Suudi Arabistan'ın Yemen'deki Husi isyancılarına karşı yürüttüğü askeri operasyonlar, son dönemde artan saldırılar ve karşılıklı restleşmelerle yeni bir aşamaya girdi. Riyad yönetimi, İran destekli Husilerin balistik füze ve insansız hava aracı saldırılarının ardından sertleşirken, uluslararası analistler Suudi Arabistan'ın bu çatışmada Husilerin istediği tuzağa düşüp düşmediğini tartışıyor. Son haftalarda Husi güçlerinin Suudi topraklarına yönelik saldırıları yoğunlaşırken, Suudi liderliği askeri yanıt seçeneklerini değerlendiriyor. Ancak bazı uzmanlar, tırmanmanın Riyad'ın çıkarlarına hizmet etmediğini ve Husilerin çatışmayı derinleştirerek Suudi Arabistan'ı yıpratmayı amaçladığını öne sürüyor.
Gelişmenin Arka Planı: Yemen Savaşı ve Husi Stratejisi
Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, 2015'ten bu yana Yemen'de Husi isyancılarına karşı askeri operasyonlar düzenliyor. Ancak yıllar süren çatışmalara rağmen Husiler, başkent Sanaa ve geniş bölgeleri kontrol altında tutmayı başardı. Savaş, binlerce sivilin ölümüne ve insani krize yol açarken, Suudi Arabistan uluslararası alanda eleştirilerin hedefi oldu. Husi liderleri, Suudi Arabistan'ı sürekli saldırılarla yıpratarak iç kamuoyunda baskı oluşturmayı ve koalisyonu dağıtmayı hedefliyor. Son dönemde Husi saldırılarında artış yaşanması, Riyad'ın sabrını taşırmış durumda. Suudi yetkililer, İran'ın Husilere verdiği desteğin bölgesel istikrarı tehdit ettiğini vurguluyor. Ancak askeri bir misilleme, sivil kayıpları artırabilir ve Suudi Arabistan'ı daha büyük bir çatışmanın içine çekebilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut: İran, ABD ve Enerji Güvenliği
Husiler ile Suudi Arabistan arasındaki gerilim, bölgesel güçlerin de dahil olduğu bir vekalet savaşına dönüşmüş durumda. İran, Husilere askeri ve mali destek sağlarken, Suudi Arabistan ve müttefikleri İran'ın bölgedeki etkisini sınırlamaya çalışıyor. ABD, Suudi Arabistan'ın güvenliğine verdiği önemi yineleyerek Husilerin saldırılarını kınıyor. Ancak son yıllarda ABD'nin Ortadoğu'dan çekilme eğilimi ve Suudi Arabistan ile ilişkilerdeki dalgalanmalar, Riyad'ın manevra alanını daraltıyor. Husilerin Suudi petrol tesislerine yönelik saldırıları, küresel enerji piyasalarını da tehdit ediyor. 2019'da Abqaiq ve Khurais tesislerine yapılan saldırılar, petrol fiyatlarında ani yükselişe neden olmuştu. Benzer bir saldırı, dünya ekonomisini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca Husilerin Kızıldeniz'deki deniz ticaretini hedef alması, uluslararası nakliye rotalarını riske atıyor.
Uzmanlar, Suudi Arabistan'ın Husilere karşı topyekûn bir savaş başlatmasının riskli olduğunu belirtiyor. Böyle bir adım, Husilerin eline propaganda malzemesi geçirebilir ve Suudi Arabistan'ı insani krizin sorumlusu olarak gösterebilir. Öte yandan, Husilerin de tamamen ortadan kaldırılması askeri olarak zor görünüyor. Bu nedenle diplomatik çözüm arayışları önem kazanıyor. Ancak Husilerin ön koşulları ve İran'ın rolü, müzakereleri zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Suudi Arabistan'ın Yemen'deki askeri angajmanı ve Husilerle artan gerilim, Türkiye'nin bölgesel çıkarlarını yakından ilgilendiriyor. Türkiye, Yemen'deki insani krizin sona ermesi ve siyasi çözüm için diplomatik çabalara destek veriyor. Suudi Arabistan ile Husiler arasındaki tırmanma, Kızıldeniz'deki güvenlik risklerini artırarak Türk ticaret gemilerinin güvenliğini tehdit edebilir. Ayrıca enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar, Türkiye'nin enerji ithalatını ve ekonomisini etkileyebilir. Türkiye, bölgede istikrarın korunması ve İran ile Suudi Arabistan arasında denge gözetilmesi gerektiğini savunuyor. Olası bir büyük çatışma, Türkiye'nin Ortadoğu'daki diplomatik girişimlerini zorlaştırabilir ve mülteci akınlarına yol açabilir.