel veya küresel boyut
Kolombiya seçimlerinin sonucu, Latin Amerika'da son yıllarda yaşanan siyasi dalgalanmanın bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Brezilya'da Lula'nın, Şili'de Gabriel Boric'in, Meksika'da Lopez Obrador'un sol eğilimli yönetimlerine karşılık, Kolombiya'nın sağ bir lider seçmesi, kıtada bir denge unsuru olarak yorumlanabilir. ABD açısından ise, Trump'ın desteklediği bir adayın seçilmesi, eğer Trump Kasım ayında başkanlığa geri dönerse, iki ülke arasında yakın iş birliğinin sinyalini veriyor. Öte yandan, de la Espriella'nın Venezüella'ya yönelik sert tutumu ve ABD'nin yaptırımlarına destek vermesi, bölgedeki göç krizini derinleştirebilir. Ayrıca, seçim sonuçlarının hemen ardından iki adayın da kendilerini galip ilan etmesi, ülkede anayasal bir krize yol açma potansiyeli taşıyor. Kolombiya Anayasa Mahkemesi'nin itirazları ele alması beklenirken, uluslararası toplumdan tansiyonun düşürülmesi çağrıları geliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kolombiya seçimleri, Türkiye için doğrudan bir etki yaratmasa da küresel ve bölgesel dengeler açısından önem taşıyor. Trump destekli bir yönetimin Kolombiya'da iş başına gelmesi, ABD'nin Latin Amerika politikasını yeniden şekillendirebilir. Türkiye, son yıllarda Latin Amerika ülkeleriyle ticari ve diplomatik ilişkilerini geliştirmeye çalışıyor; Kolombiya ile 2023 yılında 2,5 milyar dolara ulaşan ticaret hacmi, yeni dönemde yatırım anlaşmalarıyla artırılabilir. Ancak de la Espriella'nın korumacı politikaları ve ABD yanlısı duruşu, Türk şirketlerinin bölgedeki yatırım planlarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Kolombiya'daki siyasi istikrarsızlık, uyuşturucu kaçakçılığı ve göç gibi konularda uluslararası iş birliğini zorlaştırabilir.