Britanya halkının, eski deyimle "çantasını toplayıp" Avrupa Birliği'nden ayrılma kararı aldığı referandumun üzerinden tam on yıl geçti. 23 Haziran 2016'da yüzde 51,9 oyla alınan bu tarihi karar, ülkeyi ve kıtayı derinden etkileyen bir sürecin başlangıcı oldu. Guardian gazetesi, yıldönümünde hazırladığı bir testle, bu on yıllık serüvenin unutulmaz anlarını, sembollerini ve garipliklerini sorguluyor. Theresa May'in Instagram'da canını sıkan kimdi? Boris Johnson muzlar hakkında ne demişti? İşte Brexit serüveninin hafızalara kazınan detayları.
Gelişmenin Arka Planı: Referandumdan Ayrılışa Giden Yol
2016 referandumu, Britanya siyasetinde bir deprem etkisi yarattı. Kampanya sürecinde "Take Back Control" (Kontrolü Geri Al) sloganıyla yola çıkan Brexit yanlıları, egemenlik, göç ve mali katkılar gibi konularda kamuoyunu ikna etmeyi başardı. Ancak zaferin ardından gelen süreç hiç de beklendiği gibi olmadı. Başbakan David Cameron'ın istifası, Theresa May'in zorlu müzakere dönemi ve nihayet Boris Johnson'ın sert Brexit çizgisi, ülkeyi adeta bir siyasi fırtınanın içine sürükledi.
Guardian'ın testi, bu döneme damga vuran olayları hatırlatıyor: Theresa May'in Instagram'da yayınladığı bir fotoğrafın ardından gelen eleştiriler, Boris Johnson'ın muz ihracatıyla ilgili söylediği tartışmalı sözler, Big Ben'in Brexit gününde neden çalmadığı gibi ayrıntılar. Test, Britanya'nın Brexit yolculuğunun hem ciddi hem de absürt yanlarını bir araya getiriyor. Jacques Delors'a yönelik "final up yours" ifadesi bile dönemin atmosferini özetliyor: AB karşıtlığı bazen oldukça kişisel ve kaba bir boyuta ulaşmıştı. Mavi pasaportların yeniden basılması, balıkçılık hakları tartışmaları ve Kuzey İrlanda Protokolü'nün yarattığı gerginlikler, Brexit'in pratikte ne kadar karmaşık olduğunu gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Brexit'in Dalga Etkileri
Brexit, yalnızca Britanya'yı değil, tüm Avrupa Birliği'nin geleceğini sorgulatan bir katalizör oldu. AB içinde İngiltere'nin ayrılışı, bütünleşme yanlılarını olduğu kadar AB şüphecilerini de cesaretlendirdi. Fransa'da Marine Le Pen, İtalya'da Matteo Salvini gibi siyasetçiler Brexit'i kendi amaçları için bir model olarak göstermeye çalıştı. Ancak İngiltere'nin karşılaştığı ekonomik zorluklar, tedarik zinciri sorunları ve Kuzey İrlanda'daki siyasi istikrarsızlık, diğer ülkeler için bir uyarı niteliği taşıdı.
Küresel ölçekte Brexit, serbest ticaret anlaşmaları ve jeopolitik ittifakların yeniden şekillenmesine yol açtı. Britanya, AB'den ayrıldıktan sonra daha küresel bir ticaret politikası izlemeye çalıştı; Japonya, Avustralya ve Yeni Zelanda ile anlaşmalar imzaladı. Ancak AB'nin en büyük ticaret ortağı olmaya devam etmesi, bu çabaların sınırlarını gösterdi. Ukrayna savaşı gibi krizlerde Britanya'nın NATO ve diğer Batı ittifakları içindeki rolü güçlü kalsa da, AB ile ilişkilerdeki soğukluk devam etti. Guardian testi, bu büyük resmin ötesinde, sıradan vatandaşların günlük hayatına yansıyan değişimleri de sorguluyor: Seyahat kısıtlamaları, pasaport kuyrukları ve yeni bürokratik engeller.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Brexit referandumunun 10. yıl dönümü, Türkiye'nin AB ile ilişkileri açısından da üzerinde düşünülmesi gereken dersler barındırıyor. Britanya'nın ayrılışı, AB'nin genişleme politikasını daha temkinli hale getirirken, Türkiye'nin üyelik sürecini de olumsuz etkiledi. AB'nin iç bütünleşme sorunlarına odaklanması, Türkiye'nin müzakerelerini ikinci plana attı. Ayrıca Brexit, Türkiye'nin önemli ticaret ortaklarından biri olan İngiltere ile ilişkilerini yeniden tanımlamasına yol açtı; iki ülke arasında Serbest Ticaret Anlaşması imzalandı. Bununla birlikte, Brexit sürecinde yaşanan siyasi kutuplaşma ve popülist söylemlerin yükselişi, Türkiye dahil pek çok ülkede benzer eğilimlerin dikkatle izlenmesi gerektiğini gösteriyor.