ABD Başkanı Donald Trump, NBC'de yayınlanan 'Meet the Press' programında yaptığı açıklamada, İran'ın dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılması veya yaptırımların hafifletilmesi konusunda net bir tavır ortaya koydu. Pazar günü yayınlanan röportajda sunucu Kristen Welker'ın 'İran'ın dondurulmuş varlıklarını serbest bırakır mısınız?' sorusuna Trump, 'Hayır' yanıtını verdi ve ekledi: 'Ancak iki taraf bir barış anlaşmasına varırsa, o zaman düşünebiliriz.' Bu açıklama, ABD'nin İran'a yönelik maksimum baskı politikasının devam edeceği yönünde yorumlandı. Trump yönetimi, 2018'de nükleer anlaşmadan çekildikten sonra İran'a yönelik yaptırımları önemli ölçüde artırmış, Tahran'ın petrol ihracatını ve uluslararası bankacılık erişimini büyük ölçüde kısıtlamıştı.
Müzakerelerde kilit nokta: Kapsamlı anlaşma şartı
Başkan Trump'ın sözleri, İran ile ABD arasında olası bir diplomatik açılımın ön koşullarını netleştirdi. Trump, 'Biz İran'la bir anlaşma yapmak isteriz, ama bu kapsamlı olmalı. Sadece nükleer değil, balistik füze programı ve bölgesel faaliyetler de masada olmalı' ifadelerini kullandı. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamalarda, İran'ın Yemen'deki Husilere verdiği destek, Suriye'deki askeri varlığı ve Lübnan Hizbullah'ına sağladığı lojistik desteğin de anlaşma kapsamına alınması gerektiği vurgulanıyor. Öte yandan İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, ülkesinin baskı altında müzakere masasına oturmayacağını belirterek, 'Önce yaptırımlar kaldırılmalı, sonra müzakereler başlamalı' şeklinde bir tutum sergiliyor. Bu karşıtlık, taraflar arasındaki güven eksikliğini ve müzakerelerin önündeki engelleri gözler önüne seriyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Trump'ın İran varlıklarına ilişkin açıklamaları, uluslararası toplumda farklı tepkilere yol açtı. Avrupa Birliği Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, 'Müzakerelerin tekrar başlaması için tarafların esneklik göstermesi gerekiyor' diyerek diyalog çağrısını yineledi. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise ABD'nin İran'a yönelik politikalarını 'yasa dışı ve provokatif' olarak nitelendirdi. Küresel enerji piyasaları da bu gelişmelerden etkilendi. Petrol fiyatları, Trump'ın açıklamalarının ardından yükselişe geçti, çünkü İran'ın petrol ihracatına yönelik yaptırımların devam edeceği sinyali arz daralması endişelerini artırdı. İran Merkez Bankası verilerine göre, dondurulmuş varlıkların toplam değeri 6 milyar doları aşıyor ve bu kaynaklar ağırlıklı olarak Güney Kore, Irak ve Çin bankalarında tutuluyor. Bu fonların serbest bırakılmaması, İran ekonomisinin enflasyon ve döviz kuru baskısı altında kalmasına neden oluyor.
Son dönemdeki gelişmeler ve beklentiler
Trump yönetimi, Nisan ayında Umman aracılığıyla İran'a dolaylı mesajlar ileterek müzakerelere hazır olduğunu bildirmişti. Ancak Tahran yönetimi, ABD'nin önceki anlaşmalara sadık kalmadığını öne sürerek bu girişime temkinli yaklaştı. Uzmanlar, Trump'ın bu son açıklamasının, İran'ı müzakere masasına çekme amaçlı bir strateji olduğunu ancak aynı zamanda iç kamuoyuna 'güçlü lider' imajı verme kaygısı taşıdığını belirtiyor. Uluslararası Kriz Grubu analisti Ali Vaez, 'Her iki taraf da müzakereye sıcak bakıyor gibi görünüyor, ancak başlangıç pozisyonları oldukça katı. Önümüzdeki aylarda dolaylı görüşmelerin artması beklenir' değerlendirmesinde bulundu.
Beyaz Saray'ın İran politikasının geleceği
Trump'ın ikinci döneminde İran'a yönelik politikalarını daha da sertleştirmesi bekleniyor. Başkanlık kararnamesiyle Ulusal Güvenlik Konseyi'nde İran Özel Koordinatörlüğü pozisyonunun yeniden oluşturulması, bu yöndeki adımlardan biri olarak görülüyor. Öte yandan Kongre'deki bazı Cumhuriyetçi senatörler, İran'ın nükleer faaliyetlerini durdurmak için askeri seçeneğin de masada tutulması gerektiğini savunuyor. Ancak Dışişleri Bakanı Marco Rubio, diplomasiye öncelik verdiklerini, ancak gerektiğinde tüm seçeneklerin değerlendirileceğini ifade etti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran arasındaki bu gerilim ve olası müzakere süreci, Türkiye'yi doğrudan etkileyebilecek bir dizi faktör barındırıyor. Öncelikle, İran ile enerji ticareti yapan Türkiye, yaptırımların devamı halinde alternatif tedarik kaynakları bulmak zorunda kalabilir. İkinci olarak, İran'ın dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılmaması, İran ekonomisinin daralmasına ve bölgesel istikrarsızlığın artmasına yol açabilir. Üçüncü olarak, ABD'nin maksimum baskı politikası, İran'ı müttefik arayışına itebilir; bu durumda Türkiye, İran ile enerji ve ticaret alanındaki işbirliğini derinleştirme fırsatı yakalayabilir. Ancak Ankara, Washington ile Tahran arasında denge politikası izlemekte zorlanabilir. Türkiye'nin, hem ABD ile stratejik ilişkilerini koruma hem de İran'dan enerji ithalatını sürdürme hedefi, bir ikilem yaratmaktadır.