ABD Başkanı Donald Trump, 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıl dönümünde Pentagon'da düzenlenen törende yaptığı konuşmada, ülkesinin teröre karşı savaşını İran ile mücadele ederek sürdürdüğünü belirtti. Trump, "İşte bu yüzden savaşıyoruz" diyerek 11 Eylül saldırıları ile İran arasında bağlantı kurdu ve ABD'nin saldırıları asla unutmayacağını vurguladı. Konuşma, Trump'ın sabah saatlerinde katılması planlanan diğer anma etkinliklerini atlaması nedeniyle dikkat çekti.
11 Eylül'ün Yıl Dönümü ve İran Vurgusu
Trump, Pentagon'daki konuşmasında 11 Eylül saldırılarını gerçekleştiren El Kaide'yi hatırlatarak, "25 yıl sonra hâlâ aynı mücadeleyi veriyoruz" ifadesini kullandı. Ancak konuşmasının odak noktası, saldırıların failleri yerine İran oldu. Trump, İran'ı "terörizmin baş destekçisi" olmakla suçlayarak, Tahran yönetiminin Orta Doğu'daki istikrarsızlıktan sorumlu olduğunu öne sürdü. Bu söylem, Trump'ın başkanlığı döneminde İran'a yönelik maksimum baskı politikasının bir devamı niteliğinde.
11 Eylül saldırılarında hayatını kaybeden yaklaşık 3 bin kişi anılırken, Trump'ın konuşmasında saldırıların doğrudan İran ile bağlantısına dair somut bir kanıt sunmaması dikkat çekti. Zira 11 Eylül komisyonu raporunda İran'ın El Kaide'ye verdiği destekten söz edilse de, saldırılarda İran'ın doğrudan rolü olduğuna dair kesin bir bulgu yer almamıştı. Trump'ın bu söylemi, iç politikada destek toplamak ve İran'a yönelik olası bir askeri müdahale için zemin hazırlamak amacıyla kullandığı yorumları beraberinde getirdi.
Trump, konuşmasında ayrıca İran'ın nükleer programına da değinerek, Tahran'ın nükleer silah edinmesine asla izin verilmeyeceğini yineledi. ABD'nin 2018'de tek taraflı olarak çekildiği İran nükleer anlaşması (JCPOA) sonrası uygulanan yaptırımların İran ekonomisini zor durumda bıraktığı biliniyor. Trump, "İran asla nükleer silaha sahip olamayacak" diyerek askeri seçeneği de masada tuttuğunu ima etti.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Trump'ın açıklamaları, Orta Doğu'da zaten gergin olan dengeleri daha da geriyor. İran ile ABD arasında son yıllarda artan gerilim, özellikle Irak ve Suriye'deki vekâlet savaşları üzerinden kendini gösteriyor. İran destekli milislerin ABD üslerine yönelik saldırıları, Washington'ın Tahran'a yönelik suçlamalarını güçlendiriyor. Trump'ın bu çıkışı, İran'a karşı bölgesel bir koalisyon oluşturma çabası olarak da okunabilir.
Öte yandan, 11 Eylül sonrası ABD'nin Afganistan ve Irak işgalleri, bölgede milyonlarca insanın hayatını kaybetmesine ve büyük göç dalgalarına yol açtı. Trump, selefi George W. Bush'un başlattığı savaşları sonlandırma sözü vermiş olsa da, İran'a yönelik sert söylemiyle yeni bir çatışma kapısı aralıyor. Bu durum, ABD'nin "sonsuz savaşlar"dan çekilme vaadiyle çelişiyor.
Uluslararası toplum, Trump'ın İran'ı 11 Eylül ile ilişkilendirmesini endişeyle karşıladı. Avrupa Birliği ve Rusya, taraflara itidal çağrısında bulunurken, İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, Trump'ın açıklamalarını "temelsiz ve provokatif" olarak nitelendirdi. İran, 11 Eylül saldırılarıyla hiçbir bağlantısı olmadığını, aksine saldırılar sonrası ABD'nin bölgede yol açtığı yıkımın sorumlusu olduğunu savunuyor.
Trump'ın konuşması, 2024 başkanlık seçimleri öncesi iç kamuoyuna yönelik bir mesaj olarak da değerlendiriliyor. Ekonomik zorluklar ve pandemiyle boğuşan ABD'de, ulusal güvenlik ve terörle mücadele söylemi, seçmen tabanını konsolide etmek için kullanılıyor. Ancak bu tür açıklamalar, ABD'nin uluslararası itibarını ve Orta Doğu'daki müttefikleriyle ilişkilerini de etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump'ın 11 Eylül ile İran'ı ilişkilendirmesi, Türkiye'nin güvenlik ve dış politikası açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, İran ile uzun bir sınır paylaşıyor ve bölgesel istikrarın korunmasında kritik bir role sahip. ABD-İran geriliminin tırmanması, Türkiye'yi zor bir denge siyaseti izlemeye zorlayabilir; zira Ankara hem NATO müttefiki ABD ile hem de komşusu İran ile ilişkilerini yönetmek durumunda. Olası bir çatışma, enerji güvenliği ve ticaret yolları üzerinden Türkiye ekonomisini de olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, İran'a yönelik yeni yaptırımlar, Türkiye'nin İran ile olan ticaretini ve doğalgaz ithalatını sekteye uğratabilir. Türkiye'nin bölgede artan istikrarsızlıktan kaçınmak için diplomatik girişimlerini yoğunlaştırması bekleniyor.