ABD'de eski Başkan Donald Trump'ın yeniden başkanlığa aday olmasıyla birlikte, daha önce uygulamaya koyduğu ancak tam olarak hayata geçiremediği hibe kısıtlamaları yeniden gündeme geldi. Trump'ın 2024 seçim kampanyası sırasında vaat ettiği projeler arasında yer alan Yönetim ve Bütçe Ofisi'nin (OMB) yeni hibe kuralları, bilim dünyasında büyük endişe yaratıyor. Araştırmacılara göre, bu kurallar ABD'nin bilimsel liderliğini tehdit edebilir ve yeni keşiflerin önünü tıkayabilir.
OMB'nin Önerdiği Yeni Düzenlemeler
OMB'nin önerdiği yeni düzenlemeler, federal hibe alan tüm araştırma projelerinde ek mali ve idari kontroller öngörüyor. Buna göre, hibe başvurularının incelenme süreci daha sıkı hale getirilecek ve projelerin yalnızca 'ulusal çıkarlara uygun' olanları finanse edilecek. Eleştirmenler, bu tanımın keyfi bir şekilde siyasi kararlarla belirlenebileceğini ve özellikle iklim değişikliği, aşı araştırmaları gibi alanlarda çalışmaların engellenebileceğini savunuyor. Ayrıca, hibe alan kurumların her ay rapor sunması zorunlu hale getirilirken, bütçe aşımları halinde ağır yaptırımlar uygulanması planlanıyor. Bu durumun, özellikle temel bilimler alanında uzun vadeli ve yüksek riskli araştırmaları caydıracağı belirtiliyor.
Bilim insanları, yıllardır süregelen akran değerlendirmesi sisteminin siyasi müdahalelere açık hale getirilmesinin, ABD'nin Nobel ödülleri ve patent başvurularındaki liderliğini zayıflatabileceğini ifade ediyor. 'Bilimsel başarı, özgür araştırma ortamına bağlıdır' diyen Stanford Üniversitesi'nden Prof. Sarah Johnson, 'Bu kurallar, en yetenekli araştırmacıları başka ülkelere itebilir' uyarısında bulunuyor. Öte yandan, destekçiler ise düzenlemelerin vergi mükelleflerinin parasının daha verimli kullanılmasını sağlayacağını ve ideolojik projelerin engelleneceğini savunuyor.
Küresel Bilim Rekabetine Etkisi
ABD uzun yıllardır hem araştırma bütçesi hem de yayın sayısı açısından dünya biliminde lider konumda. Ancak son yıllarda Çin ve Avrupa Birliği, Ar-Ge yatırımlarını hızla artırıyor. Trump'ın önerdiği kısıtlamaların, ABD'nin bu alandaki avantajını kaybetmesine neden olabileceği belirtiliyor. Özellikle yapay zeka, biyoteknoloji ve temel fizik gibi alanlarda Çin'in devlet destekli projeleri hızla ilerlerken, ABD'deki yavaşlama küresel dengeleri değiştirebilir. Avrupa, bu fırsatı değerlendirerek yetenekli araştırmacıları kendi ülkelerine çekmeye çalışıyor. Almanya ve Fransa, son yıllarda ABD'den birçok bilim insanını Avrupa Araştırma Konseyi hibeleriyle cezbetmeyi başardı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD'nin bilim politikalarındaki bu değişimden doğrudan etkilenebilir. Türk araştırmacılar, özellikle ABD üniversitelerinde doktora sonrası çalışmalar yürütüyor ve uluslararası projelerde yer alıyor. ABD'nin hibe kısıtlamaları, bu işbirliklerini azaltabilir. Ayrıca, TÜBİTAK gibi kurumların ABD'li ortaklarla yürüttüğü projeler sekteye uğrayabilir. Ancak bu durum, Türkiye'nin bilimsel bağımsızlığını artırması ve kendi Ar-Ge yatırımlarını hızlandırması için bir fırsat da olabilir. Türkiye'nin son yıllarda yerli ve milli teknoloji hamlesi kapsamında yaptığı yatırımlar, bu tür küresel dalgalanmalara karşı bir tampon görevi görebilir.