ABD Başkanı Donald Trump'ın, 2 Nisan 2025'te küresel bir ticaret savaşı başlatan gümrük tarifelerini duyurmasının ardından altı gün sonra, 8 Nisan'da 327 farklı hisse senedi satın aldığı ortaya çıktı. Ertesi gün Trump, Truth Social platformunda "BU HARİKA BİR ALIM ZAMANI!!!" paylaşımı yaparak piyasaları yükseltti. Yeni bir mali bildirimde yer alan bu bilgi, başkanın kişisel yatırımları ile kamuoyuna yaptığı açıklamalar arasındaki hassas ilişkiyi yeniden gündeme getirdi.
Trump'ın yatırım hamlesi ve piyasa etkisi
Trump'ın satın aldığı hisseler arasında teknoloji devleri Apple, Microsoft ve savunma şirketi Lockheed Martin gibi şirketler bulunuyor. Söz konusu alımlar, başkanın tarifeleri üç ay süreyle askıya alacağını duyurmasından hemen önce gerçekleşti. Bu karar, Wall Street'te büyük bir yükselişe yol açtı ve Dow Jones Sanayi Endeksi gün içinde yüzde 7'den fazla değer kazandı. Trump'ın kişisel portföyünün bu hamleden önemli ölçüde faydalandığı tahmin ediliyor.
Başkanın yatırım kararları, daha önce de etik soruşturmalara konu olmuştu. Görevdeki bir başkanın, politikalarından doğrudan etkilenecek sektörlerde işlem yapması, çıkar çatışması endişelerini beraberinde getiriyor. Beyaz Saray, Trump'ın tüm yatırımlarının kör güven fonu aracılığıyla yönetildiğini savunsa da, bu son alımlar başkanın piyasa hareketlerine dair önceden bilgi sahibi olduğu iddialarını güçlendiriyor.
Küresel ticaret savaşının seyri
Trump'ın 2 Nisan'da açıkladığı "Kurtuluş Günü" tarifeleri, başta Çin ve Avrupa Birliği olmak üzere birçok ülkeyi hedef almıştı. Yüzde 20 ile yüzde 60 arasında değişen gümrük vergileri, küresel tedarik zincirlerinde şok etkisi yaratmıştı. Ancak 9 Nisan'daki geri adım, sadece 90 günlük bir mola niteliğinde. Uzmanlar, bu hamlenin piyasaları geçici olarak rahatlattığını ancak ticaret savaşının uzun vadeli etkilerinin devam edeceğini belirtiyor.
Trump'ın yatırım zamanlaması, seçilmiş bir liderin kişisel çıkarları ile kamu yararı arasındaki çizgiyi bir kez daha sorgulatıyor. Etik kuruluşları, başkanın bu tür işlemlerinin yasaya aykırı olabileceğini ve Kongre'nin konuyu soruşturması gerektiğini savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump'ın tarife politikalarındaki ani değişimler, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin ihracatını doğrudan etkiliyor. ABD pazarındaki belirsizlik, Türk ihracatçılarının rekabet gücünü zayıflatabilir. Ayrıca Trump'ın yatırım skandalı, ABD siyasetindeki istikrarsızlığı artırarak dolar kurunda dalgalanmalara yol açabilir. Bu durum, Türkiye'nin dış ticaret dengesi ve enflasyonla mücadelesi açısından risk oluşturuyor. Ankara'nın, ABD ile ticari ilişkilerinde daha öngörülebilir bir zemin arayışını sürdürmesi kritik önem taşıyor.