Suriye'nin savaş sonrası yeniden inşası için gereken maliyetin 200 milyar doların üzerinde olduğu tahmin edilirken, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un Şam'a gerçekleştirdiği sürpriz ziyaret sırasında kentte patlamalar meydana geldi. Macron'un ziyareti, uluslararası toplumun Suriye'deki yeniden yapılanma çabalarına desteğini göstermek amacı taşısa da, sahada devam eden çatışmalar ve güvenlik sorunları bu çabaları gölgeliyor. Uzmanlar, ülkenin altyapısının neredeyse tamamen tahrip olduğunu ve ekonomik toparlanmanın ancak siyasi istikrar ve uluslararası iş birliği ile mümkün olabileceğini vurguluyor.
Gelişmenin Arka Planı
Suriye'de 2011 yılında başlayan iç savaş, milyonlarca insanın yerinden edilmesine ve ülke altyapısının büyük ölçüde yok olmasına yol açtı. Birleşmiş Milletler verilerine göre, savaş nedeniyle 500 binden fazla kişi hayatını kaybetti, 6,8 milyon Suriyeli mülteci durumuna düştü. Ülkenin büyük şehirleri olan Halep, Humus, Rakka ve Deyrizor'da konutlar, hastaneler, okullar, enerji santralleri ve su şebekeleri büyük hasar gördü.
Macron'un Şam ziyareti, bir Batılı liderin savaş sonrası Suriye'ye yaptığı ender ziyaretlerden biri olarak kayıtlara geçti. Ziyaret, Fransa'nın Suriye'deki yeniden yapılanma sürecinde daha aktif rol oynama isteğini gösteriyor. Ancak Macron'un konvoyu Şam'ın merkezinde ilerlerken duyulan patlamalar, ülkede güvenliğin henüz tesis edilmediğinin bir kanıtı olarak değerlendiriliyor. Patlamaların, rejim karşıtı gruplar veya artçı çatışmalar kaynaklı olduğu tahmin ediliyor.
Dünya Bankası ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası'nın yaptığı ortak bir araştırmaya göre, Suriye'nin yeniden inşası için gereken maliyet 200 milyar doları aşıyor. Bu rakam, 10 yıllık bir sürece yayılacak olsa da, ülkenin mevcut ekonomik koşulları ve uluslararası yaptırımlar göz önüne alındığında oldukça yüksek bir rakam. Suriye hükümeti, yeniden inşa için öncelikle enerji ve ulaşım altyapısını hedefliyor, ancak Batılı ülkeler, Beşar Esad rejimine yardım yapılmasına sıcak bakmıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Suriye'nin yeniden inşası, yalnızca ülkenin değil, tüm bölgenin istikrarı açısından kritik öneme sahip. Savaş, Lübnan, Ürdün, Irak ve Türkiye'ye büyük bir mülteci akınına neden oldu. Bu ülkeler, milyonlarca Suriyeli mülteciye ev sahipliği yaparken, ekonomik ve sosyal yüklerle boğuşuyor.
Uluslararası toplum, Suriye'deki yeniden yapılanma konusunda ikiye bölünmüş durumda. Rusya ve İran, Esad rejimine askeri ve ekonomik destek sağlarken, ABD ve AB ülkeleri rejime yaptırım uygulamaya devam ediyor. Fransa'nın Macron önderliğinde atmaya çalıştığı bu adım, Batı dünyasında Suriye politikasının yeniden gözden geçirilmesi gerektiği yönünde bir tartışma başlatabilir.
Ancak uzmanlar, Suriye'de kapsamlı bir yeniden yapılanmanın ancak siyasi bir çözümle mümkün olacağını belirtiyor. Birleşmiş Milletler'in 2254 sayılı kararı çerçevesinde yürütülen Cenevre süreci, henüz somut bir ilerleme kaydedemedi. Esad rejiminin siyasi geçişe yanaşmaması, yeniden inşa sürecini de sekteye uğratıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Suriye'nin yeniden inşası, Türkiye için hayati öneme sahip. Türkiye, 3,6 milyondan fazla Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapıyor ve bu durum ekonomik ve sosyal alanda büyük yük oluşturuyor. Suriye'de istikrarın sağlanması ve yeniden yapılanmanın başlaması, mültecilerin geri dönüşünü hızlandıracak ve Türkiye üzerindeki baskıyı azaltacaktır. Ayrıca, Türkiye'nin inşaat firmaları ve müteahhitlik sektörü, Suriye'deki yeniden yapılanma sürecinde önemli bir rol oynayabilir. Ancak Türkiye'nin bu sürece dahil olabilmesi için, Esad rejimiyle siyasi bir mutabakata varılması ve uluslararası meşruiyet çerçevesinde hareket edilmesi gerekiyor.