Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan'dan üst düzey yetkililer, Orta Doğu'daki çatışmayı hafifletmek amacıyla pazartesi günü Tahran'da İranlı yetkililerle bir araya geldi. Görüşmeler sürerken Yemen'deki Husiler yeni saldırılar düzenledi. Reuters muhabirleri Andrew Mills, Ariba Shahid ve Menna AlaaElDin'in Karachi ve Kahire'den bildirdiğine göre, diplomatik çabalar bölgede artan gerilim ortamında gerçekleşiyor.
Diplomatik Girişimin Arka Planı
Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan'ın oluşturduğu üçlü savunma paktı çerçevesinde üst düzey yetkililer, İran'ın başkenti Tahran'da İranlı muhataplarıyla bir araya geldi. Toplantının ana gündemi, son dönemde tırmanan Orta Doğu çatışmalarının durdurulması ve bölgesel istikrarın sağlanması. Görüşmelere katılan heyetlerin başında Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Türkiye Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Pakistan Savunma Bakanı Havaç Muhammed Asıf bulunuyor. İran tarafında ise Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan ve Savunma Bakanı Muhammed Rıza Aştiyani'nin yer aldığı belirtildi.
Diplomatik kaynaklara göre toplantıda, Yemen'deki Husilerin son haftalarda artan füze ve insansız hava aracı saldırıları, Kızıldeniz'deki seyrüsefer güvenliği ve Suriye ile Irak'taki İran yanlısı grupların faaliyetleri ele alındı. Suudi heyeti, İran'dan Husiler üzerindeki nüfuzunu kullanarak saldırıların durdurulması çağrısında bulundu. Türkiye ise arabuluculuk rolünü vurgulayarak taraflar arasında güven artırıcı adımların atılması gerektiğini ifade etti.
Görüşmelerin hemen ardından Yemen'deki Husiler, Suudi Arabistan'ın güneyindeki Cizan bölgesine ve Kızıldeniz'de uluslararası deniz yollarına yönelik yeni saldırılar gerçekleştirdi. Husilerin askeri sözcüsü Yahya Seri, yaptığı açıklamada "Suudi rejiminin ve müttefiklerinin saldırılarına karşı meşru müdafaa hakkımızı kullanmaya devam edeceğiz" dedi. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri ise Husilerin saldırılarını püskürttüğünü ve sivil yerleşim bölgelerine yönelik tehditleri bertaraf ettiğini duyurdu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Orta Doğu'da son aylarda artan gerilim, İsrail-Hamas çatışmasının bölgeye yayılması endişesini beraberinde getiriyor. İran'ın desteklediği Husiler, Hizbullah ve Irak'taki Şii milisler, çeşitli cephelerde faaliyet göstererek bölgesel istikrarı tehdit ediyor. Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan'ın oluşturduğu savunma paktı, 2023 yılında imzalanan ve karşılıklı savunma taahhütlerini içeren bir anlaşmaya dayanıyor. Bu pakt, bölgesel güvenlik mimarisinde yeni bir denge unsuru olarak görülüyor.
Uluslararası toplum, Tahran'daki görüşmeleri olumlu karşılarken, somut bir sonuç çıkmaması durumunda çatışmaların daha da şiddetlenebileceği uyarısında bulunuyor. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, "Diplomatik çabalara destek veriyoruz, ancak İran'ın vekil gruplar üzerindeki kontrolünü kullanması gerekiyor" açıklamasını yaptı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres ise taraflara itidal çağrısında bulunarak, "Bölgesel bir yangının önlenmesi için diyalog şart" dedi.
Uzmanlar, Suudi Arabistan'ın İran ile doğrudan görüşme başlatmasının, Çin'in arabuluculuğunda varılan 2023 anlaşmasının bir devamı olduğunu belirtiyor. Ancak Husilerin saldırılarını sürdürmesi, İran'ın bu gruplar üzerindeki etkisinin sınırlı olabileceğini veya Tahran'ın elindeki kartları pazarlık masasında kullanmak istediğini gösteriyor. Pakistan'ın pakta dahil olması ise ülkenin hem Suudi Arabistan ile olan yakın bağlarını hem de İran ile sınır komşusu olması nedeniyle denge politikası izleme çabasını yansıtıyor.
Türkiye'nin rolü, hem NATO üyesi olarak Batı ile ilişkileri hem de İran ve Suudi Arabistan ile kurduğu diyalog kanalları sayesinde önemli. Ankara, son yıllarda bölgesel arabuluculuk girişimlerinde aktif olarak yer alıyor ve bu toplantıda da taraflar arasında köprü işlevi görüyor. Görüşmelerin ardından yapılan ortak açıklamada, "Tüm tarafların katılımıyla kapsamlı bir siyasi çözüm için çalışmaya devam edeceğiz" ifadesi yer aldı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'nin Suudi Arabistan ve Pakistan ile birlikte İran nezdinde yürüttüğü diplomasi, Ankara'nın bölgesel krizlerde artan arabuluculuk rolünü pekiştiriyor. Türkiye, hem Batı ittifakı içindeki konumunu koruyarak hem de İran ile diyalog kanallarını açık tutarak Orta Doğu'da denge politikası izliyor. Bu girişim, Türkiye'nin enerji güvenliği ve ticaret yollarının istikrarı açısından da kritik; Kızıldeniz'deki saldırılar Süveyş Kanalı trafiğini ve dolayısıyla küresel tedarik zincirlerini tehdit ediyor. Ayrıca savunma paktı kapsamında atılan adımlar, Türk savunma sanayii için potansiyel iş birliklerinin kapısını aralayabilir. Ancak Husilerin saldırılarını sürdürmesi, diplomasinin sahada karşılık bulmasının zaman alacağını gösteriyor.