İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, pazartesi günü İsrail'de yapılacak genel seçimlerin hemen arifesinde, işgal altındaki Doğu Kudüs'te bulunan Mescid-i Aksa'ya yoğun polis koruması altında baskın düzenledi. Anadolu Ajansı'nın aktardığına göre, İsrail'in 7. Kanalı, Ben-Gvir'in gerilimin odağındaki kutsal mekâna sıkı güvenlik önlemleri eşliğinde girdiğini bildirdi. Baskın, İsrail siyasetinde hassas bir dönemeçte gerçekleşti ve hem bölgesel hem de uluslararası alanda yeni tepkilere yol açması bekleniyor.
Baskının arka planı ve İsrail iç siyaseti
Itamar Ben-Gvir, uzun süredir Mescid-i Aksa'ya yönelik provokatif ziyaretleriyle bilinen bir siyasetçi. Baskının zamanlaması, İsrail'deki genel seçimlerin arifesine denk gelmesiyle dikkat çekiyor. Ben-Gvir, seçim kampanyası boyunca tabanına güçlü bir mesaj vermek amacıyla bu tür adımları araçsallaştırmakla eleştiriliyor. Mescid-i Aksa, Müslümanlar için kutsal bir yer olmasının yanı sıra, Filistin-İsrail çatışmasının en hassas noktalarından biri. İsrail'in 1967'den bu yana işgal altında tuttuğu Doğu Kudüs'te yer alan mekânın statükosu, uluslararası toplum tarafından sıkı biçimde izleniyor.
Ben-Gvir'in bu ziyareti, İsrail hükümetinin içindeki aşırı sağ kanadın, Filistinlilerin dini haklarına yönelik tutumunu bir kez daha gözler önüne serdi. İsrail yasaları ve yerleşik uygulamalar çerçevesinde, gayrimüslimlerin Mescid-i Aksa'ya ziyaretleri belirli kısıtlamalara tabi tutuluyor; ancak Ben-Gvir gibi isimlerin bu tür ziyaretleri, provokasyon olarak değerlendiriliyor. Olay, İsrail'deki seçim yarışının güvenlik ve din ekseninde ne denli kutuplaştırıcı bir hale geldiğini de gösteriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Mescid-i Aksa'ya yönelik her baskın, Filistin topraklarında ve geniş Ortadoğu coğrafyasında tansiyonu yükseltiyor. İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Birliği gibi kuruluşlar, bu tür girişimleri kutsal mekânların statükosuna saldırı olarak nitelendiriyor. Ben-Gvir'in ziyareti, özellikle Ürdün'ün Kudüs'teki kutsal mekânların koruyucusu rolü açısından da önemli. Ürdün yönetimi, Mescid-i Aksa'nın statükosuna yönelik herhangi bir ihlali kırmızı çizgi olarak tanımlıyor.
Uluslararası alanda ise ABD ve Avrupa Birliği, İsrail'e kutsal mekânların statükosuna saygı gösterme çağrılarını yineliyor. Ancak Ben-Gvir'in bu tür adımları, İsrail'in Batılı müttefikleriyle ilişkilerinde de gerilim yaratma potansiyeli taşıyor. Baskının seçim arifesine denk gelmesi, İsrail seçmeninin güvenlik algısını etkilemeyi amaçlayan bir hamle olarak da okunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Mescid-i Aksa'nın statükosuna yönelik her türlü ihlali uzun süredir sert biçimde eleştiriyor ve Doğu Kudüs'ün işgal altındaki statüsüne dair tutumunu uluslararası platformlarda dile getiriyor. Ben-Gvir'in seçim arifesindeki baskını, Ankara'nın Filistin meselesindeki hassasiyetini yeniden gündeme taşıyacak. Türkiye'nin bölgedeki diplomatik ağırlığını kullanarak Ürdün ve İslam İşbirliği Teşkilatı ile eşgüdüm içinde tepki vermesi muhtemel. Olay ayrıca Türkiye-İsrail ilişkilerinde normalleşme sürecinin ne denli kırılgan olduğunu gösteriyor; Ankara, kutsal mekânlara yönelik provokasyonları ikili ilişkilerin önünde bir engel olarak görüyor.