İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Libya'nın doğusundaki Gernada askeri hapishanesinde en az 50 tutuklunun yakın zamanda idam edilme riskiyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulundu. Örgüt, Halife Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu'nun (LNA) kontrolündeki bölgede, ciddi şekilde adaletsiz olduğu belirtilen askeri yargılamaların ardından en az 31 kişinin idam edildiğini açıkladı. HRW, yaptığı yazılı açıklamada, bu infazların uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve sorumluların hesap vermesi gerektiğini vurguladı.
Gelişmenin Arka Planı
HRW'nin raporuna göre, Libya'nın doğusundaki Gernada askeri hapishanesinde tutulan en az 50 mahkum, askeri mahkemeler tarafından verilen idam cezalarının infazıyla karşı karşıya. Örgüt, bu mahkemelerin bağımsızlık ve tarafsızlıktan yoksun olduğunu, sanıkların savunma haklarının kısıtlandığını ve işkence iddialarının göz ardı edildiğini belirtiyor. Hafter güçlerinin kontrolündeki bölgede yargı süreçlerinin uluslararası adil yargılanma standartlarına uymadığı, bu nedenle verilen cezaların keyfi olduğu ifade ediliyor.
Libya'da 2011'de Muammer Kaddafi'nin devrilmesinden bu yana süregelen istikrarsızlık, ülkeyi iki ana siyasi ve askeri kampla bölmüş durumda. Birleşmiş Milletler tarafından tanınan Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) başkent Trablus'ta bulunurken, doğuda Hafter'e bağlı Libya Ulusal Ordusu ve Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi etkili. Hafter, 2019-2020 yıllarında Trablus'u ele geçirmek için başlattığı askeri harekatla ülke çapında çatışmalara yol açmış, ancak uluslararası destekli UBH güçleri karşısında başarısız olmuştu. O tarihten bu yana doğu bölgesinde Hafter'in kontrolü altındaki hapishanelerde ciddi insan hakları ihlalleri rapor ediliyor.
HRW, daha önce de benzer şekilde Libya'nın doğusunda keyfi gözaltılar, işkence ve yargısız infazlar konusunda uyarılarda bulunmuştu. Örgütün son açıklaması, uluslararası toplumun Libya'daki insan hakları ihlallerine yeterince ilgi göstermediği eleştirilerini beraberinde getiriyor. Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu (UNSMIL) ve çeşitli insan hakları kuruluşları, son yıllarda ülkedeki yargı süreçlerinin siyasallaştığını ve muhaliflerin susturulması için kullanıldığını dile getiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Libya, Akdeniz'in güneyinde stratejik konumu, petrol rezervleri ve göç yolları üzerindeki etkisiyle bölgesel ve küresel güçlerin ilgi odağında. Doğu Libya'daki insan hakları ihlalleri, ülkenin istikrarını ve demokratik geçiş sürecini baltalarken, aynı zamanda bölgesel güvenlik açısından da risk oluşturuyor. Hafter'e askeri destek veren ülkeler arasında BAE, Mısır, Rusya ve Fransa'nın yanı sıra bazı paralı asker grupları da bulunuyor. Bu destek, Hafter'in bölgedeki etkisini sürdürmesine olanak tanırken, insan hakları ihlallerinin hesap sorulmadan kalmasına zemin hazırlıyor.
Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), Libya'daki savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar konusunda soruşturmalar yürütüyor. Ancak UCM'nin etkinliği, özellikle de Libya gibi çatışma bölgelerinde, sınırlı kalıyor. HRW'nin çağrısı, uluslararası toplumun Libya'daki adalet mekanizmalarını güçlendirmesi ve sorumluları hesap vermeye zorlaması yönünde. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin Libya'ya yönelik silah ambargosu kararlarına rağmen, ülkeye silah akışının devam ettiği ve bunun da sivil halk üzerindeki baskıyı artırdığı biliniyor.
Son dönemde Libya'da siyasi diyalog çabaları sürüyor. 2021'de planlanan seçimler iptal edilmiş, ülkede kalıcı bir barış ve istikrar sağlanamamıştı. Doğu ve batı arasındaki gerilim, insan hakları ihlallerinin artmasına yol açıyor. HRW'nin uyarısı, Libya'nın geleceği açısından da endişe verici: Adaletsiz yargılamalar ve infazlar, toplumsal uzlaşmayı zorlaştırıyor ve intikam döngüsünü besliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Libya'da Birleşmiş Milletler tarafından tanınan Ulusal Birlik Hükümeti'ne askeri ve siyasi destek vererek Trablus merkezli hükümetin ayakta kalmasında kilit rol oynamıştı. Doğu Libya'daki Hafter güçlerinin kontrolündeki hapishanelerde yaşanan insan hakları ihlalleri, Türkiye'nin Libya politikasını doğrudan etkilemezken, ülkedeki istikrarsızlığın sürmesi Türkiye'nin Akdeniz'deki enerji ve güvenlik çıkarlarını olumsuz etkiliyor. Türkiye, Libya'da kalıcı barış ve siyasi birliğin sağlanmasını, adil yargılamaların tesis edilmesini savunuyor. Ayrıca, insan hakları ihlalleri, bölgedeki göç akışlarını ve radikalleşmeyi tetikleyerek Türkiye'nin güvenliğini de dolaylı yönden tehdit ediyor. Türkiye'nin Libya'da dengeli bir tutum izlemesi ve tüm taraflarla diyalog yürütmesi, bölgesel istikrar açısından önem taşıyor.