ABD Başkanı Donald Trump'ın üst düzey danışmanları, İran ile yaşanabilecek bir çatışmanın Trump'ın görev süresinin sonuna kadar, yani Ocak 2029'a kadar sürebileceği konusunda uyardı. Wall Street Journal'ın haberine göre, danışmanlar bu değerlendirmeyi özel toplantılarda dile getirdi. Uyarı, Trump'ın savaşla ilgili kamuoyu önündeki iyimser açıklamalarıyla çelişiyor. Başkan, İran'a yönelik politikasının kısa sürede sonuç vereceğini ve Tahran'ın masaya oturacağını savunuyor.
Gelişmenin Arka Planı: Artan Gerilim ve Belirsizlik
Habere göre, Trump yönetimi içinde İran'a yönelik strateji konusunda farklı görüşler hakim. Danışmanlar, askeri bir müdahalenin veya geniş çaplı bir çatışmanın bölgesel istikrarsızlığı derinleştireceğini ve ABD'yi uzun süreli bir angajmana sürükleyebileceğini düşünüyor. Bu değerlendirme, Trump'ın 2018'de İran nükleer anlaşmasından çekilmesinden bu yana artan gerilimin bir yansıması. ABD, İran'a yönelik yaptırımları yeniden uygulamış, 2020'de Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani'yi öldürmüş, İran ise misilleme olarak ABD üslerine saldırılar düzenlemişti.
Son dönemde İran'ın nükleer programındaki ilerleme ve bölgesel milis gruplar aracılığıyla yürüttüğü vekalet savaşları, Beyaz Saray'da endişe kaynağı. Danışmanlar, İran'ın Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen'deki etkisini kullanarak ABD'yi yıpratabileceğini ve çatışmanın kontrolsüz bir şekilde yayılabileceğini öngörüyor. Ayrıca, İsrail'in İran'a yönelik olası operasyonları ve Suudi Arabistan ile BAE'nin güvenlik kaygıları, ABD'yi daha fazla angaje olmaya zorlayabilir.
Wall Street Journal, bazı danışmanların Trump'a İran'la kapsamlı bir savaşın ABD'nin ekonomik ve askeri kaynaklarını tüketebileceği uyarısında bulunduğunu aktardı. Ancak Trump, kamuoyu önünde İran'ın zayıf olduğunu ve kısa sürede taviz vereceğini savunuyor. Bu ikilem, yönetim içinde bir kararsızlık olduğunu gösteriyor: bir yandan maksimum baskı politikası sürdürülürken, diğer yandan askeri bir çatışmanın istenmeyen sonuçlarından kaçınılmaya çalışılıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Orta Doğu'da Yeni Bir Savaş Riski
İran ile ABD arasındaki gerilim, Orta Doğu'nun tamamını etkileyebilecek potansiyele sahip. Çatışmanın uzaması halinde, küresel petrol arzı ve fiyatları üzerinde ciddi baskı oluşabilir. Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrol sevkiyatının aksaması, dünya ekonomisini olumsuz etkiler. Ayrıca, Rusya ve Çin gibi aktörlerin İran'a destek vermesi, çatışmayı daha geniş bir jeopolitik rekabete dönüştürebilir. Bu durum, ABD'nin Asya-Pasifik'teki önceliklerini de yeniden şekillendirebilir.
Avrupa ülkeleri, olası bir savaşın mülteci akını ve enerji krizi yaratmasından endişeli. NATO içinde İran'a yönelik tutum farklılıkları var; bazı üyeler diplomatik çözümden yana. BM ise taraflara itidal çağrısı yapıyor ancak etkili bir mekanizma kurmakta zorlanıyor. Trump yönetiminin İran politikası, küresel düzenin istikrarı açısından belirsizlik kaynağı olmayı sürdürüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran ile ABD arasındaki olası bir çatışmanın uzaması, Türkiye'nin güvenlik ve ekonomik çıkarlarını doğrudan etkiler. Türkiye, İran ile 560 km'lik sınırı paylaşıyor ve enerji ihtiyacının önemli bir kısmını İran'dan karşılıyor. Savaş halinde sınır güvenliği riski artar, mülteci akını ve kaçakçılık gibi sorunlar derinleşir. Ayrıca, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki dengeleri de olumsuz etkilenebilir. Ekonomik açıdan, petrol fiyatlarındaki dalgalanma enflasyonu yükseltir ve cari açığı büyütür. Türkiye, diplomatik kanalları kullanarak taraflar arasında arabuluculuk yapmaya çalışsa da, uzun süreli bir çatışma Ankara'nın bölgesel konumunu zorlaştırır.