JPMorgan Chase'in son analizine göre, kaldıraçlı kredi piyasasında "derin temerrüt" (deeply distressed) kategorisinde değerlendirilen borçların hacmi, pandeminin başlangıcından bu yana en yüksek seviyeye çıktı. Bankanın raporunda, bu artışta en fazla baskı altında olan sektörün teknoloji olduğu vurgulandı. Küresel piyasalarda artan faiz oranları ve ekonomik yavaşlama endişeleri, yüksek borçlu şirketlerin finansman koşullarını zorlaştırıyor.
Kaldıraçlı Kredi Piyasasında Temerrüt Endişesi Büyüyor
JPMorgan'ın raporuna göre, kaldıraçlı kredi evreninin "derin temerrüt" olarak tanımlanan kuyruğu, 2020'nin ilk çeyreğinden bu yana görülmeyen seviyelere ulaştı. Bu terim, genellikle borçlunun temerrüde düşme olasılığının çok yüksek olduğu ve kredinin nominal değerinin önemli ölçüde altında işlem gördüğü borçları ifade ediyor. Raporda, bu tür kredilerin toplam kaldıraçlı kredi hacmi içindeki payının hızla arttığı belirtiliyor.
Teknoloji sektörü, bu baskının merkezinde yer alıyor. Pandemi döneminde hızla büyüyen ve düşük faizli borçlanma ile genişleyen birçok teknoloji şirketi, şimdi faizlerin yükselmesi ve büyümenin yavaşlamasıyla birlikte borçlarını çevirmekte zorlanıyor. JPMorgan, özellikle yüksek kaldıraç oranına sahip, kâr üretmeyen veya nakit akışı zayıf olan teknoloji firmalarının riskinin arttığını vurguluyor.
Kaldıraçlı krediler, genellikle kredi notu düşük olan şirketlere verilen ve yüksek faiz getirisi karşılığında yüksek risk taşıyan borçlardır. Bu piyasa, bankalar, sigorta şirketleri ve varlık yöneticileri tarafından yoğun olarak kullanılır. Piyasadaki bozulma, yalnızca borçlu şirketleri değil, aynı zamanda bu kredileri portföylerinde tutan finansal kuruluşları da olumsuz etkileyebilir. JPMorgan'ın raporu, yatırımcıların risk iştahının azaldığını ve bu tür varlıklardan çıkışın hızlandığını gösteriyor.
Uzmanlar, merkez bankalarının sıkı para politikalarının bir süre daha devam etmesi durumunda, temerrüt oranlarının daha da artabileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle ABD'de Fed'in faiz artırımları, borçlanma maliyetlerini yükselterek kırılgan şirketler üzerindeki baskıyı artırıyor. Avrupa'da da ECB'nin benzer bir politika izlemesi, küresel ölçekte kaldıraçlı kredi piyasasını olumsuz etkiliyor. JPMorgan, bu durumun önümüzdeki çeyreklerde daha belirgin hale gelebileceğini öngörüyor.
Küresel Piyasalara Yansımaları ve Sektörel Etkiler
Kaldıraçlı kredi piyasasındaki bozulma, genel finansal koşulların sıkılaştığı bir dönemde ortaya çıkıyor. Küresel ekonomik büyüme beklentileri aşağı yönlü revize edilirken, şirket kârlılıkları da baskı altında. Bu ortamda, yüksek borçlu şirketlerin yeniden finansman ihtiyacı, onları daha da kırılgan hale getiriyor. Özellikle teknoloji sektörü, pandemi sonrası normalleşme ve talepteki yavaşlama nedeniyle gelir artışında zorlanıyor. Bu durum, borç geri ödeme kapasitesini azaltıyor.
JPMorgan'ın raporu, yatırımcıların bu tür riskli varlıklardan kaçındığını ve daha güvenli limanlara yöneldiğini gösteriyor. Bu da kaldıraçlı kredi fonlarının performansını olumsuz etkiliyor ve piyasada likidite sıkışıklığına yol açabilir. Ayrıca, bu durumun bankaların bilançoları üzerinde de olumsuz etkileri olabilir; zira birçok banka bu kredileri doğrudan veya dolaylı olarak tutuyor.
Küresel ölçekte, kaldıraçlı kredi piyasasındaki stres, diğer varlık sınıflarına da sıçrayabilir. Örneğin, yüksek getirili tahvil piyasası da benzer bir baskı altında. Bu iki piyasa arasında güçlü bir korelasyon bulunuyor. Dolayısıyla, kaldıraçlı kredilerdeki temerrüt endişeleri, tahvil piyasasında da satış baskısı yaratabilir. Bu da şirketlerin borçlanma maliyetlerini daha da artırabilir. JPMorgan, bu zincirleme etkinin önümüzdeki dönemde daha görünür hale gelebileceği uyarısında bulunuyor.
Öte yandan, bazı analistler bu durumun bir fırsat penceresi de açabileceğini belirtiyor. Distressed varlıklara yatırım yapan fonlar için, düşük fiyatlardan alım imkânı doğabilir. Ancak bu tür yatırımlar yüksek risk içeriyor ve uzmanlık gerektiriyor. Piyasadaki belirsizlik ortamı, bu tür fırsatların değerlendirilmesini zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küresel kaldıraçlı kredi piyasasındaki temerrüt risklerinin artması, Türkiye ekonomisi için dolaylı da olsa önemli sonuçlar doğurabilir. Türk şirkutları da uluslararası piyasalardan borçlanıyor ve küresel risk iştahının azalması, dış finansman koşullarını zorlaştırabilir. Özellikle yüksek dış borç çevrimi olan sektörlerde (enerji, inşaat, perakende) borçlanma maliyetleri artabilir. Ayrıca, küresel teknoloji sektöründeki stres, Türkiye'deki teknoloji girişimlerinin yatırım bulmasını zorlaştırabilir. Ancak Türkiye'nin nispeten düşük kaldıraçlı kredi maruziyeti, doğrudan bir kriz riskini sınırlıyor. Yine de küresel finansal koşullardaki sıkılaşma, TL üzerinde baskı yaratabilir ve cari açık finansmanını zorlaştırabilir.