Suudi Arabistan, artan Husi saldırıları ve ABD yönetiminin müdahale konusundaki isteksizliği karşısında bölgesel savunma ortaklıkları arayışına girdi. Uzun yıllar ABD'nin güvenlik garantisine dayanan Riyad, şimdi yeni ittifaklar kurma çabasında. Bu değişim, Orta Doğu'daki güç dengelerini ve ABD'nin bölgedeki rolünü yeniden şekillendiriyor.
ABD ile ilişkilerde soğuma
Suudi Arabistan ile ABD arasındaki ilişkiler, özellikle 2018'deki Cemal Kaşıkçı cinayeti ve Joe Biden yönetiminin Suudi Arabistan'a yönelik daha mesafeli tutumu sonrası gerildi. Biden, seçim kampanyasında Suudi Arabistan'ı 'parya' olarak nitelendirmiş, ancak göreve geldikten sonra enerji fiyatları ve bölgesel güvenlik nedeniyle ilişkileri dengelemek zorunda kaldı. Yine de Suudi Arabistan, ABD'nin koşulsuz desteğine artık güvenmiyor.
Husi isyancıların Suudi Arabistan'a yönelik füze ve insansız hava aracı saldırıları arttı. ABD, Suudi Arabistan'ın taleplerine rağmen Husi hedeflerine yönelik geniş çaplı bir operasyona sıcak bakmıyor. Bu durum, Riyad'ın güvenlik endişelerini derinleştiriyor.
Yeni ortaklık arayışları
Suudi Arabistan, savunma iş birliklerini çeşitlendirmek için Çin, Rusya ve bölgesel aktörlerle temaslarını yoğunlaştırdı. Çin ile balistik füze teknolojisi alanında iş birliği yaptığı biliniyor. Ayrıca BAE ve Mısır gibi bölge ülkeleriyle ortak askeri tatbikatlar düzenliyor. Suudi Arabistan'ın önceliği, ABD'nin sağladığı güvenlik şemsiyesinin yerini doldurabilecek çok yönlü bir savunma ağı kurmak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Suudi Arabistan'ın ABD'den uzaklaşarak çok kutuplu bir savunma stratejisine yönelmesi, Türkiye için hem fırsat hem de risk taşıyor. Türkiye, son yıllarda Körfez ülkeleriyle ilişkilerini onarmış ve savunma sanayii alanında iş birliğini artırmıştı. Riyad'ın yeni ortaklık arayışı, Türk savunma ihracatı için kapı aralayabilir. Öte yandan, bölgede artan istikrarsızlık ve Husi saldırıları, Türkiye'nin enerji güvenliği ve ticaret yolları açısından dikkatle izlemesi gereken bir gelişme. ABD'nin bölgeden çekilmesi, Türkiye'nin bölgesel denge politikalarını yeniden gözden geçirmesini gerektirebilir.