ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, hafta sonu İran ile yapılan müzakerelerin “çok, çok iyi” geçtiğini belirtirken, Washington yönetimi İran petrol ihracatına yönelik bazı yaptırımları geçici olarak kaldırdı. Taraflar, iki ay içinde kapsamlı bir barış anlaşmasına vararak küresel ekonomiyi sarsan savaşı resmen sona erdirmeyi hedefliyor. Vance, müzakerelerin ardından yaptığı açıklamada, “Diplomasi işe yarıyor. Her iki taraf da masada olmaktan memnun” ifadelerini kullandı. ABD Hazine Bakanlığı, İran’ın ham petrol ve petrokimya ürünleri ihracatına yönelik yaptırımları 120 gün süreyle askıya alan bir lisans yayımladı. Karar, Çin ve Hint şirketlerinin İran’dan alım yapmasına olanak tanıyor, ancak gelirin sadece insani amaçlar için kullanılması şartı getiriliyor. Uzmanlar, petrol arzındaki rahatlamanın küresel fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturabileceğini belirtiyor.
Müzakerelerin perde arkası: İki aylık takvim ve kapsamlı barış planı
Umman'ın başkenti Maskat'ta gerçekleşen görüşmelerde, ABD Özel Temsilcisi Richard Nephew ile İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kâzım Garibabadi başkanlığındaki heyetler, nükleer programın kısıtlanması, uranyum zenginleştirmenin denetlenmesi ve bölgesel gerginliklerin azaltılması konularında somut adımlar üzerinde anlaştı. Açıklanan ortak bildiriye göre, taraflar 60 gün içinde nihai bir anlaşma metnini imzalamayı taahhüt ediyor. Bu süre zarfında İran'ın yüzde 60 seviyesindeki zenginleştirme faaliyetlerini durdurması ve mevcut stokunu Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) denetiminde azaltması bekleniyor. Buna karşılık ABD, İran merkez bankası ve petrol satışlarına yönelik bir dizi yaptırımı askıya almayı kabul etti. Özellikle Çin'in başlıca alıcı konumunda olduğu İran ham petrolünün serbest bırakılması, enerji piyasalarında önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) verilerine göre, İran günlük yaklaşık 2,5 milyon varil ham petrol üretiyor ve bunun büyük kısmı yaptırımlar nedeniyle kayıt dışı yollarla satılıyor.
Küresel enerji dengeleri ve bölgesel yansımaları
Anlaşmanın sağlanması halinde, İran'ın resmi petrol ihracatının günde 1,5-2 milyon varil artması bekleniyor. Bu durum, özellikle Suudi Arabistan ve Rusya gibi büyük üreticiler için rekabet baskısı yaratacak. Brexit sonrası enerji kriziyle boğuşan Avrupa ülkeleri, İran gazının LNG piyasasına girmesiyle orta vadede fiyat düşüşü yaşanabileceğini hesaplıyor. Wall Street yatırım bankaları, İran yaptırımlarının kaldırılmasının Brent petrol fiyatını varil başına 10-15 dolar aşağı çekebileceğini tahmin ediyor. Bölgesel olarak ise, İsrail ve Suudi Arabistan'ın müzakerelere temkinli yaklaştığı görülüyor. İsrail Başbakanı, nükleer anlaşmanın “zayıf” olduğunu savunurken, Suudi Arabistan, İran'ın Yemen'deki Husilere desteğinin kesilmesini şart koşuyor. ABD yönetimi, İran'ın bölgesel vekil güçlere verdiği askeri desteğin de müzakere masasında ele alınacağını duyurdu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran ile ABD arasındaki bu diplomatik açılım, Türkiye için kritik fırsatlar ve riskler barındırıyor. Türkiye, İran'dan doğalgaz ithalatında önemli bir transit ülke konumunda; olası yaptırım hafiflemesi, Türkiye'nin enerji maliyetlerini düşürebilir ve Türk Akımı'na alternatif bir arz güvenliği sağlayabilir. Ayrıca Türk şirketleri, yaptırımların esnemesiyle İran pazarına daha rahat erişebilir. Ancak ABD'nin ikincil yaptırım riski devam ediyor; Türk bankaları ve şirketleri, İran ile iş yaparken dikkatli olmak zorunda. Bölgesel olarak, İran'ın Irak ve Suriye'deki nüfuzunun azalması, Türkiye'nin güney sınırındaki istikrarı olumlu etkileyebilir. Öte yandan, anlaşma başarısız olursa gerilim tırmanabilir ve Türkiye, İran'dan kaynaklı bir mülteci dalgası veya güvenlik tehdidi ile karşı karşıya kalabilir. Ankara'nın süreci yakından izlemesi ve çok yönlü bir diplomatik strateji izlemesi hayati önem taşıyor.