ABD'de son yıllarda trans sporcuların kadın spor müsabakalarına katılımını yasaklamaya yönelik yasaların sayısı hızla artarken, bu düzenlemelerin kadınları koruma amacı taşımadığı giderek daha net ortaya çıkıyor. Cumhuriyetçi politikacıların öncülüğünde hazırlanan bu yasalar, aslında kadın haklarına yönelik daha geniş bir saldırının parçası olarak değerlendiriliyor. The Guardian'ın analizine göre, trans karşıtı yasaları destekleyen aynı isimler, aynı dönemde kadınların kürtaj hakkı, eşit iş fırsatı ve cinsel tacizden korunma gibi kazanımlarını da hedef alıyor. Bu durum, "kadın sporunu koruma" retoriğinin aslında bir bahane olduğunu gösteriyor.
Arka plan: Trans karşıtı yasaların yükselişi
2020'den bu yana ABD'nin 20'den fazla eyaleti, trans gençlerin spor yapmasını kısıtlayan yasalar çıkardı. Bu yasalar genellikle "Kadın Sporunu Koruma Yasası" gibi isimlerle sunuluyor. Ancak araştırmalar, trans sporcuların kadın sporlarında adaletsiz bir avantaja sahip olduğu iddiasının bilimsel temeli olmadığını gösteriyor. Örneğin, NCAA verilerine göre trans sporcuların katılımı yok denecek kadar az; 1999-2021 arasında yalnızca 30 trans kadın sporcu lisans almış durumda. Yine de bu yasalar, muhafazakar tabanı harekete geçirmek için sembolik bir hedef haline getiriliyor. Öte yandan, aynı politikacılar kadınların üreme haklarını kısıtlıyor, eşit ücret yasalarını gevşetiyor ve cinsel taciz davalarını zorlaştırıyor. Örneğin, Idaho'da trans sporcuları yasaklayan yasayı hazırlayan milletvekili, aynı dönemde kürtajı neredeyse tamamen yasaklayan bir yasa tasarısına da öncülük etti.
Küresel boyut: Siyasi bir araç olarak trans karşıtlığı
Bu eğilim yalnızca ABD'ye özgü değil. Birleşik Krallık'ta da Muhafazakar Parti, trans haklarını hedef alan açıklamalarla seçim kampanyası yürütüyor. Macaristan'da ise 2020'de çıkarılan bir yasa, trans ve eşcinsel bireylerin medyada yer almasını yasakladı. Uluslararası düzeyde, spor organizasyonları trans sporcuların katılımını kısıtlama baskısı altında. Dünya Atletizm Birliği geçen yıl trans kadınların kadınlar kategorisinde yarışmasını yasaklarken, IOC daha kapsayıcı kurallar belirledi. Uzmanlar, bu tartışmaların aslında kadın hakları hareketine yönelik bir tepki olduğunu ve LGBTİ+ bireyleri günah keçisi ilan ederek toplumsal cinsiyet eşitliği konusundaki ilerlemeyi durdurmayı amaçladığını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de trans sporculara yönelik yasal düzenleme bulunmamakla birlikte, ABD'deki bu tartışmalar küresel spor kuruluşlarını etkileyerek Türk sporcuların uluslararası müsabakalardaki statüsünü dolaylı olarak etkileyebilir. Ayrıca, muhafazakar siyasetin trans karşıtı retoriği benimsemesi, Türkiye'de de LGBTİ+ bireylere yönelik ayrımcılığı meşrulaştırma riski taşıyor. Türkiye'nin insan hakları konusunda uluslararası yükümlülükleri göz önüne alındığında, bu tür yasaların örnek alınmaması önem taşıyor.