Principal Asset Management'ın küresel baş stratejisti Seema Shah, tahvil getirilerindeki yükselişin hisse senedi piyasalarında gerçek bir rahatsızlık yaratmadığını söyledi. Bloomberg'e konuşan Shah, tahvil faizlerindeki artışın arkasındaki faktörlerin “piyasaları gerçekten durduracak türden olmadığını” ifade etti. Shah'ın bu değerlendirmesi, küresel piyasaların merkez bankalarının para politikası adımlarını ve ekonomik toparlanma sinyallerini yakından izlediği bir dönemde geldi.
Tahvil Piyasalarındaki Hareketin Arka Planı
Son dönemde ABD Hazine tahvillerinin getirileri, özellikle 10 yıllık tahvil faizi, ekonomik verilerin güçlü seyretmesi ve enflasyon endişelerinin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte yükseliş eğilimine girdi. Ancak Shah, bu yükselişin hisse senedi piyasaları üzerinde kalıcı bir olumsuz etki yaratmadığını vurguladı. Yatırımcıların tahvil getirilerindeki artışa rağmen riskli varlıklara olan ilgisini sürdürdüğünü belirten Shah, bunun arkasında yatan nedenin ekonomik toparlanmaya duyulan güven olduğunu ima etti.
Tahvil faizlerindeki yükseliş, genellikle hisse senedi değerlemeleri üzerinde baskı oluşturur çünkü daha yüksek faiz oranları gelecekteki nakit akışlarının bugünkü değerini düşürür. Ancak Shah, bu sefer durumun farklı olduğunu, çünkü faiz artışının ekonomik büyüme beklentilerindeki iyileşmeden kaynaklandığını belirtti. Bu durumda, şirket karlarının da artması beklenir ve bu da hisse senedi fiyatlarını destekler.
Shah, “Tahvil getirilerindeki artışın arkasındaki faktörler, piyasaları gerçekten durduracak türden değil” diyerek, yatırımcıların panik yapmaması gerektiğini ima etti. Principal Asset Management, dünya genelinde 500 milyar doların üzerinde varlığı yöneten bir yatırım kuruluşu olarak, piyasa stratejileri konusunda önemli bir referans noktası. Shah'ın yorumları, kurumsal yatırımcıların nabzını tutması açısından da önem taşıyor.
Küresel Piyasalar ve Merkez Bankaları
Küresel piyasalar, ABD Merkez Bankası (Fed), Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve diğer büyük merkez bankalarının para politikası kararlarını yakından takip ediyor. Fed'in faiz artırım döngüsüne ilişkin belirsizlik, tahvil piyasalarında dalgalanmalara yol açıyor. Ancak Shah'ın değerlendirmesi, piyasaların bu dalgalanmaları sindirebileceği yönünde.
Öte yandan, jeopolitik riskler, tedarik zinciri sorunları ve enflasyon baskıları gibi faktörler de tahvil getirilerini etkiliyor. Ancak Shah, bu faktörlerin hisse senedi piyasalarını rayından çıkaracak boyutta olmadığını düşünüyor. Yatırımcıların, faiz oranlarındaki normalleşme sürecine alışması gerektiğini belirten Shah, bunun sağlıklı bir ekonominin işareti olduğunu vurguladı.
Piyasa analistleri, tahvil getirilerinin belirli bir seviyenin üzerine çıkması durumunda hisse senedi piyasalarında satış baskısı oluşabileceğini, ancak şu an için bu seviyenin henüz görülmediğini belirtiyor. Shah'ın açıklamaları da bu görüşü destekler nitelikte.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küresel tahvil faizlerindeki yükseliş ve bunun hisse senedi piyasaları üzerindeki etkileri, Türkiye ekonomisi için de önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, yüksek dış borçlanma ihtiyacı ve cari açık nedeniyle küresel faiz oranlarındaki değişimlere karşı hassastır. ABD tahvil faizlerindeki artış, gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarını olumsuz etkileyebilir ve TL üzerinde baskı yaratabilir. Ancak eğer küresel risk iştahı güçlü kalırsa, Türkiye'nin de bu durumdan nispeten olumlu etkilenmesi mümkün. Yine de Türkiye'nin kendi iç dinamikleri, enflasyon ve faiz politikaları, dışsal gelişmelerin etkisini belirleyecek temel faktörler olacaktır.