Avustralya’nın Sidney kentindeki Downing Centre Bölge Mahkemesi’nde görülen davada, 76 yaşındaki tarikat lideri William Kamm ve eşinin, 10 yıl boyunca genç bir kızı cinsel istismara maruz bıraktığı iddia ediliyor. Savcılık, Kamm’ın dünyayı “yeniden nüfuslandırmak” için 12 eşi olması gerektiğini söylediğini ve bu amaçla genç kızı manipüle ettiğini öne sürdü. Çift, çocuğa cinsel saldırı ve uygunsuz ilişki suçlamalarını reddediyor.
Gelişmenin arka planı
William Kamm, 1990’larda kurduğu “Tanrı’nın Eli” adlı tarikatla biliniyordu. Tarikat, kıyamet sonrası dünyayı yeniden inşa etme söylemiyle takipçi toplamıştı. Mahkemeye sunulan ifadelere göre, Kamm istismara uğrayan kız çocuğuna “görev” olarak 12 eş olması gerektiğini aşıladı. Kamm’ın eşi de bu sürece ortak olmakla suçlanıyor. Dava, Avustralya’da tarikatların çocuk istismarı konusundaki denetim eksikliğini yeniden gündeme getirdi.
Bölgesel veya küresel boyut
Tarikat liderlerinin cinsel istismarla suçlanması, küresel çapta sık rastlanan bir durum. Özellikle kapalı topluluklar ve dini söylemlerle hareket eden yapılanmalar, mağdurların sesini duyurmasını engelliyor. Kamm davası, Avustralya’da tarikatlara yönelik yasal düzenlemelerin yetersizliğini ortaya koyarken, benzer istismar vakalarının önlenmesi için uluslararası işbirliğinin önemine işaret ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, tarikat ve dini cemaatlerin yoğun olduğu bir ülke olarak bu tür istismar vakalarına karşı hassas. Kamm davası, Türkiye’de de tarikatların denetlenmesi ve çocuk istismarıyla mücadelede yasal boşlukların kapatılması gerektiğini hatırlatmaktadır. Ayrıca, uluslararası istismar ağlarına karşı Türk adli makamlarının bilgi paylaşımı ve işbirliği yapması hayati önem taşımaktadır. Bu olayın global yansımaları, Türkiye’nin de tarikatlarla mücadele politikasını gözden geçirmesine yol açabilir.