ABD Başkanı Donald Trump'ın İtalya Başbakanı Giorgia Meloni'ye yönelik beklenmedik ve aşağılayıcı ifadeleri, iki ülke arasında diplomatik bir krize yol açtı. Trump'ın Meloni hakkında söylediği iddia edilen sözler, sadece İtalya ile sınırlı kalmayıp Avrupa genelinde tepki çekti. Bu olay, Trump'ın göreve başlamasından bu yana Avrupalı liderlerle kurduğu inişli çıkışlı ilişkilerin son örneği olarak kayıtlara geçti. Peki Trump, hangi Avrupalı liderlerle ve neden ters düştü?
Meloni ile kriz: Bir yemek masasında başlayan gerilim
Geçtiğimiz haftalarda Washington'da düzenlenen bir akşam yemeğinde Trump'ın Meloni hakkında "çok sinir bozucu" ve "anlaşılması güç" ifadelerini kullandığı bildirildi. Bu sözler, İtalyan basınında geniş yankı uyandırırken, Meloni yönetimi resmi bir protesto notası göndermeyi değerlendirdi. İtalya Dışişleri Bakanlığı kaynaklarına göre, Meloni bu açıklamaları "kişisel bir hakaret" olarak nitelendirdi ve iki ülke arasındaki stratejik diyaloğun gözden geçirilebileceğini ima etti. Oysa Meloni, Avrupa'da Trump ile en pragmatik ilişki kuran liderlerden biri olarak biliniyordu. Göreve gelmesinden bu yana geçen iki yılda Meloni, İtalya'nın ABD ile olan ticari ve askeri bağlarını güçlendirmek için özel bir çaba harcamıştı.
Trump'ın Meloni'ye yönelik bu tavrı, aslında karakteristik bir örüntünün parçası. Zira ABD Başkanı, iktidara geldiği 2017'den bu yana Avrupalı liderlerle kurduğu ilişkilerde sürekli bir tutarsızlık sergiliyor. Önce yakınlaşma, ardından mesafe koyma ve nihayetinde açık bir düşmanlığa dönüşen bu döngü, Almanya Başbakanı Angela Merkel, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve İngiltere Başbakanı Boris Johnson gibi isimlerde de görülmüştü.
Macron'dan Merkel'e: Kırgınlıklar ve kavgalar
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Trump'ın hedefindeki en önemli Avrupalı liderlerden biri oldu. İkili, iklim değişikliği, İran nükleer anlaşması ve ticaret konularında sayısız kez karşı karşıya geldi. Trump'ın Paris İklim Anlaşması'ndan çekilme kararı, Macron tarafından "insanlığa ihanet" olarak nitelendirildi. İkili arasındaki gerginlik, 2019'daki Normandiya Zirvesi'nde Macron'un Trump'ın şahsına yönelik eleştirileriyle daha da derinleşti. Trump'ın Macron'u "aptal" olarak tanımladığı iddia edilen özel konuşmalar, Fransız basını tarafından sıkça hatırlatılıyor.
Almanya'nın eski Başbakanı Angela Merkel ile Trump'ın ilişkisi ise daha başından soğuktu. Trump, Merkel'in sığınmacı politikasını "felaket" olarak nitelendirirken, Almanya'nın NATO bütçesine yeterli katkıyı yapmadığını sıkça dile getirdi. Merkel'in "birbirimize güvenebileceğimiz zamanlar geride kaldı" sözü, iki ülke arasındaki güven bunalımının bir özetiydi. Trump yönetimi, Almanya'nın Rusya'ya bağımlılığını azaltmak için yürüttüğü Kuzey Akım 2 boru hattı projesine de karşı çıktı.
Bölgesel ve küresel boyut: Avrupa-ABD ittifakı çatırdıyor
Trump'ın Avrupalı liderlerle yaşadığı bu kişisel gerilimler, sadece diplomatik nezaket kurallarının ihlalinden ibaret değil. Bu durum, Soğuk Savaş sonrası kurulan transatlantik ittifakın temelinde ciddi bir çatlağa işaret ediyor. ABD'nin NATO'ya yönelik tutumu, Avrupa savunma bütçelerini artırma baskıları ve ticaret savaşları, Avrupa Birliği'nin Washington'dan bağımsız bir dış politika geliştirme arayışını hızlandırdı. Fransa Cumhurbaşkanı Macron, "NATO beyin ölümü gerçekleşti" ifadesiyle bu kopuşu en net şekilde dile getiren lider oldu.
Özellikle Trump'ın tek taraflı kararları, Avrupa'yı kendi güvenliğini sağlamak için yeni arayışlara itti. Avrupa Birliği, kendi ortak ordu projesini (PESCO) hayata geçirirken, Almanya ve Fransa liderliğinde bir Avrupa savunma sanayi stratejisi oluşturulmaya çalışılıyor. Ancak bu girişimlerin somut sonuçlar vermesi, en azından orta vadede zor görünüyor. Zira Avrupa ülkeleri arasında da derin görüş ayrılıkları bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump'ın Avrupalı liderlerle yaşadığı krizler, Türkiye için karmaşık bir denklemi beraberinde getiriyor. Bir yandan ABD-AB arasındaki gerilimin artması, Türkiye'yi "iki ateş arasında" bırakabilir. Ancak diğer yandan bu durum, Türkiye'ye ABD ile ilişkilerinde daha fazla manevra alanı sağlayabilir. Trump yönetimi, AB'den uzaklaştıkça Türkiye gibi NATO'nun güney kanadındaki kilit müttefiklere daha fazla önem verebilir. Ne var ki Türkiye'nin S-400 füze savunma sistemi ve Doğu Akdeniz politikaları gibi başlıklar, Trump'ın Meloni'ye yönelik sert sözlerinin de gösterdiği dalgalı diplomasi tarzından olumsuz etkilenebilir. Bu nedenle Türkiye, Avrupa ile ABD arasında bir denge politikası izlemeye ve kendi ulusal çıkarlarını ön planda tutmaya devam edecektir.