Birleşmiş Milletler, İsrail'i 1974 tarihli Kuvvetlerin Ayrılması Anlaşması'na uymaya ve Suriye'nin egemenliğine saygı göstermeye çağırdı. BM Suriye Özel Temsilcisi, Beşar Esad rejiminin çöküşünün ardından ülkenin güney bölgelerinde günlük askeri faaliyetler ve sivil kayıplar yaşandığını bildirdi. Uluslararası toplum, İsrail'in Suriye topraklarındaki varlığını genişletmesinden endişe duyuyor.
1974 Anlaşması ve Arka Planı
1974 yılında imzalanan Kuvvetlerin Ayrılması Anlaşması, 1973 Yom Kippur Savaşı'nın ardından İsrail ile Suriye arasında ateşkesi ve askerden arındırılmış bölgeleri düzenlemişti. Anlaşma, BM'nin gözetiminde tampon bölgeler oluşturulmasını ve her iki tarafın da belirli hatlara çekilmesini öngörüyordu. On yıllardır büyük ölçüde istikrarı sağlayan bu düzenleme, Suriye'deki iç savaş sırasında da büyük ölçüde korunmuştu. Ancak Esad rejiminin Aralık 2024'te çökmesiyle bölgede güç boşluğu oluştu. İsrail, güvenlik gerekçesiyle Suriye'nin güneyinde, özellikle Kuneytra ve Deraa vilayetlerinde askeri operasyonlar düzenlediğini açıkladı. BM yetkilileri, bu operasyonların sivil yerleşim yerlerini etkilediğini ve can kayıplarına yol açtığını belirtiyor.
BM Suriye Özel Temsilcisi, son haftalarda bölgede günlük askeri hareketliliğin arttığını ve sivil halkın zarar gördüğünü rapor etti. Temsilci, taraflara itidal çağrısında bulunarak, 1974 Anlaşması'nın hükümlerine tam uyulması gerektiğini vurguladı. Ayrıca, Suriye'nin toprak bütünlüğü ve egemenliğinin korunmasının altını çizdi. BM Güvenlik Konseyi'nin konuyla ilgili acil toplantı yapması bekleniyor. Uluslararası hukuk uzmanları, İsrail'in eylemlerinin 1974 Anlaşması'nı ihlal edebileceğini ve bölgesel istikrarı tehlikeye atabileceğini belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Suriye'deki gelişmeler, Orta Doğu'da zaten kırılgan olan dengeleri daha da karmaşık hale getiriyor. İsrail'in güney Suriye'deki askeri varlığı, İran ve Hizbullah'ın bölgedeki etkisini sınırlama amacı taşıyor. Ancak bu durum, Suriye'nin yeni yönetimi ve müttefikleriyle gerilimi artırabilir. Rusya, İsrail'in eylemlerinden duyduğu rahatsızlığı dile getirirken, ABD yönetimi İsrail'in güvenlik endişelerini anladığını ancak sivil kayıplardan endişe ettiğini belirtti. Bölgesel uzmanlar, 1974 Anlaşması'nın zayıflamasının, gelecekte daha geniş çaplı bir çatışma riskini artırabileceği uyarısında bulunuyor. BM'nin çağrısı, uluslararası toplumun Suriye'nin egemenliğine verdiği önemi gösteriyor ancak İsrail'in ne ölçüde uyacağı belirsizliğini koruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Suriye'nin toprak bütünlüğüne ve egemenliğine büyük önem veriyor. İsrail'in Suriye topraklarındaki askeri faaliyetleri, Ankara'nın bölgesel istikrar ve güvenlik endişelerini artırıyor. Türkiye, Suriye'nin güneyinde artan çatışma ve istikrarsızlığın, terör örgütlerine alan açabileceğinden ve mülteci akınını tetikleyebileceğinden endişe ediyor. Ayrıca, İsrail'in eylemleri, Türkiye'nin Suriye'deki yeni yönetimle yürüttüğü normalleşme ve yeniden yapılanma çabalarını da olumsuz etkileyebilir. Türkiye, BM'nin çağrısını destekleyerek, 1974 Anlaşması'na saygı gösterilmesi ve Suriye'nin egemenliğinin korunması gerektiğini savunuyor. Bu gelişme, Türkiye'nin bölgesel barış ve güvenlik politikaları açısından kritik bir sınav niteliğinde.