ABD Başkanı Donald Trump’ın Çin’in Amerikan seçimlerini manipüle etmeye çalıştığı yönündeki iddiaları, Çin asıllı Amerikalı topluluk liderleri ve vatandaşları arasında endişe yarattı. Birçok kişi, özellikle ara seçim sonuçlarının Beyaz Saray tarafından tatmin edici bulunmaması halinde, kendilerinin “günah keçisi” ilan edileceğinden korkuyor. Trump, son haftalarda yaptığı açıklamalarda Çin’in ABD’deki siyasi süreçlere müdahale ettiğini ima ederken, bu söylem Asyalı-Amerikalılara yönelik ayrımcılığın ve nefret suçlarının artmasına yol açıyor.
Arka Plan: Trump’ın Çin İddiaları ve Toplumdaki Yankıları
Trump, 2022 yılının son aylarında yaptığı bir dizi konuşmada, Çin’in ABD’deki seçimlere müdahale ettiğine dair kanıtlar olduğunu öne sürdü. Bu iddialar, özellikle Çin asıllı Amerikalıların yoğun olarak yaşadığı Kaliforniya ve New York gibi eyaletlerde büyük yankı uyandırdı. Topluluk liderleri, Trump’ın seçim yenilgisi durumunda sorumluluğu Çin’e ve Çin asıllı Amerikalılara yıkma girişiminde bulunabileceği uyarısında bulunuyor. Çin-Amerikan Vatandaşlık İttifakı’ndan (Chinese American Civic Alliance) Linda Zhou, “Bu söylem, 19. yüzyılda Çinli işçilere yönelik ayrımcılığı hatırlatıyor. O zaman da ekonomik krizin suçlusu olarak gösterilmişlerdi. Şimdi aynı korku verici senaryo tekrarlanıyor,” dedi.
Uzmanlar, Trump’ın seçim müdahalesi iddialarının somut delillere dayanmadığını, aksine Çin’in ABD iç siyasetine müdahale etmekten kaçındığını belirtiyor. Georgetown Üniversitesi’nden Doç. Dr. James Kim, “Çin’in seçimlere müdahale ettiğine dair hiçbir inandırıcı kanıt yok. Trump’ın bu söylemi, seçim yenilgisini meşrulaştırmak ve Asyalı-Amerikalıları hedef göstermek için bir araç,” yorumunda bulundu.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Asya-Pasifik’te Gerilim Artıyor
Trump’ın Çin karşıtı söylemi, yalnızca ABD içinde değil, Asya-Pasifik bölgesinde de yankı buluyor. Çin hükümeti, ABD’nin içişlerine karışmadığını vurgularken, bu iddiaların ikili ilişkileri daha da germe riski taşıdığı belirtiliyor. Asya ülkeleri, ABD’nin Çin’i hedef alan politikalarının bölgesel istikrarı tehdit edebileceği endişesini taşıyor. Özellikle Tayvan ve Güney Çin Denizi’ndeki anlaşmazlıklar bağlamında, bu söylemin tansiyonu yükseltebileceği düşünülüyor.
ABD’deki Asyalı-Amerikalı topluluklar, Trump döneminde artan nefret suçlarından endişeli. 2020’de koronavirüs pandemisinin başlamasıyla birlikte Asyalı-Amerikalılara yönelik saldırılar yüzde 150 artmıştı. Trump’ın “Çin virüsü” ifadesi bu saldırıları körüklemişti. Şimdi de seçim müdahalesi iddialarıyla benzer bir sürecin yaşanmasından korkuluyor. Sivil toplum kuruluşları, federal hükümete nefret söylemine karşı önlem alması çağrısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD’deki Çin asıllı Amerikalılara yönelik bu söylem, Türkiye için de dikkate alınması gereken bir örüntü oluşturuyor. Trump’ın seçim yenilgisi durumunda sorumluluğu dış güçlere yıkma taktiği, Türk kamuoyunda da benzer endişelere yol açabilir. Özellikle Türkiye’de yaşayan Çin vatandaşları ve Türkiye-Çin ticari ilişkileri bu söylemden etkilenebilir. Ayrıca, ABD’nin Çin’e yönelik suçlamaları, küresel sistemde kutuplaşmayı derinleştirirken, Türkiye’nin Çin ve ABD arasında denge politikası izlemesini zorlaştırabilir. Bu gelişme, Türk dış politikasının Asya-Pasifik bölgesindeki manevra alanını daraltma potansiyeli taşıyor.