Yıldızlarla bezeli gece gökyüzü, insanlığın evrendeki yerini anlamlandıran tarihi bir pusula, göçlerin ve hasatların takvimi, sayısız hikâyenin kaynağı oldu. Ancak son yıllarda ticari uydu fırlatmalarındaki patlama, bu kadim ilişkiyi tehdit ediyor. SpaceX'in Starlink, Amazon'un Kuiper ve Birleşik Krallık merkezli OneWeb gibi projelerle yörüngeye gönderilen binlerce uydu, gece gökyüzünü ışık kirliliğiyle doldururken, gökbilimciler ve yerli halklar için ortak bir endişe kaynağı haline geliyor: Gökyüzü kime ait?
Gelişmenin Arka Planı
Dünya yüzeyinden yaklaşık 550 kilometre yükseklikteki alçak dünya yörüngesi (LEO), son beş yılda adeta bir otoyola dönüştü. 2019'da yörüngede sadece 2.200 aktif uydu varken, bu sayı 2024 itibarıyla 10.000’i aştı. Önümüzdeki on yılda 100.000’e ulaşması beklenen uydu sayısı, gökyüzünün doğal karanlığını geri dönülmez biçimde değiştiriyor. Gökbilimciler, teleskoplarla yapılan gözlemlerin yüzde 30’unun artık uydu izleri nedeniyle bozulduğunu belirtiyor. Özellikle Vera C. Rubin Gözlemevi gibi büyük projeler, bu kirlilikten ciddi şekilde etkileniyor. Öte yandan, uyduların atmosferden yansıttığı güneş ışığı, çıplak gözle bile görülebilen parlak çizgiler oluşturuyor.
Uzay hukuku, 1967 tarihli Dış Uzay Antlaşması'na dayanıyor. Bu antlaşma, uzayın tüm insanlığın ortak mirası olduğunu belirtse de, göklerin ticarileşmesi ve ışık kirliliği gibi güncel sorunlara cevap vermiyor. Birleşmiş Milletler bünyesindeki Uzayın Barışçıl Kullanımı Komitesi (COPUOS), konuyu tartışmaya açtı ancak bağlayıcı bir düzenleme henüz yok. Gökbilimciler, uyduların yansıtıcılığını azaltacak teknik önlemler talep ediyor; şirketler ise maliyetleri düşürmek için bu çağrılara sınırlı yanıt veriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD, ticari uzay girişimlerinin merkezi konumunda. Federal İletişim Komisyonu (FCC), son beş yılda 15.000’den fazla uydu için lisans verdi. Çin ise kendi takımyıldızı ‘Guowang’ ile yarışa katılırken, Avrupa Birliği IRIS² projesiyle stratejik otonomi peşinde. Gelişmekte olan ülkeler, özellikle Afrika ve Latin Amerika, internet erişimi için bu uydulara bel bağlarken, yerel gökbilim toplulukları ve yerli halklar (örneğin Avustralya Aborjinleri, And Dağları’ndaki Quechualar) için gece gökyüzü kültürel kimliğin ayrılmaz bir parçası. Bu çatışma, teknolojik ilerleme ile kültürel miras arasındaki gerilimi gözler önüne seriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, 2023'te yerli haberleşme uydusu Türksat 6A'yı yörüngeye yerleştirerek uzay alanında önemli bir adım attı. Ancak küresel uydu takımyıldızlarının yarattığı ışık kirliliği ve spektrum tıkanıklığı, Türkiye'nin kendi uzay hedeflerini de etkileyebilir. Göktaşı gözlemleri ve astrofizik araştırmaları için elverişli konumdaki Anadolu, artan ışık kirliliği nedeniyle avantajını kaybedebilir. Ayrıca, Türkiye'nin frekans tahsisi ve yörünge hakları konusunda uluslararası platformlarda aktif rol alması, hem milli güvenlik hem de ticari çıkarlar açısından kritik önem taşıyor. Uzay hukukunun yeniden şekillendiği bu dönemde, Türkiye'nin sesini duyurması ve bölgesel bir pozisyon geliştirmesi gerekiyor.