ABD eski Başkanı Donald Trump, Cumhuriyetçi Parti'nin kongre çoğunluğunu kazanması halinde her Amerikalıya 5.000 dolara kadar doğrudan ödeme yapma sözü verdi. Bu vaat, ülkenin halihazırda 1,8 trilyon doları bulan yıllık bütçe açığını daha da derinleştirebilir ve enflasyon endişelerini artırabilir. Uzmanlar, planın maliyetinin 1 trilyon doları aşacağını ve Kongre onayı gerektireceğini belirtiyor.
Vaadin Arka Planı ve Ekonomik Maliyeti
Trump, son mitinglerinde ve sosyal medya paylaşımlarında, "Cumhuriyetçiler Meclis ve Senato'yu kazanırsa, her vatandaşa 5.000 dolar vereceğiz" ifadelerini kullanıyor. Ancak bu ödemenin nasıl finanse edileceğine dair somut bir plan sunmuş değil. Bağımsız bütçe kuruluşları, benzer bir teşvik paketinin 2020'de pandemi döneminde uygulandığını ve o zaman bile 1.200 dolarlık çeklerin ekonomide geçici bir rahatlama sağladığını hatırlatıyor. Şimdi önerilen miktarın dört katı olması, federal bütçe üzerinde benzeri görülmemiş bir yük oluşturacak.
ABD federal bütçe açığı 2023 mali yılında 1,7 trilyon dolar olarak gerçekleşti ve 2024'te 1,8 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. Kongre Bütçe Ofisi (CBO) verilerine göre, ulusal borç 34 trilyon doları aşmış durumda. 5.000 dolarlık doğrudan ödeme, yaklaşık 330 milyon nüfus üzerinden hesaplandığında 1,65 trilyon dolarlık bir maliyet anlamına geliyor; bu da mevcut açığın neredeyse tamamına denk geliyor. Ekonomistler, bu tür bir teşvikin talebi artırarak enflasyonu yeniden alevlendirebileceği uyarısında bulunuyor. Fed'in faiz indirim döngüsüne girmeye hazırlandığı bir dönemde, bu tür bir mali genişleme para politikasını zorlaştırabilir.
Siyasi Yansımalar ve Kongre Engeli
Vaadin hayata geçmesi için Kongre'nin her iki kanadında da onay gerekiyor. Cumhuriyetçiler Temsilciler Meclisi'nde çoğunluğa sahip olsa da Senato'da Demokratların kontrolü sürüyor. Anketler, başkanlık yarışının başa baş gittiğini ve Kongre'nin bileşiminin belirsiz olduğunu gösteriyor. Bu nedenle vaadin yasalaşması şu an için düşük bir olasılık olarak değerlendiriliyor. Trump'ın bu çıkışı, seçim ekonomisi kapsamında seçmen tabanını motive etmeye yönelik bir hamle olarak yorumlanıyor. Ancak Demokratlar, vaadi "sorumlu olmayan bir seçim rüşveti" olarak nitelendiriyor ve bütçe disiplinini bozacağını savunuyor.
Bağımsız analistler, benzer vaatlerin geçmişte de seçim dönemlerinde dile getirildiğini ancak nadiren uygulandığını hatırlatıyor. Örneğin, 2020'de Trump, ikinci bir teşvik çeki için 2.000 dolar önermiş, ancak Senato'daki Cumhuriyetçilerin direnciyle karşılaşmıştı. Bu kez de partinin mali muhafazakâr kanadının itiraz etmesi bekleniyor. Ayrıca, enflasyonun seçmen nezdinde en önemli sorun olduğu anketlerde, böyle bir teşvikin fiyatları daha da artıracağı endişesi, vaadin ters tepmesine yol açabilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin ekonomik politikaları küresel piyasaları doğrudan etkiliyor. 5.000 dolarlık ödeme planı, doların değerini ve tahvil faizlerini baskılayabilir; bu da gelişmekte olan ülkelerin borçlanma maliyetlerini artırabilir. Ayrıca, olası bir enflasyon dalgası Fed'in faiz politikasını daha da sıkılaştırmasına neden olabilir ve küresel sermaye akımlarını tersine çevirebilir. Avrupa ve Asya merkez bankaları, ABD'den gelecek sinyalleri yakından izliyor. Türkiye gibi yüksek dış borcu olan ülkeler için ABD'deki genişlemeci maliye politikası, doların güçlenmesi ve emtia fiyatlarının yükselmesi anlamına gelebilir; bu da ithalat kaynaklı enflasyonu körükleyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu tür bir mali teşvik vaadi, doğrudan Türkiye'yi hedeflemese de küresel ekonomi üzerinden dolaylı etkiler yaratabilir. Olası bir enflasyon artışı, Fed'in faiz indirimlerini geciktirmesine ve doların değer kazanmasına yol açabilir. Bu durum, Türkiye'nin dış borçlanma maliyetlerini artırabilir ve TL üzerinde baskı oluşturabilir. Ayrıca, ABD'deki talep canlanması, Türkiye'nin ihracat pazarlarını olumlu etkileyebilir ancak emtia fiyatlarını yükselterek enerji ithalat faturasını kabartabilir. Türk dış politikası açısından ise, ABD seçimlerinin sonucu ve Kongre'nin bileşimi, ikili ilişkilerdeki dengeleri belirleyecek. Ekonomik istikrarı korumak için Türkiye'nin para ve maliye politikalarını dikkatli ayarlaması gerekiyor.