ABD ile İran arasındaki kritik nükleer müzakereler bugün İsviçre'nin Montrö kentinde başladı. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve ABD Özel Temsilcisi Robert Malley başkanlığındaki heyetler, dolaylı görüşmeler için bir araya gelirken, Tahran yönetimi eş zamanlı olarak Hürmüz Boğazı'nı kapattığını duyurdu. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, boğazın kapatılmasına gerekçe olarak İsrail'in Lübnan'da gerçekleştirdiği yoğun hava saldırılarını gösterdi. Kararın, İran Ulusal Yüksek Güvenlik Konseyi'nin acil toplantısında alındığı ve bölgedeki tansiyonun daha da yükselmesine neden olduğu belirtiliyor.
Gelişmenin Arka Planı
İsrail'in son 48 saat içinde Lübnan'ın güneyine düzenlediği hava saldırılarında en az 45 kişinin hayatını kaybettiği, 200'den fazla kişinin yaralandığı bildiriliyor. Saldırıların, Hizbullah'ın İsrail'in kuzeyindeki askeri noktalara yönelik roket atışlarına misilleme olarak başlatıldığı ifade ediliyor. İran, bu saldırıları "savaş suçu" olarak nitelendirirken, Tahran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma kararı uluslararası petrol piyasalarında şok etkisi yarattı. Brent petrolün varil fiyatı, haberin ardından yüzde 8 artışla 95 dolara yükseldi.
İsviçre'deki görüşmelerin, İran'ın nükleer programına ilişkin son gelişmeleri ele alması bekleniyor. Ancak Tahran'ın eş zamanlı olarak Hürmüz Boğazı'nı kapatması, görüşmelerin seyrini olumsuz etkileyebilir. ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, İran'ın bu hamlesinin "kabul edilemez" olduğu ve bölgesel güvenliği tehdit ettiği vurgulanırken, Washington'un boğazın yeniden açılması için diplomatik ve askeri seçenekleri değerlendirdiği kaydedildi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hürmüz Boğazı'nın kapatılması, dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği bu stratejik su yolunun uluslararası deniz trafiğine kapanması anlamına geliyor. Bu durum, özellikle Asya ve Avrupa ülkelerini doğrudan etkileyecek. Japonya, Güney Kore ve Hindistan gibi enerji ithalatçısı ülkeler, acil durum planlarını devreye sokarken, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri alternatif petrol nakil yolları arayışına girdi. Uzmanlar, boğazın kapalı kalması halinde küresel ekonominin resesyona sürüklenebileceği uyarısında bulunuyor.
İsrail-Lübnan sınırındaki çatışmaların yanı sıra, İran'ın bu hamlesi, ABD-İran arasındaki müzakereleri de gölgeliyor. Diplomatik kaynaklar, Tahran'ın boğazı kapatma kararını, İsrail'e karşı bir "caydırıcılık" aracı olarak kullandığını, ancak bu adımın dolaylı görüşmelerde elini zayıflatabileceğini belirtiyor. Öte yandan, Rusya ve Çin'in İran'a destek mesajları göndermesi, Batı ile Doğu arasındaki jeopolitik ayrışmayı derinleştiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını ithal eden bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'nın kapanmasından doğrudan etkilenecektir. Petrol fiyatlarındaki artış, Türkiye'nin cari açığını büyütebilir ve enflasyonist baskıları artırabilir. Öte yandan, İsrail-Lübnan hattındaki çatışmaların Türkiye'nin güney sınırına yakın bölgelerde yeni bir istikrarsızlık dalgası yaratma riski bulunuyor. Ankara'nın, hem İran hem de İsrail ile dengeli ilişkiler sürdürme çabası, bu krizde arabuluculuk rolü üstlenme potansiyelini de beraberinde getiriyor. Ancak, Türkiye'nin enerji güvenliğini sağlamak için alternatif tedarik yolları ve yerli kaynakları devreye sokma çabalarının hızlanması bekleniyor.