Suudi Arabistan, savunma sanayisinde son yılların en dikkat çekici tedarik programlarından birine imza atıyor. ABD Savunma Bakanlığı'nın (Pentagon) onayladığı anlaşma kapsamında Suudi Arabistan, 20 bin adet APKWS (Advanced Precision Kill Weapon System) lazer güdümlü roket satın almak için resmi izin aldı. Bu miktar, daha önce bölge ülkelerine yapılan benzer satışların çok üzerinde ve Suudi Arabistan'ın özellikle düşük maliyetli drone ve hava tehditlerine karşı kapsamlı bir savunma stratejisi izlediğini gösteriyor.
APKWS Nedir ve Neden Bu Kadar Önemli?
APKWS, aslında standart 70 mm'lik (2.75 inç) Hydra 70 roketlerinin lazer güdüm kiti ile donatılmasıyla oluşturulan bir sistemdir. Bu sistem, roketleri nokta atışı hassasiyetle hedeflere yönlendirebiliyor ve özellikle düşük maliyetli hava hedefleri (drone, helikopter, hafif zırhlı araç) için etkili bir çözüm sunuyor. ABD yapımı bu sistem, hem kara araçlarına monte edilebiliyor hem de F-16, AH-64 Apache, A-10 Thunderbolt gibi uçak ve helikopterlerden ateşlenebiliyor. Suudi Arabistan'ın elindeki çok sayıda Batı menşeli savaş uçağı ve helikopter, bu sistemin entegrasyonunu kolaylaştırıyor. APKWS'nin en büyük avantajı, füzelere kıyasla çok daha düşük birim maliyeti (yaklaşık 30-40 bin dolar) ve yüksek stok miktarı. Bu, Suudi Arabistan gibi geniş hava sahasını savunmak zorunda olan ülkeler için ekonomik bir seçenek oluşturuyor.
Kızıldeniz'de Artan Drone Tehdidi
Satışın arkasındaki en büyük itici güç, Yemen'deki İran destekli Ensarullah (Husi) hareketinin Kızıldeniz ve çevresinde artan drone saldırıları. Husiler, 2015'ten bu yana Suudi Arabistan'a yönelik onlarca insansız hava aracı (İHA) ve seyir füzesi saldırısı düzenledi. 2023 sonrası dönemde ise Husilerin, İran yapımı Samad ve Shahed serisi droneları kullanarak Suudi Arabistan'ın petrol tesisleri, hava üsleri ve sivil bölgelerini hedef alması, Riyad yönetimini daha etkin bir savunma sistemi kurmaya zorladı. Suudi Arabistan'ın mevcut Patriot ve THAAD gibi pahalı hava savunma sistemleri, düşük maliyetli drone sürülerine karşı hem ekonomik hem de taktiksel olarak verimsiz kalıyor. Bir Patriot füzesinin maliyeti 3-4 milyon dolar iken, APKWS roketinin maliyeti bunun sadece %1'i kadar. Bu nedenle, Suudi Arabistan'ın 20 bin roketlik dev siparişi, drone sürülerine karşı 'ekonomik savunma' mantığının bir yansıması.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu anlaşma sadece Suudi Arabistan'ı değil, tüm bölgeyi etkileyecek bir silahlanma dalgasının habercisi olabilir. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar ve hatta Irak gibi ülkeler de benzer sistemlere yöneliyor. ABD'nin Körfez ülkelerine APKWS satışını onaylaması, Washington'un bölgedeki müttefiklerini özellikle İran'dan kaynaklanan drone tehdidine karşı destekleme stratejisini gösteriyor. Ayrıca, bu satış Suudi Arabistan'ın ABD silah sistemlerine bağımlılığını daha da derinleştiriyor. Bununla birlikte, Çin ve Türkiye gibi ülkeler de benzer maliyet etkin lazer güdümlü roket sistemleri geliştiriyor. Türkiye'nin CİRİT ve MAM-C gibi sistemleri, APKWS'ye doğrudan rakip konumda. Suudi Arabistan'ın bu büyük alımı, bölgesel savunma pazarında rekabeti kızıştıracak nitelikte. Uzmanlar, gelecekteki çatışmalarda drone sürülerine karşı APKWS benzeri silahların standart hale geleceğini öngörüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye için hem bir fırsat hem de bir tehdit oluşturuyor. İlk olarak, Türkiye'nin ASELSAN ve ROKETSAN tarafından geliştirilen CİRİT ve MAM-C gibi lazer güdümlü roket sistemleri, APKWS ile doğrudan rekabet edebilecek kalitede. Suudi Arabistan'ın bu alandaki talep artışı, Türkiye'nin savunma ihracatı için yeni bir pazar anlamına gelebilir. Ancak mevcut siyasi gerilimler nedeniyle Ankara-Riyad arasındaki savunma ticareti sınırlı. İkincisi, Türkiye'nin Kızıldeniz ve Doğu Akdeniz'deki çıkarları açısından, Suudi Arabistan'ın bu denli büyük bir savunma kapasitesi edinmesi, bölgesel güç dengesini değiştirebilir. Özellikle, Türkiye'nin Libya ve Doğu Akdeniz'deki varlığı ile Suudi Arabistan'ın Mısır ve BAE ittifakı düşünüldüğünde, bu silahlanma iki ülkeyi karşı karşıya getirebilir. Üçüncü ve en önemlisi, Türk savunma sanayisi, benzer maliyet etkin çözümler geliştirerek bu pazardan pay almalı. Aksi halde, Suudi Arabistan gibi kritik bir bölgesel oyuncu, tamamen ABD ve Avrupalı tedarikçilere bağımlı hale gelecek ve Türkiye'nin bölgedeki savunma ihracatı potansiyeli daralacaktır.