İngiltere Başbakanı Keir Starmer'ın yerine geçmesi beklenen Andy Burnham'ın, göreve gelmesi halinde ülkenin Çin politikasında köklü bir değişiklik yapması beklenmiyor. Gözlemciler, İşçi Partisi'nin önde gelen isimlerinden Burnham'ın Starmer'ın pragmatik Çin yaklaşımını sürdüreceğini, ancak en öncelikli meselenin iç ekonomik sorunlar olacağını belirtiyor. Bu durum, İngiltere'nin yedinci başbakanının seçilmesi sürecinde önemli bir gündem maddesi olarak öne çıkıyor.
Gelişmenin Arka Planı
Keir Starmer'ın başbakanlık döneminde İngiltere, Çin ile ticari ilişkileri canlı tutarken güvenlik ve insan hakları konularında eleştirel bir duruş sergilemişti. Özellikle Tayvan, Doğu Çin Denizi ve Hong Kong gibi konularda Pekin'le zaman zaman gerginlikler yaşanmıştı. Ancak Starmer, ekonomik çıkarların korunması amacıyla tam bir kopuştan kaçınmıştı.
Greater Manchester Belediye Başkanı olarak tanınan Andy Burnham, İşçi Partisi içinde sol kanada yakın duruşuyla biliniyor. Burnham'ın başbakanlık yarışındaki en güçlü rakiplerinden biri olan Rachel Reeves ise Çin'e karşı daha sert bir tondan yana. Parti içi dengeler, Burnham'ın iktidara gelmesi halinde dış politikada nasıl bir denge kuracağına dair soru işaretleri yaratıyor.
İngiltere'nin Çin ile ilişkileri son yıllarda inişli çıkışlı bir seyir izledi. 2015 yılında David Cameron döneminde 'altın çağ' olarak tanımlanan ilişkiler, daha sonra Huawei'nin 5G ağlarından çıkarılması ve Hong Kong yasası tartışmalarıyla soğumuştu. Boris Johnson hükümeti döneminde de benzer bir pragmatik yaklaşım benimsenmişti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İngiltere'nin Çin politikası sadece ikili ilişkileri değil, aynı zamanda ülkenin ABD ve Avrupa Birliği ile olan bağlarını da etkiliyor. Washington, Çin'e karşı daha koordineli bir Batı cephesi oluşturmaya çalışırken, Londra'nın Pekin'le ticari bağlarını koparmak istememesi dikkat çekiyor. Özellikle İngiltere’nin finans sektörü, Çin piyasalarına büyük ölçüde bağımlı durumda.
Uzmanlar, Burnham'ın başbakan olması halinde Çin'le ilgili olarak iş dünyasının görüşlerine daha fazla kulak verebileceğini belirtiyor. Ancak insan hakları savunucuları, Burnham'ın bu konuda Starmer'dan daha net bir tavır sergilemesini bekliyor. Öte yandan, Çin yönetimi son aylarda İngiltere'nin askeri kapasitesini artırma planlarına ve Hint-Pasifik bölgesine yönelik daha aktif politikalarına tepki göstermişti.
İngiltere'nin başbakanının kim olacağı, yalnızca Çin ile ilişkileri değil, aynı zamanda Brexit sonrası ülkenin küresel ticaret stratejisini de şekillendirecek. Bu bağlamda, Burnham'ın atacağı adımlar sadece Londra-Pekin hattını değil, aynı zamanda Londra'nın Washington, Brüksel ve diğer başkentlerle ilişkilerini de etkileyecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme Türkiye açısından iki düzlemde önem taşıyor. Birincisi, İngiltere'nin Çin'e yönelik politikası NATO müttefiki olarak Ankara'nın da güvenlik hesaplarına yansıyabilir. İkincisi, Türkiye'nin Çin ile artan ticari bağları göz önüne alındığında, Londra'nın Pekin'e yaklaşımı Ankara'nın kendi dış politika manevra alanını dolaylı olarak etkileyebilir. Burnham'ın pragmatik çizgisi, Türkiye'nin Çin ile ilişkilerinde denge arayışı açısından olumlu bir sinyal olarak okunabilir; zira aşırı sert bir Batı cephesi, Ankara'yı iki taraf arasında seçime zorlayabilirdi.