Bavi tayfunu, 26 Ağustos 2020 Çarşamba günü Doğu Çin'in Zhejiang eyaletine ulaştığında yaklaşık 2 milyon kişinin tahliye edilmesine ve geniş çaplı ulaşım kesintilerine neden oldu. Tayfun, karaya ulaştıktan sonra şiddetli tropikal fırtınaya dönüştü ancak etkisi devam ediyor. Yetkililer, halkı sel ve kuvvetli rüzgarlara karşı uyardı.
Gelişmenin arka planı
Çin Ulusal Meteoroloji Merkezi, Bavi'nin 26 Ağustos sabahı Zhejiang eyaletinin Zhoushan şehri yakınlarında karaya ulaştığını ve merkezi rüzgar hızının saatte 150 kilometreye ulaştığını bildirdi. Tayfun, karaya çıktıktan sonra hızla zayıflayarak tropikal fırtınaya dönüştü. Yetkililer, sel ve heyelan riskine karşı 2 milyondan fazla kişiyi tahliye etti. Ulaşımda büyük aksamalar yaşandı; yüzlerce uçuş iptal edildi, yüksek hızlı tren seferleri durduruldu ve feribot seferleri askıya alındı. Zhejiang ve Fujian eyaletlerinde balıkçı tekneleri limana çağrıldı. Tayfunun neden olduğu şiddetli yağışların bazı bölgelerde 250 milimetreye ulaşması bekleniyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Bavi tayfunu, Çin'de bu yıl görülen en güçlü fırtınalardan biri. Daha önce Tayvan ve Japonya'nın güneyindeki adaları da etkilemişti. Çin, her yıl yaz aylarında birçok tayfunla karşılaşsa da, bu tayfunun şiddeti ve neden olduğu kitlesel tahliyeler dikkat çekiyor. İklim değişikliğinin etkisiyle tayfunların sıklığı ve şiddetinin arttığı yönünde endişeler bulunuyor. Küresel tedarik zincirlerinde aksamalara neden olabilecek bu tür doğal afetler, özellikle Çin'in üretim merkezlerini vurduğunda dünya ekonomisini de etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Tayfun nedeniyle Çin'de yaşanan kitlesel tahliyeler, doğal afet yönetimi açısından önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye de benzer şekilde sel ve fırtına riski altında olduğundan, erken uyarı sistemleri ve etkili tahliye planlamasının önemi bir kez daha ortaya çıkıyor. Ayrıca Çin'in ekonomik faaliyetlerindeki aksamalar, küresel tedarik zincirlerini etkileyerek Türkiye'nin dış ticaretinde dolaylı etkilere yol açabilir. Bu nedenle, Türkiye'nin afet yönetimi kapasitesini güçlendirmesi ve tedarik zinciri çeşitlendirmesi stratejileri önem kazanıyor.