WASHINGTON – Amerika Birleşik Devletleri, İran ile üç aydır devam eden savaşı sona erdirecek bir barış anlaşmasının imzalanmasına yakın olduğunu açıkladı. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, anlaşmanın şartlarının henüz kamuoyuna açıklanmadığı ancak müzakerelerin son aşamaya geldiği belirtildi. Bu gelişme, 2015 yılında imzalanan ve daha sonra ABD Başkanı Donald Trump tarafından tek taraflı olarak feshedilen İran nükleer anlaşmasının (JCPOA) temel maddelerinin yeniden gündeme gelmesine yol açtı. Trump yönetimi, anlaşmayı 'felaket' olarak nitelendirmiş ve 2018'de çekilme kararı almıştı. Şimdi ise yeni bir anlaşma ile İran'ın nükleer programına sınırlamalar getirilmesi ve bölgesel istikrarın sağlanması hedefleniyor.
2015 Anlaşmasının Temel Maddeleri
2015 yılında İran ile P5+1 (ABD, Rusya, Çin, Fransa, İngiltere ve Almanya) arasında imzalanan Ortak Kapsamlı Eylem Planı (JCPOA), İran'ın nükleer programını kısıtlama karşılığında ekonomik yaptırımların kaldırılmasını öngörüyordu. Anlaşmanın temel maddeleri arasında İran'ın uranyum zenginleştirme seviyesinin %3,67 ile sınırlandırılması, stok miktarının 300 kilogramın altında tutulması ve Fordow ile Natanz tesislerinde denetimlere izin verilmesi yer alıyordu. Ayrıca İran, Arak ağır su reaktörünü yeniden tasarlamayı ve uluslararası denetçilerin ülkeye erişimine izin vermeyi kabul etmişti. Ancak Trump yönetimi, anlaşmanın İran'ın balistik füze programını ve bölgesel faaliyetlerini kapsamadığı gerekçesiyle 2018'de çekilmiş ve yaptırımları yeniden uygulamaya koymuştu. Bunun üzerine İran, anlaşmadaki taahhütlerini kademeli olarak askıya almış ve uranyum zenginleştirmeyi %60'a kadar çıkarmıştı.
Şimdi ise ABD, yeni bir anlaşma ile İran'ın nükleer faaliyetlerini daha sıkı denetlemeyi ve bölgesel güvenlik konularını da masaya yatırmayı hedefliyor. Ancak İran tarafı, öncelikle tüm yaptırımların kaldırılması ve eski anlaşmadaki haklarının tanınması gerektiğini vurguluyor. Görüşmelerde, İran'ın Yemen'deki Husilere ve Lübnan'daki Hizbullah'a desteğinin sonlandırılması da tartışılıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran ile olası bir barış anlaşması, sadece iki ülke arasındaki ilişkileri değil, tüm Orta Doğu ve küresel enerji piyasalarını etkileyecek bir gelişme. Anlaşmanın sağlanması halinde, İran'ın ham petrol ihracatındaki kısıtlamaların kalkması bekleniyor. Bu da küresel petrol fiyatlarında düşüşe neden olabilir. Ayrıca ABD'nin bölgedeki askeri varlığının azalması ve Suudi Arabistan ile İsrail'in bölgesel hesaplarını değiştirmesi söz konusu olabilir.
Öte yandan, İran'ın nükleer programı konusunda herhangi bir uzlaşma sağlanamaması, bölgede bir silahlanma yarışını tetikleyebilir. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, İran'ın nükleer silah kapasitesine ulaşması halinde kendi nükleer programlarını geliştirme sinyali vermişti. Rusya ve Çin ise İran'la ilişkilerini korumak ve ABD'nin bölgedeki etkisini dengelemek için anlaşmaya destek veriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile komşu olması ve ekonomik ilişkileri nedeniyle bu anlaşmadan doğrudan etkilenecek. Olası bir barış anlaşması, İran'a yönelik yaptırımların kalkmasıyla Türkiye'nin enerji ithalatında maliyet avantajı sağlayabilir; ayrıca İran ile ticaret hacminin artmasına zemin hazırlayabilir. Ancak anlaşma sağlanamazsa, bölgesel istikrarsızlık Türkiye'nin güneydoğu sınırında güvenlik risklerini artırabilir. Türkiye, İran'ın nükleer programına karşı nükleer silahsızlanmayı desteklemekle birlikte, bu konuda taraflar arasında arabulucu rolü üstlenebilir. Ayrıca anlaşma sonrası İran'ın yeniden yapılanması, Türk inşaat ve müteahhitlik firmaları için yeni fırsatlar yaratabilir.