Suudi Arabistan liderliğindeki askeri koalisyon, perşembe günü yaptığı açıklamada, İran destekli Yemenli Husilerin Suudi Arabistan'ın kutsal şehri Medine'deki Mescid-i Nebevi'ye elektrik sağlayan bir dağıtım istasyonuna saldırı düzenlediğini duyurdu. Koalisyon sözcüsü, saldırının insansız hava araçlarıyla (İHA) gerçekleştirildiğini ve sivil altyapıyı hedef aldığını belirtti. Olay, İslam dünyasının en kutsal mekanlarından birinin bulunduğu şehirde meydana gelmesi nedeniyle geniş yankı uyandırdı ve birçok Müslüman ülkeden kınama açıklamaları geldi. Husiler ise saldırıyla ilgileri olduğunu reddetti.
Saldırının Ayrıntıları ve Tarafların Açıklamaları
Suudi liderliğindeki koalisyonun açıklamasına göre, saldırı Medine'deki bir elektrik dağıtım istasyonunu hedef aldı. Bu istasyon, içinde Mescid-i Nebevi'nin de bulunduğu bölgeye enerji sağlayan kritik bir tesis. Koalisyon sözcüsü, saldırının sivil yerleşim alanlarına yönelik olduğunu ve uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurguladı. Ancak saldırının tam zamanı ve can ya da mal kaybı olup olmadığına dair ayrıntılı bilgi verilmedi. Öte yandan Husiler, yaptıkları yazılı açıklamada saldırıyı üstlenmediklerini ve Suudi Arabistan'ı suçlamanın bir propaganda olduğunu öne sürdü. Husilerin askeri sözcüsü, koalisyonun kendi başarısızlıklarını örtmek için böyle bir iddia ortaya attığını savundu.
Bu olay, Yemen'deki iç savaşın bölgesel güvenliğe etkilerini bir kez daha gözler önüne serdi. Suudi Arabistan, 2015 yılından bu yana Yemen hükümetini desteklemek amacıyla Husilere karşı askeri operasyonlar yürütüyor. Husiler ise zaman zaman Suudi topraklarına yönelik füze ve İHA saldırıları düzenliyor. Ancak bu saldırıların çoğu Suudi Arabistan'ın güney sınır bölgelerine odaklanmışken, Medine gibi kutsal bir şehre yönelik bir saldırı iddiası, çatışmanın sembolik ve dini boyutunu derinleştirdi. İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve bazı körfez ülkeleri, saldırıyı kınayan açıklamalar yaptı. Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn gibi ülkeler, Suudi Arabistan'ın yanında olduklarını belirterek Husilere yönelik tepkilerini dile getirdi. Türkiye'den henüz resmi bir açıklama gelmedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Vekalet Savaşları ve Kutsal Mekanların Korunması
Medine'ye yönelik iddia edilen saldırı, Yemen savaşının sadece askeri bir çatışma değil, aynı zamanda bir meşruiyet ve sembol savaşı olduğunu gösteriyor. Mescid-i Nebevi, İslam peygamberi Hz. Muhammed'in kabrinin bulunduğu ve Müslümanlar için en kutsal ikinci mekan. Dolayısıyla buraya yönelik herhangi bir tehdit, dünya genelinde 1,5 milyardan fazla Müslümanı doğrudan ilgilendiriyor. Suudi Arabistan, kendisini kutsal mekanların koruyucusu olarak tanımlıyor ve bu tür saldırıları kendi meşruiyetine yönelik bir tehdit olarak algılıyor. Husilerin saldırıyı reddetmesi ise, olası bir yanlış bayrak operasyonu ya da üçüncü bir tarafın işi olabileceği ihtimalini akıllara getiriyor. Ancak bağımsız kaynaklardan doğrulanmış bir bilgi bulunmuyor.
Uluslararası toplum, Yemen'deki insani krize odaklanmış durumda. Birleşmiş Milletler'e göre, ülke dünyanın en büyük insani krizlerinden birini yaşıyor. Saldırı haberi, ateşkes çabalarını da olumsuz etkileyebilir. Yemen'de BM arabuluculuğunda yürütülen barış görüşmeleri zaten kırılgan bir zeminde ilerliyor. Böyle bir provokasyon, Husiler ile Suudi Arabistan arasındaki güven bunalımını daha da derinleştirebilir. Ayrıca İran'ın bölgedeki etkisi ve ABD'nin Suudi Arabistan'a verdiği destek, olayın jeopolitik dengeler açısından önemini artırıyor. ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan kısa açıklamada, saldırı haberlerinin endişeyle karşılandığı ve tüm taraflara itidal çağrısı yapıldığı belirtildi. Rusya ise konuyu henüz kamuoyu önünde değerlendirmedi.
Uzmanlar, Husilerin böyle bir saldırıyı gerçekleştirmiş olması halinde bunun İran'ın bölgesel stratejisiyle uyumlu olabileceğini, ancak saldırının reddedilmesinin çelişkili bir durum yarattığını ifade ediyor. Bazı analistler, saldırının Husilerin elindeki İHA kapasitesinin menzilini ve hassasiyetini göstermesi açısından dikkat çekici olduğunu, ancak Medine gibi bir hedefin seçilmesinin suçlayıcı delil bırakmamak için özellikle kaçınılan bir durum olduğunu belirtiyor. Diğer yandan Suudi Arabistan'ın bu tür bir saldırıyı kendi kamuoyunu konsolide etmek ve uluslararası destek toplamak için kullanabileceği de değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizinde hem Suudi Arabistan hem de İran ile dengeli ilişkiler yürütmeye çalışıyor. Medine'ye yönelik bir saldırı iddiası, Türk kamuoyunda ve dış politikasında hassas bir konu; zira Türkiye, kutsal mekanların güvenliğine büyük önem veriyor. Olay, Türkiye'nin bölgesel arabuluculuk rolünü güçlendirebileceği gibi, Suudi Arabistan ile İran arasında artan gerilimde Ankara'nın denge politikasını zorlaştırabilir. Ayrıca Yemen'deki istikrarsızlık, Kızıldeniz ve Bab-el-Mendeb Boğazı üzerinden Türkiye'nin ticaret yollarını dolaylı olarak etkiliyor. Türkiye'nin, taraflara itidal çağrısı yaparak diplomatik kanalları açık tutması ve İslam İşbirliği Teşkilatı çerçevesinde ortak bir tutum geliştirilmesi için çaba göstermesi bekleniyor.