ABD'nin Oregon eyaletinde bir ilkokula düzenlenen silahlı saldırıda 16 yaşındaki bir saldırgan, üç çocuk ve bir öğretmeni öldürdükten sonra olay yerindeki bir sivil tarafından vurularak etkisiz hale getirildi. Yetkililer, saldırının yerel saatle sabah saatlerinde gerçekleştiğini ve okulun ana girişinden içeri giren saldırganın rastgele ateş açtığını bildirdi. Olayda en az yedi kişi de yaralandı; yaralılardan bazılarının durumunun ağır olduğu belirtildi. Saldırı, ABD'de son yılların en ölümcül okul saldırılarından biri olarak kayıtlara geçti.
Saldırının ayrıntıları ve tanık ifadeleri
Polis tarafından yapılan açıklamaya göre, saldırgan sabah derslerin başlamasından kısa bir süre sonra okula girdi. Görgü tanıkları, koridorlardan silah sesleri geldiğini ve öğrencilerin öğretmenleri tarafından sınıflara kilitlendiğini anlattı. Okul yönetimi, acil durum planını devreye sokarak öğrencileri güvenli alanlara yönlendirdi. Ancak saldırganın hızla ilerlemesi üzerine can kaybı yaşandı. Olay yerine çok sayıda polis ve ambulans sevk edildi. Saldırganın kimliği henüz resmi olarak açıklanmadı; ancak yerel basın, 16 yaşındaki saldırganın okulun eski öğrencilerinden olabileceğini öne sürdü. Polis, saldırganın motivasyonuna ilişkin soruşturmanın sürdüğünü ve herhangi bir terör bağlantısına dair kanıt bulunmadığını belirtti.
Olayda hayatını kaybeden öğretmenin, öğrencilerini korumaya çalışırken vurulduğu ifade edildi. Öğretmenin ismi ailesinin talebi üzerine açıklanmadı. Saldırıda ölen üç çocuğun yaşları 6 ile 10 arasında değişiyor. Yaralı öğrencilerden ikisinin hayati tehlikesinin devam ettiği hastane yetkilileri tarafından doğrulandı. Saldırganı etkisiz hale getiren sivilin ise okula çocuğunu bırakmaya gelen bir veli olduğu öğrenildi. Yetkililer, bu kişinin soğukkanlı davranışının daha fazla can kaybını önlediğini vurguladı.
Toplumda yas ve öfke
Olayın ardından okul çevresinde toplanan veliler ve bölge sakinleri gözyaşları içinde çocuklarını bekledi. Okul yönetimi, psikolojik destek ekiplerini bölgeye yönlendirdi. Oregon Valisi, yaptığı yazılı açıklamada "toplumun kalbinin kırıldığını" belirterek tüm eyalette okullarda güvenlik önlemlerinin gözden geçirileceğini duyurdu. Federal yetkililer de saldırıyı kınadı ve Adalet Bakanlığı'nın soruşturmaya destek vereceğini açıkladı. Saldırı, ABD'de okul güvenliği ve silah kontrolü tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Silah kontrolü savunucuları, Kongre'yi daha sıkı arka plan kontrolleri ve saldırı silahlarına yönelik kısıtlamalar konusunda harekete geçmeye çağırdı. Muhalifler ise sorunun silah sahipliği değil, ruh sağlığı hizmetlerine erişim olduğunu savundu.
Bu saldırı, 2012'de Connecticut'taki Sandy Hook İlkokulu'nda 26 kişinin öldüğü katliamı ve 2018'de Florida'daki Parkland saldırısını hatırlattı. Uzmanlar, ABD'de okul saldırılarının son on yılda arttığına dikkat çekiyor. Oregon'da en son 2014'te bir lisede meydana gelen saldırıda iki kişi hayatını kaybetmişti. Saldırının ardından bölgedeki okullarda eğitime bir gün ara verildi.
ABD'de silah politikaları ve okul güvenliği
ABD'de okul saldırıları, siyasi kutuplaşmanın en keskin olduğu konulardan biri. Demokratlar, evrensel arka plan kontrolü ve yarı otomatik silahların yasaklanması çağrısını yinelerken, Cumhuriyetçiler eyalet düzeyinde silahlı öğretmen uygulamalarını ve okul güvenlik personelinin artırılmasını öneriyor. Son yıllarda birçok eyalet, okullarda silahlı güvenlik görevlisi bulundurma zorunluluğu getirdi. Oregon'da ise 2022'de kabul edilen bir yasa ile 21 yaşından küçüklerin yarı otomatik silah satın alması kısıtlanmıştı; ancak yasa yargı sürecinde. Saldırının, 2024 seçimlerine giden süreçte silah kontrolü tartışmalarını yeniden merkeze taşıması bekleniyor. Beyaz Saray, olayla ilgili olarak "ulusun bir kez daha yasa büründüğünü" açıkladı ve Kongre'ye silah yasalarını güçlendirme çağrısı yaptı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Oregon'daki okul saldırısı, doğrudan Türkiye'yi ilgilendiren bir gelişme olmasa da, küresel ölçekte okul güvenliği ve silahlanma politikalarına ilişkin tartışmaları derinleştirmesi açısından önem taşıyor. ABD'de silah kontrolü konusundaki siyasi tıkanıklık, NATO müttefiki olan ülkenin iç güvenlik gündemini şekillendirirken, Türkiye'nin de aralarında bulunduğu birçok ülkede benzer risklere karşı alınan önlemlerin gözden geçirilmesine yol açabilir. Ayrıca ABD'deki seçim atmosferinde silah politikalarının yeniden gündeme gelmesi, transatlantik ilişkilerdeki öncelikleri de etkileyebilir. Türkiye, kendi eğitim kurumlarında güvenlik standartlarını güçlendirme ve gençlerin radikalleşmesini önleme konusunda zaten çeşitli programlar yürütüyor; bu tür olaylar, uluslararası iş birliğinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor.