Nepal bu hafta yaşanan ve onlarca kişinin ölümüne yol açan şiddetli sel felaketiyle sarsıldı. Yetkililer, ülkenin çeşitli bölgelerinde etkili olan muson yağmurlarının yol açtığı seller ve toprak kaymalarında en az 100 kişinin hayatını kaybettiğini, onlarca kişinin de kayıp olduğunu açıkladı. Başkent Katmandu ve çevresindeki yerleşim yerleri sular altında kalırken, birçok yol ve köprü ulaşıma kapandı. Bu felaket, Nepal'in kendine özgü coğrafyasının ülkeyi doğal afetlere karşı ne denli kırılgan kıldığını bir kez daha acı bir şekilde hatırlattı.
Coğrafi Yapının Etkileri
Himalayalar'ın güney yamacında yer alan Nepal, dünyanın en yüksek zirvelerinden bazılarına ev sahipliği yapıyor. Ülke, deniz seviyesinden birkaç yüz metre yükseklikteki Terai Ovası'ndan, dünyanın en yüksek noktası olan 8.848 metrelik Everest Dağı'na kadar uzanan olağanüstü bir yükseklik farkına sahip. Bu keskin dikey farklılık, ülkenin jeolojik yapısıyla birleşince, Nepal topraklarını oldukça kırılgan hale getiriyor.
Nepal, Hindistan ve Avrasya tektonik levhalarının çarpışma bölgesinde yer alıyor. Bu levha hareketleri, Himalayalar'ın hâlâ yükselmesine neden olurken, aynı zamanda bölgede sık sık depremler yaşanmasına da yol açıyor. 2015 yılında meydana gelen 7,8 büyüklüğündeki depremde yaklaşık 9 bin kişi hayatını kaybetmişti. Depremler, dağ yamaçlarını gevşeterek toprak kayması riskini artırıyor ve bu da muson yağmurlarıyla birleştiğinde ölümcül sonuçlar doğurabiliyor.
Bu hafta yaşanan sellerde etkili olan bir diğer faktör ise ülkenin drenaj sistemi. Nepal'in nehirleri, Himalayalar'dan hızla inerek dar ve derin vadilerden akıyor. Şiddetli yağışlarda bu nehirlerin debisi aniden yükseliyor ve taşkınlara neden oluyor. Özellikle ülkenin güneyindeki Terai Ovası'nda, nehirlerin taşkın alanları yoğun yerleşim ve tarım arazisi olarak kullanılıyor. Bu durum, sellerin yol açtığı can ve mal kaybını artırıyor.
İklim Değişikliği ve İnsan Etkisi
Uzmanlar, iklim değişikliğinin Nepal'deki aşırı hava olaylarının sıklığını ve şiddetini artırdığını vurguluyor. Muson yağmurlarının düzensizleştiğini ve kısa sürede çok yoğun yağış bıraktığını belirten iklim bilimciler, bu durumun selleri tetiklediğine dikkat çekiyor. Nepalli yetkililer, bu yılki muson sezonunda ortalamanın üzerinde yağış aldıklarını ve özellikle dağlık bölgelerdeki heyelanların etkili olduğunu aktarıyor.
Ancak Nepal'in afetlere karşı kırılganlığını artıran yalnızca doğal faktörler değil. Ülkenin hızlı ve çoğu zaman plansız kentleşmesi, altyapı yetersizlikleri ve ormansızlaşma gibi beşeri etkenler de tehlikeyi büyütüyor. Başta Katmandu olmak üzere birçok şehir, nehir yataklarına ve eğimli arazilere doğru kontrolsüzce genişliyor. Bu da yağışların neden olduğu riski artırıyor.
Bölgedeki Diğer Ülkelere Etkisi
Nepal'deki seller yalnızca ülkeyi etkilemekle kalmıyor, komşu ülkeleri de etkiliyor. Nepal'den doğan ve Hindistan'ın kuzeydoğusundan geçerek Bangladeş'e dökülen Kosi, Gandaki ve Karnali gibi büyük nehirler, taşkınların aşağı havzalardaki ülkelere de yayılmasına neden oluyor. Bu nehirlerdeki su seviyelerinin yükselmesi, Hindistan'ın Bihar ve Assam eyaletlerinde de sel riskini artırıyor. Geçmişte Kosi Nehri'ndeki barajın yıkılması Hindistan'da büyük bir felakete yol açmıştı.
Uzmanlar, iklim değişikliğinin etkisiyle bu tür sınır aşan nehir taşkınlarının daha sık yaşanabileceği konusunda uyarıyor. Bu durum, ülkeler arasında su yönetimi ve afet iş birliği konularında daha güçlü mekanizmaların oluşturulması gerekliliğini ortaya koyuyor. Nepal'de yaşanan sel felaketi aynı zamanda, en az gelişmiş ülkeler arasında sayılan ülkenin iklim değişikliğiyle mücadelede daha fazla uluslararası desteğe ihtiyaç duyduğunu da gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, deprem ve sel gibi doğal afetlerle sık sık karşı karşıya kalan bir ülke olarak, Nepal'deki bu felaketin ardından dayanışma mesajları iletmiş ve arama kurtarma ekipleri ile insani yardım gönderme hazırlığında olduğunu açıklamıştır. Bu tür durumlar, afet yönetimi konusunda uluslararası iş birliğinin önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. Türkiye'nin sahip olduğu krizlere müdahale kapasitesi ve deneyimi, benzer afetlerde dostane ülkelere destek olabilme imkanı tanımaktadır. Ayrıca, Nepal gibi yüksek riskli bölgelerde yapılacak altyapı yatırımları ve erken uyarı sistemleri konusundaki iş birliği, bölgesel istikrar açısından da önem arz etmektedir. Bu bakımdan Türkiye'nin Nepal'e sunduğu destek, iki ülke arasındaki bağları güçlendirirken, küresel iklim değişikliğiyle mücadelede ortak bir duruş sergilenmesine de katkı sağlamaktadır.