İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump'ı 'Beyaz Saray'da İsrail'in sahip olduğu en büyük dost' olarak tanımlarken, Trump'ın son haftalarda Netanyahu'ya karşı sergilediği tutarsız ve 'çılgın' olarak nitelenen telefon görüşmesi, İsrail'de 17 Eylül'de yapılacak seçimler öncesinde Netanyahu'nun imajını ciddi şekilde zedeledi. Görüşmede Trump'ın bir anda 'Seninle konuşmam bitti' diyerek telefonu kapatması, İsrail basınında geniş yankı bulurken, Netanyahu'nun Trump üzerindeki etkisinin sınırlı olduğu algısını güçlendirdi.
Gelişmenin arka planı: 'Çılgın' telefon görüşmesi ve Netanyahu'nun sıkışık durumu
Netanyahu, 9 Nisan seçimlerinde hükümeti kuracak çoğunluğu sağlayamamasının ardından, 17 Eylül'de yenilenen seçimlere hazırlanırken bir yandan da yolsuzluk iddialarıyla boğuşuyor. Bu hassas dönemde ABD Başkanı Trump ile yaptığı telefon görüşmesi, İsrail medyasında 'çılgın' olarak nitelendi. Görüşmede Trump'ın, Netanyahu'nun İran ve Filistin konularındaki taleplerine soğuk yaklaştığı ve görüşmeyi aniden sonlandırdığı belirtiliyor. İsrail'in en büyük müttefiki olarak gördüğü ABD'nin desteğini kaybetme endişesi, Netanyahu için seçim sürecinde önemli bir kırılma noktası oluşturuyor.
Netanyahu, daha önce Trump'ın Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıması, Golan Tepeleri'nde İsrail egemenliğini kabul etmesi ve İran nükleer anlaşmasından çekilmesi gibi kararlarla İsrail'e büyük kazanımlar sağlamıştı. Ancak Trump'ın son dönemde İsrail-Filistin barış planını açıklamaması ve Netanyahu'ya mesafeli durması, Başbakanın iç politikada elini zayıflatıyor. Özellikle sağcı seçmenler, Netanyahu'nun Trump üzerindeki nüfuzunun azaldığını düşünerek alternatif arayışına yöneliyor.
Bölgesel ve küresel boyut: ABD-İsrail ilişkilerinde yeni sayfa mı?
Trump'ın bu tutumu, ABD-İsrail ilişkilerinin kişisel bağlardan öteye geçemeyeceğini ve iki lider arasındaki uyumun geçici olduğunu gösteriyor. İsrail'de sol ve merkez partiler, Netanyahu'nun Trump'la olan yakın ilişkisinin İsrail'e zarar verdiğini savunuyor. Özellikle İran konusunda Trump'ın Netanyahu'nun beklediği kadar sert bir tutum takınmaması, Tel Aviv'de hayal kırıklığı yaratıyor. Öte yandan, ABD'de 2020 başkanlık seçimleri yaklaşırken Trump'ın İsrail'e verdiği desteğin seçim hesaplarına göre şekillendiği yorumları yapılıyor. Bu durum, İsrail'in uzun vadeli stratejik planlamasında ABD'nin güvenilirliğini sorgulatıyor.
Filistin yönetimi ise Trump'ın Netanyahu'ya karşı bu mesafeli tavrını olumlu karşılarken, barış sürecinde ABD'nin tarafsız bir arabulucu olabileceği umudunu taşıyor. Ancak uzmanlar, Trump'ın değişken tutumunun Ortadoğu'da istikrarsızlığı derinleştirebileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, ABD-İsrail ilişkilerindeki pürüzlerin Türkiye'nin bölgesel politikalarına dolaylı etkileri olabileceğini gösteriyor. Netanyahu'nun ABD desteğini kaybetme endişesi, İsrail'i Doğu Akdeniz'de Türkiye'ye karşı daha uzlaşmacı bir tutuma itebilir. Ayrıca, Trump'ın İsrail'e verdiği desteğin azalması, Filistin meselesinde Türkiye'nin elini güçlendirebilir. Ancak ABD'nin bölgede dengeleri sarsan bu değişken politikası, Türkiye'nin kendi çıkarlarını korumak için daha proaktif ve bağımsız bir dış politika izlemesini gerektiriyor.