Türkiye, Pakistan, Mısır ve Suudi Arabistan'dan oluşan ve “R4” olarak adlandırılan dörtlü grup, Riyad Havalimanı'na yönelik Husi saldırılarını kınadı. Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da bir gün arayla düzenlenen iki ayrı saldırıda toplam 14 kişi hayatını kaybetti, 300'den fazla kişi yaralandı. R4 ülkeleri, saldırıların ardından Suudi Arabistan'a destek mesajı yayımladı.
Saldırıların Ayrıntıları ve R4'nin Tepkisi
İlk saldırı, Riyad Havalimanı'na düzenlendi ve bir kişinin ölümüne, yaklaşık bir düzine kişinin yaralanmasına neden oldu. Saldırıda havalimanı altyapısında maddi hasar meydana geldi. Bir gün önce gerçekleşen ve 13 kişinin ölümü, 300'den fazla kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan saldırı ise bölgede büyük infial yarattı. Husiler, saldırıların sorumluluğunu üstlendi.
Türkiye, Pakistan, Mısır ve Suudi Arabistan'dan oluşan R4 grubu, saldırıların ardından ortak bir açıklama yaparak Suudi Arabistan'a tam destek verdi. Açıklamada, “Kardeş Suudi Arabistan Krallığı'nın yanındayız ve toprak bütünlüğünü savunma hakkını destekliyoruz” ifadelerine yer verildi. Dört ülke, Husi saldırılarını şiddetle kınadı ve bölgesel istikrarı tehdit eden bu tür eylemlerin kabul edilemez olduğunu vurguladı.
R4 grubu, daha önce de Yemen krizine ilişkin çeşitli girişimlerde bulunmuş ve Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyona siyasi destek vermişti. Bu son açıklama, grubun bölgesel güvenlik konularındaki dayanışmasını bir kez daha gözler önüne serdi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Husi saldırıları, Yemen'de yıllardır süren iç savaşın bölgesel aktörlere yayılma riskini artırıyor. Suudi Arabistan, 2015'ten bu yana Yemen'de Husi isyancılara karşı koalisyon güçlerine liderlik ediyor. İran'ın desteklediği Husiler, zaman zaman Suudi Arabistan'ın sivil yerleşim yerlerine ve stratejik tesislerine yönelik füze ve insansız hava aracı saldırıları düzenliyor. Bu saldırılar, Körfez'de enerji güvenliğini ve uluslararası havacılık güvenliğini de tehdit ediyor.
Riyad Havalimanı'na düzenlenen saldırı, uluslararası toplumun dikkatini bir kez daha Yemen krizine çekti. Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası kuruluşlar, taraflara itidal çağrısında bulunurken, sivil hedeflere yönelik saldırıların uluslararası hukuka aykırı olduğunu hatırlattı. ABD ve Avrupa ülkeleri de saldırıları kınayan açıklamalar yaptı. Ancak Husilerin saldırıları, Körfez ülkeleri ile İran arasındaki gerilimi artırma potansiyeli taşıyor.
Uzmanlar, Husi saldırılarının Yemen'deki barış çabalarını da olumsuz etkileyebileceğini belirtiyor. Birleşmiş Milletler öncülüğünde yürütülen müzakereler zaten kırılgan bir zeminde ilerlerken, bu tür saldırılar güven ortamını daha da zedeliyor. Suudi Arabistan'ın saldırılara misilleme yapması halinde çatışmaların şiddetlenmesinden endişe ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'nin R4 içinde yer alarak Suudi Arabistan'a destek vermesi, Ankara'nın Körfez'deki dengeleri gözetme ve bölgesel istikrarı koruma yönündeki politikasıyla uyumlu. Son dönemde Türkiye-Suudi Arabistan ilişkileri normale dönerken, Türkiye Yemen krizinde taraflar arasında diyalog çağrısı yapıyor. Riyad Havalimanı'na saldırı, Türk iş dünyası ve bölgede faaliyet gösteren Türk şirketleri için güvenlik risklerini artırabilir. Ayrıca Türkiye, Husilerin kontrolündeki bölgelerde insani yardım faaliyetleri yürütüyor; saldırılar bu çabaları zorlaştırabilir. Ankara'nın kınama açıklaması, Körfez ülkeleriyle ilişkileri güçlendirme ve İran'ın etkisini dengeleme stratejisinin bir parçası olarak okunabilir.