ABD, Ürdün’de bir askerinin öldürülmesine misilleme olarak İran’a yönelik saldırılarını yeniden başlattı. İran Devrim Muhafızları (IRGC), Ürdün’deki bir üsse saldırı düzenlediklerini iddia ederken, ABD’nin Bahreyn büyükelçiliği ülkedeki Amerikan vatandaşlarına yönelik bir uyarı yayımladı. Bu gelişmeler, Orta Doğu’da tırmanan gerilimin yeni bir safhaya girdiğini gösteriyor.
Gelişmenin arka planı
Olayların fitili, 28 Ocak 2024’te Ürdün’ün kuzeydoğusundaki Tower 22 olarak bilinen ABD üssüne insansız hava aracıyla düzenlenen saldırıda üç ABD askerinin ölmesi ve 40’tan fazla askerin yaralanmasıyla ateşlendi. ABD, bu saldırıdan İran destekli Iraklı milis gruplarını sorumlu tuttu. Başkan Joe Biden, “bir şekilde” yanıt verileceğini açıkladı. Ardından 2 Şubat’ta ABD, Irak ve Suriye’de İran Devrim Muhafızları ve müttefik milislere ait 85’ten fazla hedefi vurdu. Havadan atılan 125’ten fazla bombanın kullanıldığı bu operasyon, Biden yönetiminin bölgedeki en büyük askeri hamlesi oldu.
İran ise bu saldırılara doğrudan bir yanıt vermedi ancak Devrim Muhafızları, 3 Şubat’ta yaptığı açıklamada Ürdün’deki saldırının kendileri tarafından gerçekleştirildiğini iddia etti. Ancak bu iddia bağımsız kaynaklarca doğrulanmadı. ABD’li yetkililer, saldırının İran’ın doğrudan emriyle yapıldığına dair bir kanıt bulunmadığını belirtiyor. Buna rağmen Biden yönetimi, İran’ı bölgedeki vekil güçler aracılığıyla istikrarsızlık yaratmakla suçluyor.
Öte yandan ABD’nin Bahreyn büyükelçiliği, 4 Şubat’ta yayımladığı bir seyahat uyarısıyla ülkedeki Amerikalılara “yüksek güvenlik riski” olduğunu bildirdi. Uyarıda, terör saldırıları ve sivil huzursuzluk riskine dikkat çekildi. Bahreyn, ABD Donanması’nın Beşinci Filosu’na ev sahipliği yapıyor ve İran’a yakınlığıyla biliniyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu gelişmeler, İsrail-Hamas savaşının tetiklediği bölgesel krizin daha da derinleştiğini gösteriyor. ABD, Gazze’deki savaşın yayılmasını engellemeye çalışırken, İran destekli gruplar Kızıldeniz’de ticari gemilere saldırıyor ve Irak’taki ABD üslerini hedef alıyor. ABD’nin İran’a yönelik doğrudan saldırıları, iki ülkeyi ilk kez sıcak çatışmaya yaklaştırdı. İran, nükleer programı ve bölgesel nüfuzu nedeniyle ABD için stratejik bir tehdit olarak görülüyor. Analistler, ABD’nin saldırılarının İran’ı caydırmaktan çok gerilimi artırabileceği uyarısında bulunuyor. Ayrıca bu durum, Irak ve Suriye’deki ABD varlığını daha da riskli hale getiriyor. Irak hükümeti, ABD saldırılarını egemenlik ihlali olarak nitelerken, İran destekli milisler misilleme tehdidinde bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD-İran geriliminin yakın komşusu Irak ve Suriye’deki güvenlik ortamını doğrudan etkilemesinden endişe duyuyor. Türkiye, PKK/YPG’ye karşı yürüttüğü operasyonlarda İran destekli gruplarla zaman zaman karşı karşıya geliyor. Ayrıca, Kızıldeniz’deki ticari gemi saldırıları Türkiye’nin dış ticaretini olumsuz etkileyebilir. İran’a yönelik yaptırımların artması, Türkiye’nin enerji ithalatında alternatif arayışlarını hızlandırabilir. Ankara, bölgesel istikrar için diplomasinin ön planda olmasını savunuyor. Bu nedenle Türkiye, taraflara itidal çağrısı yaparken, kendi güvenlik çıkarlarını korumak için Irak ve Suriye’deki askeri varlığını sürdürmeye devam ediyor.