Büyük teknoloji şirketleri, mevcut denetim, soruşturma ve müdahale kurallarını aşan stratejilerle pazar güçlerini sistematik bir şekilde artırıyor. Bu stratejilerin tam kapsamı ve ölçeği düzenleyiciler tarafından hesaba katılmadığı sürece, Silikon Vadisi'nin hakimiyeti sorgulanamaz olmaya devam edecek. Google, Amazon, Meta ve Apple gibi şirketler, geleneksel antitröst çerçevelerinin kavrayamadığı yöntemlerle pazardaki nüfuzlarını derinleştiriyor.
Gölge Pazar Gücü: Geleneksel Antitröstün Ötesinde
Bu 'gölge pazar gücü', veri hakimiyeti, platform kilitleme etkileri, hedefli satın almalar ve düzenleyici arbitraj gibi alanlarda kendini gösteriyor. Şirketler, veriyi rakip bir varlık olarak kullanarak, platformlar arası geçişi zorlaştıran bağımlılık yaratıyor. Örneğin, Google'ın arama motoru pazarındaki üstünlüğü, Android işletim sistemiyle gelen varsayılan arama anlaşmaları sayesinde pekişiyor. Benzer şekilde Apple, App Store üzerindeki kontrolüyle geliştiricileri yüzde 30'a varan komisyonlara zorluyor. Amazon ise üçüncü taraf satıcılardan topladığı verilerle kendi ürünlerini öne çıkarıyor.
Bu stratejiler, geleneksel fiyat ve çıktı odaklı antitröst analizini aşarak, pazar gücünü fiyat dışı yollarla kullanıyor. Düzenleyiciler, bu şirketlerin veri konsolidasyonu, algoritmik önyargı ve platform ağ etkileri yoluyla rekabeti nasıl baskıladığını tam olarak anlayamıyor. Son beş yılda G7 ülkelerinde teknoloji devlerine yönelik antitröst soruşturmaları artsa da, uygulanan cezalar genellikle düşük kalıyor. Örneğin, Avrupa Komisyonu'nun Google'a toplamda 8.2 milyar avro ceza kesmesine rağmen şirket, karşılaştırmalı alışveriş hizmetinde ayrımcılık yapmayı sürdürdü.
Düzenleyici Kör Nokta ve Küresel Yansımalar
Mevcut ulusal ve uluslarüstü düzenleyici çerçeveler, teknoloji şirketlerinin sınır ötesi faaliyetlerini takip etmekte yetersiz kalıyor. AB'nin Dijital Piyasalar Yasası (DMA) ve Dijital Hizmetler Yasası (DSA) gibi yeni düzenlemeler umut verici olsa da, uygulama süreci hala tamamlanmış değil. ABD'de ise eyalet düzeyinde antitröst davaları açılırken federal düzeyde yasa çalışmaları siyasi kutuplaşma nedeniyle tıkanmış durumda. Bu düzenleyici boşluk, şirketlerin farklı ülkelerdeki kuralları birbirine karşı kullanmasına olanak tanıyor.
Akademisyenler, bu durumu 'düzenleyici yakalama' olarak tanımlıyor: Şirketler, lobi faaliyetleri ve düzenleyici döner kapı etkisiyle kendi çıkarlarına uygun kurallar oluşturulmasını sağlıyor. Örneğin, Amazon ABD'de federal antitröst yasasını zayıflatmak için 2012-2021 arasında 200 milyon dolar harcadı. Aynı dönemde 400'den fazla eski düzenleyiciyi istihdam ederek döner kapı etkisini kullandı. Küresel ölçekte, OECD ve UNCTAD gibi kuruluşlar dijital ekonomi için ortak bir düzenleyici çerçeve geliştirmeye çalışıyor ancak ülkelerin çıkar çatışmaları ilerlemeyi yavaşlatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye için önemli fırsatlar ve riskler barındırıyor. Türkiye'de teknoloji pazarı hızla büyürken, yerli girişimler uluslararası devlerle rekabette zorlanıyor. Rekabet Kurumu'nun Google ve Meta'ya yönelik soruşturmaları Türk düzenleyici yaklaşımının olumlu bir işareti, ancak daha kapsamlı bir dijital piyasa yasasına ihtiyaç var. Aksi halde, Türk tüketiciler yüksek fiyatlar ve sınırlı seçeneklerle karşılaşırken, yerli teknoloji şirketleri yatırım çekmekte zorlanacak. Türkiye, AB'nin DMA'sına uyumlu bir düzenleme çerçevesi benimseyerek hem uluslararası standartları yakalayabilir hem de yenilikçi girişimlerini koruyabilir.