Suudi Arabistanlı bir yetkili, İsrailli yetkililerle bir görüşme gerçekleştiği yönündeki basın haberlerini yalanladı. Middle East Eye'ın haberine göre, ismi açıklanmayan yetkili, söz konusu iddiaların asılsız olduğunu belirtti. Açıklama, ABD'nin öncülüğünde İsrail ile Suudi Arabistan arasında normalleşme çabalarının hız kazandığı bir dönemde geldi.
İddiaların Arka Planı
İsrail ile Suudi Arabistan arasında normalleşme süreci, 2020'de İbrahim Anlaşmaları ile BAE, Bahreyn, Fas ve Sudan'ın İsrail ile ilişkilerini normalleştirmesinin ardından bölgesel bir beklenti haline geldi. Suudi Arabistan, İslam dünyasının en önemli aktörlerinden biri olarak, Filistin meselesine verdiği önem nedeniyle bu adımı şimdiye kadar atmadı. Ancak 2023 yılında ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, Suudi Arabistan ile İsrail arasında bir normalleşme anlaşması için yoğun diplomasi yürüttü. Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Eylül 2023'te Fox News'a verdiği demeçte, "her gün yaklaşıyoruz" diyerek normalleşmeye açık kapı bırakmıştı. Fakat 7 Ekim 2023'te Hamas'ın İsrail'e saldırısı ve ardından Gazze'de başlayan savaş, süreci askıya aldı.
Son dönemde ateşkes görüşmeleri ve esir takası müzakereleri sürerken, Suudi-İsrail ilişkilerinin yeniden gündeme geldiğine dair çeşitli haberler medyada yer aldı. Suudi yetkilinin son yalanlaması, bu tür spekülasyonlara bir yanıt niteliği taşıyor. Suudi Arabistan resmi politikası, Filistin devletinin kurulması ve Doğu Kudüs'ün başkent olması yönünde bir çözüm olmadan İsrail ile ilişkilerin normalleşmeyeceği yönünde. Riyad yönetimi, 2002'deki Arap Barış Girişimi'ne atıfla, İsrail'in 1967 sınırlarına çekilmesi ve Filistinli mülteciler için adil bir çözüm sağlanması gerektiğini vurguluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Suudi Arabistan'ın İsrail ile normalleşmesi, Orta Doğu'nun jeopolitik dengelerini kökten değiştirebilecek bir adım olarak görülüyor. Böyle bir gelişme, İran'ın bölgedeki etkisine karşı ABD liderliğindeki bir ittifakı güçlendirebilir. Ayrıca, Suudi Arabistan'ın ABD'den güvenlik garantileri, sivil nükleer işbirliği ve gelişmiş silah satışları gibi talepleri bulunuyor. Bu taleplerin karşılanması, bölgesel askeri dengeyi etkileyebilir. Öte yandan, İsrail- Suudi normalleşmesi, Filistin meselesini daha da marjinalleştirebilir ve iki devletli çözüm ihtimalini zayıflatabilir. Bu durum, Arap kamuoyunda geniş tepkilere yol açabilir. Suudi Arabistan, İslam dünyasındaki liderlik iddiasını sürdürebilmek için Filistin davasına bağlılığını korumak zorunda.
ABD'nin rolü de kritik. Biden yönetimi, normalleşmeyi dış politika başarısı olarak sunmak istiyor ancak İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonları ve yerleşim faaliyetleri süreci zorlaştırıyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun aşırı sağcı koalisyon ortakları, Filistin devletine karşı çıkıyor. Bu durum, Suudi Arabistan'ın elini güçlendiriyor; Riyad, Filistin konusunda somut adımlar görmeden normalleşmeye yanaşmayacağını defalarca belirtti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Suudi Arabistan-İsrail normalleşmesini yakından izliyor. Böyle bir gelişme, Türkiye'nin bölgesel konumunu etkileyebilir. Türkiye, İsrail ile ilişkilerini 2022'de yeniden canlandırmış olsa da Gazze savaşı sonrası ilişkiler yeniden gerildi. Suudi-İsrail yakınlaşması, Türkiye'nin Filistin meselesindeki hassasiyetini daha da önemli kılıyor. Ayrıca, olası bir normalleşme, Doğu Akdeniz ve Körfez'deki güç dengelerini değiştirerek Türkiye'nin enerji ve güvenlik çıkarlarını etkileyebilir. Türkiye, bölgesel istikrar için Filistin devletinin kurulmasını savunuyor ve Suudi Arabistan'a bu yönde telkinlerde bulunuyor.