Eski ABD Başkanı Donald Trump, 6 Ocak 2021’deki Kongre baskınıyla ilgili olarak kendisine ve destekçilerine yönelik yasal masrafları karşılayan 1,8 milyar dolarlık “silahsızlandırma karşıtı” fonu canlı tutmayı başardı. Senato’da iki partili bir grubun fonu sonlandırma girişimi, Cumhuriyetçi tabanın yoğun tepkisiyle karşılaştı ve son anda başarısız oldu. Trump, bu fonu “siyasi zulme karşı bir kalkan” olarak tanımlarken, Demokratlar fonun “hukukun üstünlüğünü baltaladığını” savunuyor. Gelişme, 2024 seçimleri öncesinde Trump’ın hukuki mücadelelerini finanse etme kapasitesini koruduğu anlamına geliyor.
Fonun Arka Planı ve İki Partili Girişim
Söz konusu fon, Trump’ın 2020 seçimlerinin ardından başlattığı “silahsızlandırma karşıtı” kampanyanın bir parçası olarak oluşturuldu. Fon, 6 Ocak soruşturması kapsamında Trump ve yaklaşık 1.000 destekçisinin karşı karşıya kaldığı yasal masrafları karşılıyor. Senato’da iki partili bir grup senatör, fonun “kamu kaynaklarının kişisel hukuki savunmalar için kullanılmasını engellemek” amacıyla bir yasa tasarısı hazırladı. Ancak Cumhuriyetçi tabanın ve parti içi muhafazakâr kanadın güçlü direnişiyle karşılaşan tasarı, gerekli oy sayısına ulaşamadı. Trump, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Bu fon, adaletsiz bir sisteme karşı mücadelemizin sembolüdür. Onu korumak için savaşmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Fonun ayakta kalması, Trump’ın 2024 başkanlık kampanyası için kritik bir avantaj sağlıyor. Zira eski başkan, New York’taki iş kayıtları davası, Georgia’daki seçim müdahalesi davası ve federal düzeydeki gizli belgeler davası dahil olmak üzere dört ayrı ceza davasıyla karşı karşıya. Trump’ın hukuk ekibi, bu davalar için milyonlarca dolar harcandığını ve fonun olmaması halinde savunmanın zorlaşacağını belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Fonun sürdürülmesi, ABD iç siyasetindeki kutuplaşmanın derinleştiğini ve Trump’ın Cumhuriyetçi Parti üzerindeki hakimiyetinin sürdüğünü gösteriyor. Demokratlar, fonu “demokrasiye bir tehdit” olarak nitelendirirken, Cumhuriyetçiler bunu “hükümetin silah haline getirilmesine karşı bir meşru müdafaa” olarak görüyor. Uluslararası alanda ise bu gelişme, ABD’nin demokratik kurumlarının ne kadar kırılgan olduğuna dair bir işaret olarak yorumlanıyor. Avrupa Birliği ve diğer Batılı müttefikler, 6 Ocak olaylarının ardından ABD’de hukukun üstünlüğü konusunda endişelerini dile getirmişti. Fonun ayakta kalması, bu endişeleri daha da artırabilir. Ayrıca, Trump’ın yeniden başkan seçilmesi halinde bu tür fonların genişletilebileceği ve siyasi muhaliflere yönelik baskıların artabileceği öngörülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD’deki bu gelişmeyi doğrudan etkilemese de, ABD’deki siyasi istikrarsızlık ve kutuplaşma, küresel güç dengelerini etkileme potansiyeli taşıyor. 6 Ocak fonunun sürdürülmesi, Trump’ın yeniden başkan olma ihtimalini güçlendiriyor. Trump döneminde Türkiye-ABD ilişkileri, Suriye, F-35 programı ve S-400 krizi gibi konularda gergin geçmişti. Trump’ın yeniden seçilmesi, bu gerilimlerin yeniden alevlenmesine veya tam tersine kişisel ilişkilere dayalı bir yumuşamaya yol açabilir. Ayrıca, ABD’de hukukun üstünlüğü konusundaki tartışmalar, Türkiye’nin ABD ile olan adli işbirliği ve iade süreçlerini de etkileyebilir. Bu nedenle Ankara’nın süreci yakından takip etmesi ve olası senaryolara hazırlıklı olması önem taşıyor.