İngiltere'de polis, göçmenlere sahte eşcinsel kimlik vererek sığınma başvurusu yapmalarına yardım eden bir çeteye yönelik operasyon düzenledi. Nisan ayında BBC'nin yaptığı bir araştırma, hukuk firmaları ve danışmanların göçmenlere eşcinsel oldukları yalanını söyleyerek sığınma almalarına yardımcı olduğunu ortaya koymuştu. Bu skandalın ardından başlatılan soruşturma kapsamında çok sayıda kişi gözaltına alındı. Polis, operasyonun halen devam ettiğini ve yeni gözaltıların olabileceğini bildirdi.
Skandalın Arka Planı
BBC'nin Nisan 2024'te yayınladığı araştırma raporu, İngiltere'deki sığınma sisteminde büyük bir açığı gözler önüne serdi. Rapora göre, bazı hukuk büroları ve göçmenlik danışmanları, ekonomik veya siyasi nedenlerle ülkeye gelen göçmenlere, cinsel yönelimlerini yanlış beyan ederek sığınma başvurusu yapmaları konusunda danışmanlık yapıyordu. Bu kişiler, başvurularını desteklemek için sahte kanıtlar üretiyor, hatta uydurma hikâyeler yazıyordu. BBC ekibi, gizli kamera görüntüleriyle bu faaliyetleri belgeledi. Görüntülerde, danışmanların müşterilerine "eşcinsel olduğunuzu söyleyin, bu en kolay yoldur" gibi tavsiyelerde bulunduğu duyuluyordu.
İngiltere İçişleri Bakanlığı ve Göçmenlik Dairesi, konunun üzerine gitmekte gecikmedi. İçişleri Bakanı James Cleverly, yaptığı açıklamada "sığınma sisteminin suiistimal edilmesine asla izin vermeyeceğiz" demişti. Ancak muhalefet, hükümetin sistemi denetlemede yetersiz kaldığını savundu. İşçi Partisi sözcüsü, "Bu tür dolandırıcılıklar, gerçekten zulüm gören ve korunmaya ihtiyacı olan insanların haklarını gasp ediyor" ifadelerini kullandı.
BBC araştırmasının ardından İngiltere Polisi (Metropolitan Police) ve Göçmenlik Suçları Birimi ortak bir soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında, sahte belge düzenleyen, danışmanlık yapan ve başvuru sürecinde aracılık eden kişilerin kimlikleri tespit edildi. Polis, geçtiğimiz hafta Londra'nın doğusunda ve güneyinde eş zamanlı baskınlar düzenledi. Baskınlarda çok sayıda bilgisayar, telefon, sahte belge ve para ele geçirildi. Gözaltına alınanlar arasında avukatlar, göçmenlik danışmanları ve tercümanların bulunduğu öğrenildi. Yetkililer, çetenin yüzlerce kişiye hizmet verdiğini ve milyonlarca sterlin kazandığını tahmin ediyor.
Uluslararası Boyut ve Sığınma Sistemine Etkileri
İngiltere'deki bu skandal, yalnızca ülke içinde değil, uluslararası alanda da yankı uyandırdı. Sığınma sisteminin kötüye kullanılması, Avrupa genelinde popülist partilerin sıkça dile getirdiği bir sorun. İngiltere'nin Ruanda planı gibi tartışmalı göçmen politikaları zaten eleştirilirken, bu tür dolandırıcılık vakaları, göçmen karşıtı söylemleri güçlendiriyor. Öte yandan, gerçekten cinsel yönelimi nedeniyle zulüm gören sığınmacılar için bu durum büyük bir tehlike oluşturuyor. Çünkü sahte başvurular, gerçek mağdurların inandırıcılığını zedeliyor ve onların korunma şansını azaltıyor.
İnsan hakları örgütleri, hükümetin sistemi sıkılaştırırken mülteci haklarını ihlal etmemesi gerektiği uyarısında bulunuyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) sözcüsü, "Devletlerin dolandırıcılıkla mücadele etme hakkı vardır, ancak bu mücadele gerçek mültecileri cezalandırmamalıdır" dedi. İngiltere'deki bu operasyon, diğer Avrupa ülkeleri için de bir uyarı niteliğinde. Almanya, Fransa ve İsveç gibi ülkelerde de benzer dolandırıcılık ağlarının olabileceği belirtiliyor. Europol, konuyla ilgili olarak üye ülkeler arasında bilgi paylaşımını artıracağını açıkladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'deki sahte sığınma skandalı, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren bir konu olmasa da, küresel göç yönetimi açısından önemli dersler içeriyor. Türkiye, coğrafi konumu nedeniyle milyonlarca mülteciye ev sahipliği yapıyor ve sığınma sistemine yönelik suiistimaller, Türkiye'nin uluslararası alandaki itibarını ve göç yönetimi politikalarını etkileyebilir. Ayrıca, Avrupa Birliği ile yapılan göç anlaşmaları çerçevesinde, sahte başvuruların artması, Türkiye'ye yönelik baskıları artırabilir. Türkiye, kendi sığınma sistemini güçlendirerek ve dolandırıcılıkla etkin mücadele ederek, hem gerçek mültecileri koruyabilir hem de uluslararası iş birliğinde güvenilir bir ortak olduğunu gösterebilir.